'1 trilyon dolarlık' ülkeler kulübüne erken girdik!

Salı, 03 Ağustos 2010 - 05:00

IMF’nin açıklaması vardı hafta sonu... Türkiye’nin milli gelirinin 2010 yılında 1 trilyon doları geçip, 1 trilyon 95 milyar dolara ulaşacağını açıkladı. Türkiye’nin milli geliri 2008 yılında 950 milyar dolar, 2009 yılında ise 954 milyar dolar olmuştu. Birkaç yıl öncesinde Türkiye’nin ‘1 trilyon dolar kulübüne’ girişinin zaman alacağına yönelik tahminler yapılıyordu. Benim tahminim de dürüst olmak gerekirse 2012 ve sonrasında olacağı yönündeydi. Ancak, krizin büyüme açısından sınırlı kayıpla atlatılması, 1 trilyon dolarlık ekonomi hedefine beklenenden daha kısa zamanda ulaşmaması sağlayacak.

Ekonomideki çeşitli sorunlara rağmen Türkiye’nin yarattığı bu başarıyı önemsemek gerekiyor. Çok değil, 11 yıl önce Türkiye’nin milli geliri 247 milyar dolar düzeyindeydi. Yıl sonunda ise neredeyse 4 katıdan daha fazla bir büyüklüğe ulaşacak. Aslında ‘1 trilyon dolarlık ülkeler kulübü’ deyip geçmeyelim. Dünyada bu sınıfa giren ülkelerin sayısı iki elin parmaklarını geçmiyor.

2007 ve 2008’de Hindistan, Avustralya ve Meksika girinceye kadar 10 ülke vardı. Sonra 13’e çıktı. Sonra Güney Kore geldi, şimdi de Türkiye... Toplam 14 ülkenin ekonomisi 1 trilyon doların üzerinde bulunuyor. Bu, gelecekte ‘ilk 10 ülke’ arasına girme hedefi açısından önemli bir gelişmedir. Buna gereken önemi vermemiz, büyüme stratejilerine daha sıkı sarılmamız gerekiyor.

Kayserili girişimci Senegal’de ne gördü?

Hilmi Derinel, Kayseri’nin girişimci işadamlarından biridir... Küçük bir kereste işinden, önemli bir iş yaratmayı başarmış, fırsat neredeyse arayıp bulanlardandır... Merkezi Kayseri’de olmasına rağmen, zamanının önemli bölümünü yurtdışında geçirir... Geçen ay içinde yeni bir pazar yaratmak amacıyla yolu Senegal’e düştü. Şirketi Yonpaş aracılığıyla bu ülkeye ahşap ürünleri satmak amacındaydı. Ancak, uçaktan indiğinde Hilmi Derinel’i büyük bir sürpriz bekliyordu: “Havaalanından dışarı çıkar çıkmaz dışarıda müthiş bir sefaletle karşılaşıyorsunuz. Yüzlerce seyyar satıcı ve taksici, kolunuzdan çekiştirip, bir şeyler satmak istiyor. Anlatmak zor, yaşamak lazım.”

Sefalet ve fırsatlar içi içe

Allah’tan Derinel’i alanda karşılayanlar vardı. Doğruca Hint Okyanusu’nun kenarındaki bir villaya gittiler. İş yapacakları işadamının evinde konaklayacaktı. Ancak, oradaki manzara da inanılmazdı: “Konakladığım villada tüm okyanus ayaklarımın altındaydı. Ama manzara korkunçtu. O güzelim sahilde akşamları fareler cirit atıyordu çünkü, restoranlar dev kazanlarını okyanusta yıkıyorlardı.” Bu felaket manzarası iş yapmaya engel oldu mu? Hayır... Derinel, sefaletin içinde büyük fırsatlar gördüğünü anlatıyor: “Sabah iş araştırmak için şehir merkezine gittim, bir mağazaya girdim. Bizim 500 liraya sattığımız bir ürün, hiç abartmıyorum 1500 dolara pazarlanıyordu. Türkiye’de TOKİ’nin yaptığı tipteki konutlar 150 bin dolardan satılıyor. Her şeyin fiyatı Türkiye’nin 4-5 katı. Üstelik aklınıza gelen her şeyin satılabileceği pazar.” Türk girişimcileri için fırsatların çok olduğu Senegal’de güvenlik sorunu da yokmuş. Hilmi Derinel diyor ki, “Avrupa, Kafkaslar ve Ortadoğu ile uğraşmaktan, Türk şirketleri bu ülkelere de bakmalılar.”

