“1 şişe parfüme tav olurum”

'Uyan Türkiye' ve 'Burada Laf Çok' gibi efsane Talk Show'ların usta sunucusu Mesut Yar 40 kilo verdi ve yepyeni bir insan olarak çıktı karşımıza. Oğluyla sonradan harika bir ilişki kuran ve üçüncü evliliğinde mutluluğu yakalayan Yar'ın en büyük korkusu eşinden ayrı ölmek ve yapmadığı bir şey için suçlanmak.

27 Nisan 2014, Pazar 05:00
A A

röportajı: CANAN DANYILDIZ

- Bu kendi gazetende verdiğin ilk büyük röportaj, hoş geldin!

Bütün ilklerimi senle yaşıyorum, çok hoş! (Gülüyoruz)

  -10 parmağında 10 marifet! Oyunculuk, program sunuculuğu...

Aslında birçok şeyi yapmanın altında geçmişte yaşadığım travmalar var. Erken kaybettim anne babamı, baba tarafım çok zengindir ama görüşmeyiz. Abim harp okulunda öğrenci; e geriye bir an önce iş sahibi olmam gibi bir şart kalıyordu. Opera, müze asistanlığı, tiyatro ve gazetecilik yaptığım işlerden bazıları o yıllarda.

- Oyunculukta nasıl buluyorsun kendini?

O da zamanında tiyatro yaptığım için bildiğim bir şey; yeni değil. Kendimi oynadığım zaman daha keyifli oluyor sanki.

- Doğal birisin; eline tutuşturulmuş kurgu olmuyor!

Katılıyorum; ama farklı yönlerimi denemeyi bir şeyler yapmayı seviyorum. Bana ait işlerde hiç şansı yok projenin. Programım, yarışmam. Ne sayarsan! Sahiplendiğim işi alır götürürüm.

- Eşin Ferda; halkla ilişkilerci; seni bir yerlere o mu pazarlıyor?

Hayır asla! Ferda kendi işinde çok iyidir; ama ben kendim şunu yapmak istiyorum derim; o sonra bana uygun olup olmadığı konusunda fikir verir; benim duruşumla ilgili.

- Motor meslek mezunusun...

Evet ama aklım elimden daha çok çalışır benim, onu farkettim bir süre sonra. El becerim yok. Mahallede iki tip insan vardı: Ya ağır abi olacaktın, ya da okuyan adam. Mahallede okuyan iki ikişiydik sadece, mahallenin namusuyduk diyebilirim.

- Nasıldı o yılların, o zaman da böyle ağzı laf yapan biri miydin?

Hep eğlenceli, korkusuz ve her şeyin önde gideniydim. Hatta iri yarı biri de olduğum için kavganın ortasına dalınca; benim için ‘bu çocuk psikopat olacak’ derlerdi. Hele entellektüel psikopat daha fenadır bilirsin, terbiyesiyle döver!

- Lafı dinlenen değil de doğrudan olaya dalan biriymişsin yahu!

Yok! Lafı sözü dinlenen, fikri alınan da biriydim. Feriköy -Nişantaşı kavgası mı yapılacak ‘Mesut sen ne düşünüyorsun?’ diye bir gelirlerdi yanıma.

- Öğrenciliğin nasıldı?

Lise sona kadar gerzek bir adamdım diyebilirim; üniversitede açılanlardanım. Fotoğrafik hafızam çok iyiydi; kafam çok hızlı çalışırdı ve dersi derste dinler sonra da hiç çalışmazdım.

- Arkeoloji okumuşsun, mahalle kavgasından tarihe... Enteresan olmuş!

Indiana Jones’u seyretmiştim Canan, ondan çok etkilendim. Fantezim bu, kamçılı adam olmak. Hatta 60 bölüm süren bir yarışma programım var; o tipte seksi dolaştığım.

- Yurt dışına gitmek gibi niyetin oldu mu hiç?

Roma bursunu aldım o yıl; başarılıydım üniversitede. Ama aşık oldum ve evlendim. Türkiye’de kaldım böylece.

- Neden o kadar erken evlendin ki?

Düşünsene! Kimin kimsen yok, anneannem büyüttü beni. Ayrıca etrafta çok gezinebileceğin kız yok; ahlaki bir boyutu da var işin. Bir de 3 bin erkeğin okuduğu bir yerde 2-3 kız var. Aşık olmayıp da ne olacaktım ki! Ailen olmadığı için bir an önce birinin sana sahip çıkmasını ve ailen olmasını istiyorsun.

- 3 bine 3 kız? Vaou!

O kızlar sakallı mezun oldular; o kadar erkek hormon vardı ki etrafta düşün!

- O zaman da çapkın mıydın diyeceğim, 3 kıza ayıp olacak!

