TÜSİAD'da başkanlık kolay mı?

a
a
Salı, 22 Aralık 2009 - 05:00

Uzun yıllardır iş dünyasının işleyişini izlerim. TÜSİAD’a başkanlık, 20 yıl öncesine göre giderek daha zor ve zaman isteyen bir göreve dönüşüyor. Capital500 Ödül Töreni’nde eski başkanlardan Şahap Kocatopçu’ya da sormuştum. O da zorluk derecesinin değişmediğini, ancak iş yükünün şimdilerde daha da arttığını söylemişti. Bunu görmek için TÜSİAD Başkanı’nın aylık ajandasına bakmak yeterli... Ekonomist’in bir gecesine davet etmek için Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın ofisi ile epey yakın çalışmıştık. Orada da görmüştük ki, TÜSİAD Başkanlığı, tamamen bir gönüllülük işi ve başkanın özverisine dayanıyor... İşini ve ailesini bırakıp, oradan oraya koşturması gerekiyor. Bunu 2008 Yılı Faaliyet Raporu’ndan da görmek mümkün... Başkan 1 yıl içinde ABD, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika’ya gitmiş, Avrupa Birliği ile ilgili 4 seyahat yapmış. Ankara’ya 8’e yakın ziyaret gerçekleştirmiş. 10’a yakın seminer ve ödül törenine katılmış. Anadolu’da çok sayıda toplantıda konuşmacı olmuş.

Nefes nefese bir başkanlık

Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın başkanlık ofisinden de bilgi aldım. Aralık ayının ortasına kadar Başkan’ın katıldığı toplantı sayısı 47’ye ulaşmış. Neredeyse her haftaya bir etkinlik ve seyahat düşüyor. Yeni dönemin başkanı aktivite raporu bile bu görevin zorluğunu açıkça ortaya koyuyor. Çünkü, TÜSİAD, artık 1970’lerin TÜSİAD’ı değil. Yeni dönemde TÜSİAD Başkanı’nı şu gerçekler belirliyor:

1. Başkanlık, neredeyse büyük bir şirketin CEO’luğu (üst yönetici) kadar önemli sorumluluk getiriyor. Toplantı ve seyahatler, bir başka görevi full time yapmayı engelliyor.

2. O nedenle, ‘iş ve yatırım yoğunluğu’nu gerekçe gösteren Ferit Şahenk görevden affını istiyor. Bu görevi üstlenecek iş insanı, kendi şirketindeki faaliyetlerini en aza indireceği için, işlerini devredeceği birine ihtiyacı olacak. Arzuhan Doğan Yalçındağ’ın böyle bir şansı vardı. Ümit Boyner de eşi nedeniyle aile şirketinde benzer bir olanağa sahip.

Daha genç başkan lazım!

3. Muharrem Kayhan, “On yaş genç olsam ve daha önce bu görevi yapmamış olsam tabii ki isterdim” diyor. Zaten 50’nin üstündeki hiçbir işadamı ve iş kadını bu görevi düşünmüyor. Çünkü, yeni TÜSİAD Başkanı’nı zorlu bir ajanda ve yüksek enerjiye ihtiyaç duyan bir program bekliyor.

 

4. Başkanların yaş profiline baktığımızda da son yıllarda yaş ortalamasının 40’lara indiğini görüyoruz.

5. Son olarak galiba yeni başkan da hükümeti açıkça eleştirebilme gücü de olmalı... Bazı iş insanları bu tip bir görüntü vermek istemiyor olabilirler. Geçmişe bakarsak, TÜSİAD’ın gerektiğinde sert eleştiriler yaptığını ve hükümetin tepkisini çektiğini görürüz.

Son sözü, bu görevi başarıyla yürütmüş Bülent Eczacıbaşı’na bırakıyorum. Geçen ay içinde bu konudaki görüşünü istediğimde, şu yanıtı vermişti: “Her dönemde TÜSİAD başkanlığı zor ve ‘tam zamanlı’ çalışmayla yoğun çaba isteyen bir görev olmuştur.”

Yunanistan’da banka almak cazip mi?

Ekonomisi 300 milyar euro’luk borç nedeniyle sıkıntıya giren Yunanistan, Türkiye’de başka bir tartışmayı başlattı. Basından izliyorsunuzdur... İşadamlarına, ‘Şimdi sıra sizde, gidin Yunanistan’dan banka alın’ önerileri yapılıyor.

Basından gelen bu önerilere, dün iş dünyasından, hatta Türk-Yunan İş Konseyi Başkanı Selim Egeli’den de destek geldi: “Birkaç yıldır Yunanlılar buraya yatırıma geliyordu, şimdi sıra Türkler’de.”

Peki böyle bir ortamda Yunanistan’da banka almak, banka sahibi ya da CEO’lar için anlamlı mı?

Bu sorunun yanıtını önemli bir bankanın başkanından aldım. Yanıtını birkaç başlıkta verip, konuya açıklık getirmeye katkıda bulunmak istiyorum. Başkan diyor ki:

1. Yunanistan önemli bir ekonomidir, bankacılık için potansiyel vadediyordur. Banka satın almak isteyen yatırımcının bu konudaki kararı tamamen kişiseldir. İnsandan insana değişir. Ben kendi görüşümü söyleyeyim. Dünya ekonomisinin bu durumunda, banka alır mıydım, alırsam da adres Yunanistan olur muydu? Önce bunun kararını vermek lazım.

2. Banka alacak olsam, Yunanistan yerine başka ülkeleri, örneğin, nüfus ve potansiyel üstünlüğü olan Ukrayna’yı tercih ederdim.

3. Bir başka seçenek ise kaynaklarımı Yunanistan yerine, bütün yabancıların potansiyel görüp geldiği Türkiye’de kullanmak olurdu.

4. Yunanistan’da kendini yabancı hissedebilirsin. Burada 50 şube açacağın dönemde, orada çeşitli nedenlerle 10 şube açmakta bile zorlanabilirsin.