Candaş Tolga Işık

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170731.candaş_tolga_ışık_25.png

'12 Eylül'ü yapanlar çoktan kocadılar, ceza anlamsız'

Pazartesi, 30 Ağustos 2010 - 05:00

Anayasa değişikliğindeki düzenlemenin simgesel anlamı çok büyük. 12 Eylül’ü yapanlar çoktan kocamışlık sınırını geçti. Bu saatten sonra darbelerle ilgili bir düzenlemenin onlara cezai sonuç doğurması anlamını yitirmiştir.

Kenan Evren “Ertuğrul Günay’ın 12 Eylül ile ilgili şahsi hesab var. O yüzden benimle uğraşıyor” diyor. Var mı öyle bir hesabınız?

Ben 12 Eylül’de yaşadıklarımı günlük yaşantımdan tamamen çıkardım. Benim evimde 12 Eylül konuşulmaz. Çocuklarımla bile o dönem yaşadıklarımla ilgili tek satır konuşmamışımdır. Dolayısıyla bu benim kişisel meselem değil...

Bu anayasa değişikliğine “evet” demek 12 Eylül’e “hesap sormaktır” diyorsunuz. Ama 12 Eylül’ü yapanların yargılanma ihtimalleri yok.

Öyle değil... Bir kere simgesel anlamı çok büyük... Bu ülkenin anayasasına 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra “Darbe yapanlar yargıanamaz” diye bir ifade koydular ve bu ifade 2010 yılına kadar anayasada kaldı. Biz şimdi onu kaldırıyoruz. Diğer söylediğinize gelince 12 Eylül’ü yapanlar çoktan kocamışlık sınırını geçti. Bu saatten sonra darbelerle ilgili bir düzenlemenin onlara cezai sonuç doğurması anlamını yitirmiştir.

EVREN ‘BU SAATTEN SONRA NE YERSE YESİN’ YAŞINA GELDİ

 Kenan Evren deyince aklınıza ne geliyor?

Kenan Evren kullanılmış bir figürdür. Kazara bir konuma gelmiş daha sonrasında da dış güçler tarafından o günün şartlarına göre Türkiye’yi yönetmek üzere kullanılmıştır. Biri kullanılacaktı o gönüllü oldu..

Evren “12 Eylül’ü halka sorsunlar, olumsuz bir sonuç çıkarsa kendimi asarım” dedi?

O artık bu saatten sonra ne yerse yesin yaşına gelmiş. Herşeyi söyleyebilir.

 İnanıyor da olamaz mı?

Olabilir tabi...Çevresinde bir dalkavuk takımı vardır böyle söylüyorlardır. Bir ara Evren’in tablolarına servet verip satın alan işadamları çıkmıştı.

Türkiye 1980’lerde bu anayasayı yüzde 90’larla kabul etti. Bunu nasıl tercüme ediyorsunuz?

O şuydu alternatifi askeri rejim olduğu için öye bir oran çıktı. Ya bu anayasayı kabul edin ya da biz kalacağız. Ayrıca hayır propagandası yapmak da yasaktı.

Siz ne oy verdiniz?

Hayır dedim.

Başbakan da öyle demiş?

Onun ait olduğu düşünce dünyası da “hayır” diyordu, bizzat biliyorum.

Bu anayasa değişikliği 12 Eylül’ün en büyük ürünlerinden biri olan YÖK’ü niye kaldırmıyor?

“Bu anayasa nihai ve en iyi anayasa değişikliğidir” demiyoruz... Kuşkusuz eksikler var. O eksikler yüzünden “hayır”mı diyeceğiz?

2 İLERİ GİDEMİYORUZ DİYE 1 İLERİ DEMİ GİTMEYECEĞİZ?

Muhalefet “İktidar bu anayasa değişikliğini yaparsa yargıyı ele geçirecek” diyor?

Bunu bizim cevaplamamıza gerek yok. AK Parti’nin bu anayasa ile yargıyı ele geçirmeye çalıştığı iddiasını bugüne kadar iktidara karşı abartılı bir objektifliği olduğunu her fırsatta ispatlamıl Anayasa Mahkemesi cevapladı. “Yok böyle birşey” dedi. Hatta “Bazı düzenlemeler hukuk devleti açısından ileri adımlardır” dedi. Hatta “Yürütmenin yargıya etkisi azalmaktadır” diye de ifadeler var. Ama tekrar söyleyeyim daha ileri bir anayasa değişikliği olamaz mıydı? Olabilirdi! Peki ne yapalım 2 ileri hüküm yok diye 1 ileri hüküm de olmasın mı?

Ben bütün şunu görüyorum: süreç tam manasıyla politize oldu. Ne evet diyen ne de hayır diyen bilerek söylüyor?

Ben kendi adıma gittiğim hiçbir yerde “evet” deyin demezseniz şöyle olur böyle olur demiyorum. Tek söylediğim lütfen şu değişiklikleri bir okuyun. Ama mutlaka okuyun. Neye evet neye hayır dediğinizi bilin. Sonra kararı kendiniz verin.

Başbakan da böyle mi yapıyor sizce? Muhalefetle öyle bir söz düellosu var ki aralarında takip etmekte zorlanıyoruz.

Muhalefet öyle acımasızca saldırıyor ki Başbakan da insani tepkiler veriyor. Başbakan duygularıyla hareket eden bir insan...

ÜMİT BOYNER OLMASA TUSİAD’IN NE SÖYLEDİĞİNE DÖNÜP BAKMAZDIM BİLE

“Bitaraf olan bertaraf olur” dedi geçenlerde bitaraf olmak da demokratik bir hak değil midir?

O “İlle de benim tarafımı tutun tutmazsanız şöyle olur” diye bir açıklama değildi. Orada kast edilen “Siyasi tartışmalarda bir tavır alınması gerekir” di. TUSİAD’a yönelik bir çıkıştı... Ben de katılıyorum: Bu siyasi tartışma ortamında bir tavır koymak gerekir, aksi halde tavırsızlık sizi değersizleştirir, anlamsızlaştırır.

Orada Başbakan “evet demeyen bitaraf olur” demedi ki...TUSİAD’ın bugüne kadar itiraz ettiği birçok antidemokratik vesayetçi uyguama bu anayasa ile değiştiriliyor. Niye buna tepkisiz kalıyorlar, ben de anlamıyorum. Özellikle geçmişte Yeni Demokrasi Hareketi gibi ilerici bir hareketin içinde bulunan Boyner Ailesi’nin bu süreçte daha katılımcı olmasını beklerdim. Boyner soyadı bizim için böyle özel bir anlam taşıyor. TUSİAD’ın başında başka biri olsa ne söylediği bu kadar önemli olmazdı. Ben kendi adıma ne söylüyorlar diye dönüp bakmazdım bile... Ama başında Ümit Boyner var daha cesur bir tavır beklemek hakkımızdır.