Evet, evet; o zaman da çok bakarlardı; popüler bir adamdım şimdiki gibi. Üniversitede yapmadığımız yaramazlık yoktu kızlar anlamında.

“Cem Yılmaz ve Ata Demirer’i canlı yayına ilk çıkaran benim!”

- Gazeteye nasıl sıçradın?

Hürriyet’te bir abim vardı; işe ihtiyacım olduğunu biliyordu. Arada çünkü para kazanmak için tamirhaneye bile gidiyordum. Derken gazete öyle başladı. Aslında arada başka işler de yapıyordum.

  -Kırılma noktan neresi?

Güner Ümit! TRT’den ayrılıp Kanal 6’ya geçeceğini onunla çalışıp çalışamayacağımı sordu; ben de kabul ettim! İlk büyük kırılma noktam orası; onun programına Temel fıkraları yazmak! Ama yine de tek işle yetinemiyorum çünkü Batuhan yeni doğmuş para lazım vs.

  -Ama o yıllar için enteresan birisin de..

. Tabii farklıyım, çok hızlı düşünüyorum, çok hızlı şeyler üretiyorum ve yerimde duramıyorum. Ekrana çıkışımsa daha komik Kanal E’yi kurduk, tv’den anlayan yok benden başka. Haber müdürü oldum, Tolga Savacı deneme çekimine gelmeyince yerine beni koydular ve 28 gece sonra ben başka bir yere transfer oldum.

- Ekonomi programın vardı bir tane!

Ya evet sorma! Ekonomi konuşuyoruz ama çok matrak! Düşünsene; konuklarım Cem Yılmaz, Ata Demirer gibi isimler! Ne konuşuyor olabiliriz ki ya da ne kadar ciddi olabiliriz. Şu an ünlü bir yerde olan isimlerin çoğu neredeyse ilk kez benim programıma çıkmıştır.

- Egoları alınmış gibisin, doğru muyum?

Evet, hiç yoktur egolarım. Kendim de çalışarak bir yere geldiğim için benim bir tarafım kalkamaz. Günaydın demek; ya da fotoğraf çektirmek isteyen birine asla hayır demem.

“keşke meyhanede kurduğum dostluklar sağlam olsaydı”

- Pişmanlıkların var mı hayatta?

Olmaz mı? Kimin yok ki! Alkol, meyhane ve habire böyle giden bir hayatım vardı. Kördüm Canan. Ve kör olduğunda hata yapma olasılığın çok yüksektir. Keşke o tiplerde kurduğum arkadaşlıklarım daha sağlam, dürüst olsaydı, para kaybetmeseydim, kendimi kaybetmeseydim.

- Çabaların devam mı?

Evet, vicdanlı bir adam olmaya çalışıyorum; bak dikkat et! Öyleyim demiyorum: Vicdanlı olmaya çalışıyorum. Arkamdan ‘pislik’ demesinler diye uğraşıyorum. İtici, çirkin ne isterlerse desinler; düşünsünler ama ‘pislik’ demesinler.

- Kırdığın kadın-erkek herkesten özür diledin mi?

Diledim, çok ağladım. Kötülük yapıp bencillik ettiğim insanlar vardı; hepsinden af diledim. Tanrı bunun cezasını bana ödetti ve o ceza bitince Ferda ile ödüllendirdi.

- Şimdi çapkınlık ne alemde?

Hiç canım çekmiyor! Çok mutluyum! Bir kadın da bozmaya çalışırsa, Ferda’yı, onu nasıl sevdiğimi anlatırım ki vicdanlı davransın, çıksın gitsin karşımdan.

- Özel ilişkinde seni ne deli eder?

Bir şeyi yapmadığım halde ‘yapıyorsun!’ denmesi.

- Nasıl tavlar seni bir kadın?

Yaaaa çok zayıfım parfüm konusunda! (Kahkaha atıyor) Beni 1 şişe parfüme tavlarsın!

“Hiçbir birikimim yok!”

- Her şeyini kaybetme korkun var mı?

O kadar çok dibe vurdum ki Canan, o kadar çok para kaybettim ki ve kazandım da tabii! Çok kere sıfırladım. Ama yeniden ve çalışarak yapabileceğimi biliyorum. O yüzden öyle bir korkum yok. Ailenin olmaması da o büyük manevi kayıp zaten.

- Paraya önem veren biri değil misin yani?

İniş kadar çıkış da var. Hiçbir birikimim yok. Bir evim, yazlığım ve arabam var; bana yeter.

- O halde mutlu Mesut, marka takıntın da yoktur!

