2010'da ekranlar ne getirdi, ne götürdü?

a
a
Perşembe, 30 Aralık 2010 - 05:00

Ve yılın son yazısını yazıyorum. Yarın bu sayfada detaylı bir yılbaşı gecesi programları analizi bulacaksınız. İzlemek istediklerinize siz karar verin elbette... 2010 düşerken ardında bıraktıklarına kısaca bir göz atalım. Bu yıl son birkaç yıldır olduğu gibi gelenek yine değişmedi ve yıla yine diziler damgasını vurdu. Bu köşede yıl boyunca 700 kadar dizi yazısı yazıldı. Şöyle bir üzerinden bakarsak;

HER HAFTA BİR FİLM!

Diziler geçen yıl 70 dakikalık özel bölümleriyle prime time kuşağını kaplamışlardı. Bu yıl özet ve özel bölümleriyle 150 dakikalık uzunluğa eriştiler. Bu da her hafta bir sinema filmi demekti...

[[HAFTAYA]]

Sezon başında yaklaşık 80 dizi hayatımıza girdi. Bunların 30’dan fazlası yayından kalktı, tatil edildi ya da kanal değiştirdi...

Etkin bir kitle oluşturmasına rağmen nefesi tükenen diziler arasında en çok Deli Saraylı, Güneydoğu’dan Öyküler: Önce Vatan, Şen Yuva, Çakıl Taşları ve Umut Yolcuları hakkında ağıt yakıldı. Hepsi başarılı ama reyting karşılığı bulamayan işlerdi... Yine bu yıl diziler için bir başka yenilik de aynı bölümün arka arkaya iki kez oynatılmasıydı. Türk Malı’nda çok iş yaptı bu yöntem. Sonradan bıktırdı elbette ve bitti.

İKİ DİZİDE BİRDEN OYNUYORLAR

Bu yıl Türk izleyicisinin ilk kez karşılaştığı bir başka uygulama da bir oyuncunun birden fazla dizide rol almasıydı. Hâlâ da devam ediyor ama ikiye bölününce odaklanma sorunu ortaya çıkıyor oyuncularda... Dizilerin içine dolaylı reklam fikri de bu yıl çıktı ortaya. Son olarak Çocuklar Duymasın bariz bir kola reklamıyla karşımızdaydı... Bir diziden yavru dizi yaratmak fikrinin mucidi de bu yıl gösterdi yüzünü. Arka Sıradakiler ekibi liseden mezun olunca, Öğretmen Kemal yeni bir lise dizisi oldu. Bu yıl günlük dizi yayınlayan Fox TV’nin yüzü ekstra güldü. Maliyeti düşük reytingi yüksek iki iş hem para hem de kemik bir gündüz kuşağı izleyicisi kazandırdı kanala. İddiam o dur ki; Unutma Beni ve Deniz Yıldızı birkaç yıl daha ekranda kalacak... Çok sayıda program dizilere odaklanarak sektör içinden sektör çıkardı. Sadece diziler için yapılan ve sayısı 10’a yaklaşan tematik program da işin kaymağı oldu...

BİR TAŞLA KAÇ KUŞ VURULUR?

Kurtlar Vadisi dördüncü kez kanal değiştirdi. Ezel başladığı gibi farklı bir kanala gitti. Lale Devri ve Şen Yuva da yerinde duramayanlar olarak dizi tarihine geçti... Çok izlenen diziler arasında dönem, polisiye, mafya ve gençlik dizileri alıştığımız aile ve ağalık düzeni senaryolarının üstüne çıktı. Ama Türk izleyicisi görkem ve zenginlik kokan dizilerden elini hiç çekmedi... Aynı senaristlerin kaleminden çıkan birden fazla dizinin aynı anda yayında olması ve reyting alması da ilginçti. Yaprak Dökümü ve Fatmagül’ün Suçu Ne?, Geniş Aile ve Yerden Yüksek, Kurtlar Vadisi ve Halil İbrahim Sofrası, Çocuklar Duymasın ve Papatyam ilk akla gelen örnekler... Ve sektörün büyüklüğü dertleri de getirdi. “Yerli Dizi Yersiz Uzun” eylemiyle sektör dertlerini kustu. En çok ağlaşanların set işçileri değil de başrol oyuncuları olması yakın bir patlamanın belirtisi gibiydi...

YARIŞMALARDA HAYAL KIRIKLIĞI

Sezon başında bu yıl yarışmaların yıldızının parlayacağını düşünmüştüm. Özellikle de bilgi yarışmalarının... Ama öyle olmadı. Yine iddia, tahmin ve gösteriye dayalı yarışmalara itibar etti Türk izleyicisi. Kelime Oyunu ve Kelimenin Gücü kusursuz ve katışıksız bilgi yarışmaları olarak ayakta nasıl kaldı, şaşırıyorum...

HABERCİLER KOLTUKTAN KALKMADI

Haber programlarında ise sokak yerini masa başına bıraktı. Mesela Uğur Dündar’ın elinde mikrofon olaylara doğru koşuşunu ve dosyalarını bekledik durduk ama gelmedi... Keza Mehmet Ali Birand 32. Gün için hiç pasaportunu kullanmadı. Dünya liderlerini haber bültenlerinden izlemekle yetindik. Can Dündar’ın masaya oturmasıyla belgesel meselesi de kalktı ortadan. Popüler belgeseller olmayınca İZ TV gibi belgesel kanalları sivrildi ve hatırı sayılır işlere imza attılar... Haber tartışma programlarında moda, birbirinin aynı görüşteki 20 kadar kafayı masa etrafına oturtarak başlarına bir de sunucu koymak oldu. Herkes konuştu ama kimse bir şey anlamadı...

KUŞAK VE DİĞER PROGRAMLAR İSE...

Kuşak programlarındaki dönüşümün adresi izdivaç programlarıydı bu yıl. Ve bunların da barıştırma/ kavuşturma gibi yan endüstri programları kapladı kanalları. Şarkılı türkülü kuşak programları gözden düştü. Yapabilen bir iki isim kaldı ki, onlar da ağırlıklı olarak tartışma/cinayet ya da 3’üncü sayfa işlerine yöneldiler... Spor programlarında toplu ahkam modası bu yıl yine gözdeydi. Bir masanın etrafındaki birden fazla yorumcu saha içi ve takımlar hakkında atıp tutarken en ilginç işleri kenarda köşede kalmış isimler çıkardı. Bay Tahmin bu anlamda bir fenomen olarak girdi hayatımıza TV8 ekranlarında. Aynı zamanda Son Kale de öyle... Bu yıl çocuklar için hiç dizi yapılmadı. Hiç özel bir program kayda girmedi. Peki çocuklar ne yaptı; gittiler tematik çocuk kanallarına abone oldular. Yumurcak TV bu anlamda öne çıktı yıl boyunca... Biliyorum ki önümüzdeki yıl daha çok hayatımızın içinde olacak TV aygıtı. İşimiz zor yani, hem benim hem sizin. Mutlu yıllar dilerim...