Çin’den 90 milyar dolar

Dönüşte THY görevlisi ile görüşen Hilmi Derinel, “Yolcularımız ağırlıklı olarak Çin’den geliyor” yanıtını almış. Çinliler, çoktan Senegal’i keşfetmiş, yatırıma başlamışlar bile... Ben de bu konuda bir araştırmanın verilerini okumuştum... ‘Afrika’daki Çin’ adlı kitabın yazarı Chris Adlen’e göre, 2000 yılında Çin’in bu kıtayla ticareti 10 milyar dolarmış, 2009’da 90 milyar dolara ulaşmış.

Değişim, düğmeyi çevirmek kadar kolay mı?

İngilizce’de ‘Switch’, isim haliyle ‘elektrik düğmesi’, fiil olarak kullanıldığında ise ‘elektriği açmak/kapatmak’ anlamına geliyor. Chip Heath ve Dan Heath, ‘Değiştirmesi Zor Şeyleri Nasıl Değiştirirsiniz?” konulu kitaba Switch adını vermişler. Değişimin çok basit de olabileceğini ortaya koyan bu kitabın mesajı çok açık: Küçük değişikliklerle büyük değişimleri yap. Başarılı örnekleri kopyala, değişim için ödüllendir ve insanlar değişmiyorsa, çevreyi değiştirmeyi dene...

Başarı odaklı olmanın önemi

Bu kitaptan daha önce bazı örnekler aktarmıştım. Şimdi Türkçeye de çevrildi. Tekrar okuyorum. Bir ‘iş kitabı’ olarak sunulmasına rağmen, aile içi ilişkilerden eğitime kadar çeşitli konuları, hayatın içinden örneklerle kapsayan kitapta, her okudukça altı çizilecek yeni yerler buluyorum. Heath Kardeşler, ‘Switch’de, değişimin başarılı olması için, ‘sorun odaklı’ düşünme yerine, ‘başarılı odaklı’ olmayı öneriyorlar. Bunun için de olumlu düşüncenin, ‘başarıların peşine düşmenin gerektiğinin’ altını çiziyorlar: ‘Başarı noktalarının peşine düşmek, şu anda ne işe yarıyor ve bundan daha fazlasını nasıl yapabiliriz’ sorusunu sormak demektir. Bunun yerine ‘sorun odaklı’ yaklaşım tercih edilir ve şöyle yaklaşılır: ‘Sorun nerede ve bunu nasıl düzeltebiliriz.’

Hataları öne çıkarmaya son

Gerçekten de iş ve özel hayatta bu hayata hep düşüyor, çözüm için ‘hatalardan’ hareket ediyoruz. Olumluya ulaşmak için, olumsuzdan hareket ediyoruz. Kitaba göre, bu olguyu, yani olumsuzdan yana tercihi inceleyen psikologlar, inanılmaz sonuçlara ulaşmışlar: ‘Duygularımızı da olumsuz kelimelerle ifade etmeyi tercih ediyoruz. Olumsuzluk, insan oğlunun içine işlemiş. Nasıl mı? Günlük hayatta en çok kullanılan 24 duygu kelimesinden sadece 6’sı olumluymuş. Daha da kapsamlı bakıldığında, 558 duygu kelimesinden yüzde 38’i olumluya dönükmüş. Değişimin, ‘elektrik düğmesi’ çevirmek kadar basitçe hayata geçirilebileceğini ortaya koyan yazarlar, bu kadar olumsuzluğun hakim olduğu dünyada, ‘başarılardan’ hareket etmeyi öneriyor. Bunun için ‘farklı davranışları’ izlemek gerektiğinin altını çiziyorlar.