Evet yok, lükslerim de yok. Ama iyi geziyorum, iyi yaşıyorum ve iyi giyiniyorum. Yaşım da ilerliyor; artık hayatın keyifli taraflarını da istiyorum.

- Kendini teslim eder misin birine; bir şeye?

Ben birinin elinde vezir de rezil de olabilecek biriyim; doğru tespit. Kolay teslim olurum; beni bir enkaza da çevirebilirsin ya da göklere de çıkarabilirsin. Vezir de oldum rezil de hayatımda

“kadınları aşık edip terk ederdim!”

- İlk evlilliğin nasıldı?

Çok iyiydi; Batuhan da ilk evliliğimden dünyaya geldi. Sonra bir şeylerin gitmediğini gördüm; erken olduğunu anladım ve frene bastım. İkinci de bitti malum; şimdi üçüncü evliliğimdeyim ve çok keyifli bir şey yaşıyorum.

- Seninle ilgili çok dedikodu dönerdi be!

Evet çok çapkın olduğumdan eşcinsel olduğuma kadar!

- Değil miydin?

Eşcinsel mi? Değilim tabii ki! (Gülüyoruz) Çok çapkın olduğum zamanlar var ama evliyken değil. Fazla şehir efsanesi var gezen.

 - Neden çapkınlık yapardın?

Ya evliliklerimden biri yapmadığım halde; sürekli ‘sen beni aldatıyorsun’ diye kavgayla geçti. Şüphe acayip bir şeydir. Yapmadığımı anlatamadım. Ama boşandığımız gün çapkınlıklarım başladı.

- Çok can yaktın mı?

Üff hem de nasıl! Hepsinden özür dilerim, diledim. Aşık eder bırakırdım; ya da hak ettikleri gibi davranmazdım. Çok kötü bir adamdım ama son evliliğim kendime getirdi beni.

“Çok çalıştığım için oğluma baba ol amadım”

- Acayip kilo verdin, nerede kendinden ‘tiksindin’?

Bana herkes ‘şirin’ der; bir gün psikolog bir arkadaşım bana ‘şirin nedir?’ diye sordu; iyi bir şey diye düşündüm: ‘Hayır, cinsiyetsizdir şirin’ dedi. O gün bir şeyin olduğu zaman aslında. 40 kg verdim!

- Net bir olayın var mı?

Bir doğum günü yaptım; gecenin sabahında aynaya baktım kendime dedim ki ‘bu halin ne?’ Piknik tüpü gibi bir şey. Yani ekranın karşısına çıkıyorum, bu ne hal diye kendime kızdım! ‘Sen iradesiz bir hayvan mısın?’ diye başladım ve irademi ölçmek için kilo verme işine girdim.

- Ne değişti hayatında? Beden küçülmekten başka?

Artık bir anlaşma yaparken kendi kurallarımı kendim koyabiliyorum. Yani özgüvenim müthiş arttı. O kadar müthiş bir irade sınavından geçtim ki üzerine daha yapamayacağın şey yokmuş gibi geliyor. Acayip bir güç! 40 kg verdiysem hayattaki her şeyi yapabilirim gibi geliyor.

- Fiziksel hoşlukları da vardır ama hissettiğin...

Yani eskiden piknik tüpü gibiydim, şimdi ‘abi sende boy varmış’ diyorlar. Batuhan da şimdi zayıflıyor; babasından güç buldu.

- Sahi onla ilişkiniz nasıl?

Çok sonradan baba-oğul olduk; onun zor ve uzun bir ergenlik dönemi oldu. Ben de kendi babamla büyümediğim için ‘babalık’ nedir pek bilemedim açıkçası; ama şimdi çok iyiyiz.

- Evet! Birbirinize doyamıyorsunuz Twitter’da, eleştirim var!

Ya o bizim baba-oğul geliştirdiğimiz bir dil aslında; bir oyun gibi düşün. Oradan ‘evladım’ diye bir şeyler söylüyorum; o da çok zeki ve yaratıcı bir çocuktur; bana bir şeyler söylüyor. Ben onun atıyım; o benim tayım.

- Neden ihmal ettin Batuhan’ı?

Çok çalışıyordum çünkü... Yeterince açık sanırım. Ben bu süreçte hem kendimi hem de oğlumu kaybettim. Yıllar sonra kayıp oğlumu buldum, kayıp Mesut’u da.

- Sen de çok yazar mısın Twitter’da herhangi bir konu hakkında?

Ya ben oranın özgür bir alan olduğunu düşünüyorum; ama hakaret edebileceğin bir mecra değil. Her önüne gelen şeyi yazamazsın, Mesut Yar olunca küfür kaldırabilir mi oluyorum? Bana küfredeni gider bulurum arkadaşım.

- Peki kurumu mu bağlar söylediklerin seni mi?

