100 yıllık aşkın anısına üretilen zeytinyağı...

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00


100 yıllık aşkın anısına üretilen zeytinyağı...

Zeytinyağı kültürüne katkıda bulunmak için Komili’nin bu yıl çıkardığı kitap; gazeteci-yazar Celal Başlangıç’ın kaleme aldığı ‘Trilye’den Derik’e Adatepe’den Yusufeli’ne Hayat Ağacıyla Yaşayanlar’ adını taşıyor. Fotoğraflar ise Tolga Sezgin tarafından çekilmiş. 6. Ayvalık Zeytin Hasat Şenliği’nde tanıtılan kitap bizi Türkiye’nin dört bir yanında eli ve yüreği zeytine, zeytinyağına değen insanlarla tanıştırıyor. İşte bu insanlardan biri olan Osman Menteşe’den, Fransız ninesi Suzan’ın öyküsünü, Milas’ın Ağaçlıhöyük Çiftliği’ndeki küçük ama modern zeytinyağı fabrikasında dinliyoruz. Bu öykü, şimdi burada üretilen butik zeytinyağında yaşıyor...
Milas, Menteşeoğulları’nın başkenti. Osman Menteşe’nin kökleri de Menteşeoğulları’ndan geliyor. Ailesi yüzlerce yıldır bu topraklarda yaşıyor.
Dedesi Murat Menteşe, Sultan Abdülhamit’in baskıcı rejimi sırasında bir süvari binbaşısı. Ağabeyi Halil Menteşe de o dönemdeki illegal İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi. Sonunda ağabey Halil 4 Türkiye’den Paris’e kaçmak zorunda kalıyor. Dede Murat da ağabeyinden dolayı takibe alınıyor. Hatta bir ara tutuklanıp dönemin ünlü cezaevi Bekirağa Bölüğü’ne konuluyor. Bir biçimde kaçıp Fransa’ya ağabeyinin yanına gidiyor, ağabeyi Halil gibi ziraat okuluna kaydoluyor.
Paris’te dans dersleri alan Murat, Suzan’la tanışıyor. Mektuplaşmalar başlıyor. Evlenmeye varacak bir aşk doğuyor aralarında. Ancak kızın ailesi karşı çıkıyor. “Yok, seni böyle serseri, kaçak birine verecek değiliz, üstelik bir de Türk ve Müslüman!” diye... Ve Suzan alelacele bir Fransız genciyle nişanlandırılıyor... 1908’de Abdülhamit tahttan indirilişinin ardından, İttihat ve Terakki iktidara geliyor. Murat aşkını kalbine gömmüş ama unutabilmiş değil, yeniden ulaşıyor Suzan’a. “Artık ailen benim için her şeyi sorabilir elçiliğe” diyerek tekrar evlenme teklif ediyor. Aracılar girer araya, Fransız aile bu kez aşkın büyüklüğünü kabul edip rıza gösterir ve 25 yaşındaki Murat’la 18 yaşındaki Suzan evlenir...

Paris’ten Milas’a gelin geliyor...

Fransız Suzan Paris’ten gelecek artık Milas’ta yaşayacaktır. Hele 1909’da bir genç kızın bunu göze alması büyük cesaret. Elbette bazı kuşkuları vardır. “Nasıl bir evde yaşayacağım, beni haremine sokacak mısın, başamı kapatacak mısın?” diye sorar. Bu endişeleri giderir Murat. Suyu olmayan Milas’ta musluklarından su akan bir ev yaptırırlar. Bütün eşyalar Fransa’dan gelir. Kocasına çok aşık bir kadındır Suzan. Gerisini Osman Menteşe anlatıyor: Dedem 1956’da ölüyor. Amcalarım ve babam diyor ki, ‘Sen istiyorsan Paris’e dön. Biz bu çiftlikten elde edilen geliri sana yollarız.’ Suzan’ın cevabı ise hazır: Murat nerede yatıyorsa ben de onun yanında yatacağım!

Cenazesi masanın üzerinde kaldı...

Suzan Nine 1976’da ölüyor. Müslüman olmuyor, kendi dinini yaşamının sonuna kadar koruyor. Osman Menteşe anlatmayı sürdürüyor: Cenaze töreni yapacağız. Milas Müftüsü dedi ki; ‘Biz Madam’ı tanıyoruz, seviyoruz. Bizim camilerimize yardım ederdi, mevlitler okuturdu; ama kelimeyi şahadet getirmemişti ki, ben nasıl Müslüman töreni yapayım?’ İzmir’e gittik papaza. Papaz dedi ki; “Bir kere benim kiliseme devamlı gelen biri değildi, komünyonu (şaraba batırılmış ekmek) almadığı için de artık o Hıristiyan değil!’ Cenazesi Milas’ta masanın üzerinde kaldı. Sonra köyün imamı dedi ki; ‘Sizin aile mezarlığınız ile bizim Müslüman mezarlığı arasında bir yol var. Orası size ait, oraya gömeriz Madam’ı. Türkçe dualarımızı ederiz. ‘Ve orada Madam’ı Türkçe dualarla gömdüler.

Şişedeki eski fotoğraf

 Menteşe marka zeytinyağı 2009’da bir başka üretilmiş. Şişenin üzerinde eski bir fotoğraf var. İki zeytin dalının üzerinde duruyor. Kumral, kısa saçlı, bakımlı kadın fotoğrafının üzerinde ‘Suzan Nine’ yazıyor. Altında ise Fransızcası: Grand-Maman Suzanne. Osman Menteşe bu zeytinyağını dedesi Murat ile Fransız ninesinin 100. evlilik yıldönümleri anısına üretmiş...

(19 Aralık 2010 Pazar Postası'ndan alınmıştır)