12 Eylül'den 12 Eylül'e!

Pazartesi, 23 Ağustos 2010 - 05:00

Referanduma 3 hafta süre kala 30 yıl öncesini düşünmeden edemiyoruz. 1980 yılında Türkiye’yi bir iç savaşın eşiğine getiren sürecin canlı bir tanığı olarak o dönemde askeri darbeyi alkışlayanların bugün nasıl birer demokrasi sevdalısı olduğunu görmek hepimizi gülümsetiyor. 12 Eylül’de yapılan askeri darbe ve darbe sonrası yaşananlar keşke olmasaydı. Demokratik sistem keşke kesintiye uğramasaydı.
Bugün Avrupa Birliği kapısında beklememizin, demokratikleşememekte yaşadığımız sıkıntıların, çağdaşlaşamamızın en önemli nedeni 12 Eylül darbesi değil mi!
Son yılların modası 12 Eylül askeri yönetiminin yargılanması. Asıl amaç 12 Eylül’ü değil askeri yargılamak! Kimse çıkıp Türkiye’yi 12 Eylül’e getiren Demirel-Ecevit çekişmesini, meclisin bilinçli olarak kilitlenmesini sorgulamıyor.
Demirel, Ecevit, Erbakan, ve Türkeş’in siyasi görüşleri yıllar sonra siyasi yasaklar kalkınca tekrar yönetime gelmedi mi! 12 Eylül öncesinin siyasi partileri isimleri değişse de bugün hâlâ tam kadro ortalarda.

***

12 Eylül 2010 de 30 yıl öncesine göre durum farklı. Sağ-sol çatışmalarında belki her gün onlarca insan ölmüyor ama terör can almaya devam ediyor. Sağ-sol ayrışması, bizden-onlardan şekline dönüşmüş durumda! Sosyalist görüş, sosyal demokrat kuruluşlar 12 Eylül mezarlığına çoktan gömüldü! Ekonomimiz artık daha iyi durumda. 70 cent’e muhtaç değiliz. Dünyanın en hızlı gelişen ekonomilerinden birisiyiz. Dünya siyasetinde ağırlığımız daha fazla.

***

12 Eylül darbesi Türkiye’yi bugüne getirdi. 12 Eylül Anayasasından memnun olan kimse yok. Ancak Referanduma sunulan değişikliklerinde yetersiz olduğu tartışmasız. Vatandaş gerçekte neye “Evet” neye “Hayır” dediğini bilmeden sandığa gidiyor. Referandum Recep Bey-Kemal Efendi seçimine döndü! Referandumdan çıkacak “Evet” veya “Hayır” belki de Türkiye’nin önümüzdeki 30 yılına damgasını vuracak.