O iki şeyi ayırt etmekte fayda var; iyi noktaya geldin. Bazıları kurumu bağlar zaten yazıyorum oraya; bazıları da kişisel olarak beni. Ama genel olarak Twitter ya da öteki sosyal medya konseptlerinde vakit geçirmek çok manalı değil. İz bırakmıyorsun çünkü. Ama kağıt öyle değil; gazete ve dergi... Ben bunlara inanıyorum hala. Belgesel çekiyorum, kitap yazıyorum bu vakitte.

özel hayatımı “medyada özel hayatımı ifşa etmiyorum”

- Şimdi nasıl hayatın?

Çok mutluyum, geçmişteki bütün ilişkilerimden temize çıktım ve Ferda ile bu yüzden çok mutlu bir evliliğimiz var.

- Ama ifşa etmiyorsun?

Neden edeyim ki? Yapanlar orda burda 6 ay sonra patlıyor gerek yok.

- Nasıl tanıştınız?

POSTA’dan Serkut ile arkadaş Ferda; ben gördüm ve tanışmak istedim; zar zor bir yemeğe ikna ettim ve başladık.

- Sonra?

Yürümüyor dedim, ayrılmak istedim. Çünkü kısa sürer diye de düşünmüştüm ama öyle olmadı.

- Nasıl?

Ferda hiçbir kadının yapmadığını yaptı; ayrılmak istediğimde bana belalar okuyup ya da küfredip kabul etmedi. Karşıma oturdu ve olumlu olumsuz ne varsa konuştuk. Hayatımda ilk kez biri benimle kalmak istiyordu. Ferda çok başka bir kadındır.

- Batuhan ile araları nasıl?

Bütün ilişkilerimizi o rayına sokmuştur; inanılmaz biri.

- Ne korkutur sizi evliliğinizde?

Ayrı ya da birbirinden önce ölmek! Vallahi, bakma öyle! Şaşırıyorsun anlıyorum ama biz birlikte ölmek istiyoruz. Allah bize birlikte ölüm nasip etsin, ikimiz de birbirimizin acısını kaldıramayız.

- Ferda’yı anlat desem?

O her şeyim benim; annem, arkadaşım, sevgilim, karım...

- Yeniden baba olma hayalin var mı?

Ben istiyorum, hatta Batuhan da siz yapın ben bakarım diyor (Kahkaha atıyoruz) Sanki olsa süper olur bir kız çocuğu be!

“yanıtı biliyorsam çaktırırım”

- Paralar gerçek mi ‘Bir Milyon Canlı Para’da?

Evet, özel güvenlik görevlileri başında nöbet tutuyor.

- En çok neyin hayaliyle kazanmaya geliyor millet?

Ev almak, iş kurmak gibi sebepler oluyor genellikle. Daha hiç, şu parayla ‘gidip Monako’da 5 gün kadınlarla güzel vakit geçireceğim’ diyen birini görmedim.

- Konuşuyor musunuz programdan önce?

Yok çok yüz göz olmak istemiyorum açıkçası; çünkü ben dayanamayıp açık veririm yüzde yüz. Kaşım gözüm oynar doğru yanıtı anlarsın hemen, çaktırırım. Duygusal bir adamım o açıdan.

- Soruların yanıtını sen biliyor musun?

İlk başlarda biliyordum; ama şimdi bilmiyorum ki ben de aynı heyecanı duyayım.

- Kanal o parayı hemen veriyor mu?

Kanal D o anlamda çok iyi; çok kısa sürede ödemeyi yapıyor; diğer şirketler gibi değil. O medya gruplar hâlâ birçok insanın parasını ödemedi daha.

- Senin 1 milyonun olsa ne yaparsın?

Ben 1 buzdolabı için yarışmıştım zamanın birinde; hatırlıyorum az kalsın sunucuyu öldürüyordum hırstan! 1 milyon için neler yapmazdım... Şakası bir yana çok büyük bir para Canan be! Çok şey yaparsın.

- Lafı dolandırmasak?

Hayatımda hiç piyango oynamadım. Haydan gelen paranın huya gideceğini düşünüyorum. Ben çalışarak kazanılan paradan yanayım. O kadar çok bu tip paralar kazanan insanların başına neler geldiğini gördüm ki; çok korkarım bana da ya aynısı olursa diye.

- Kuralları olan birisin ha?

Evet, bana havadan para veremezsin, rüşvet veremezsin mesela. Bir tek parfüme dayanamıyorum hepsi bu! Bak o rüşvet olabilir. Bir parfümle beni yatağa atarsın! (Kahkaha atıyor) Şakası bir tarafa; kolay para kazanmak istesem.

 (20.04.2014 tarihli Posta karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;