12 Eylül

Pazar, 13 Eylül 2009 - 14:58

Rüştü’nün yediği goller için ayıp kelimesi biraz hafif kaçar. Böyle gol yiyenlere eskiden mahallede kumbara derlerdi. Mustafa Denizli, kargaların bile kahkahalarla güleceği birinci gol için devre arasında, ikinci gol için de maç sonunda Rüştü’ye ne dedi, bilemem. Fakat şu bir gerçek, bir karga olarak demem lazım ki, “Bizi kargaya benzeteceğine...” 

Mustafa Sarp ve Baros’un golünde tüm Beşiktaşlılar’ın yüzü kıpkırmızı oldu. Beşiktaş gollerin sonrasında karşı kaleye gitmek için onca iyi işler yaparken Galatasaray’ın Kewell’la kaçırdığı goller fileyle buluşsa, o zaman yine diyecektim ki bu futbolun adaleti yok. Böyle bir şey olsa yargı Rüştü’yü müebbet hapse mahkum ederdi. Yusuf’un sol tarafta mükemmel işlerle bütünleştirdiği Beşiktaş’ın bir türlü Nihat ile bütünleşemediği, 10 numara diye diye alınan Tabata’nın da perişan saçları oynayıp, Fink ile değişirken, ne kötü kaderi varmış bu takımın demekten kendimi alamadım.

Serdar’ın kaçırdığı goller Beşiktaş’a bir 12 Eylül darbesi gibi geldi. Bir ara Ernst’e baktım gözüm doydu. Bu takımın Yusuf’la birlikte tüm hesabını iki kişi ödememeliydi. Alman terbiyesi bu olsa gerek. Uzun yıllar sonra bir derbi öncesi favori ilan edilen takım kazandı. Aradaki dokuz puanı ben kapatamam. Beşiktaş cumartesiyi böyle bitirdi. 

Ligdeki hasar büyük. Salı gecesi de Devler Lig’inde ağır bir fatura çıkarsa, suç Murat Aksu’nun mu olacak? Demek ki bir başkan adayı ortaya çıktığı anda Beşiktaş’ın tüm dengeleri bozuluyor. O halde ya Murat Aksu adaylıktan, ya da Beşiktaş ligden çekilecek.