27 yaşındaki trans kadın Ela Özer: İçimdeki oğlan çocuğunu öldürdüm

Ela dün 16 yaşına kadar yaşadıklarını anlattı. Sıra +16’da… Yani şimdi, bedenindeki erkeği öldürerek Ela’yı nasıl doğurduğunu ve 16 yaşında bir trans bebek sahibi olan annesiyle birlikte Ela’yı nasıl büyüttüklerini anlatacak. Röportajın ilk bölümünün başlığı Simone de Beauvoir’dan bir alıntıydı: “Kadın doğulmaz, kadın olunur.” Ela, kadın doğmadı ama kadın olarak ölecek. Hayatı, Beauvoir’ın fikirlerinin kanıtı sanki... Diğer translarınki gibi…

22 Ekim 2017, Pazar 10:19
27 yaşındaki trans kadın Ela Özer: İçimdeki oğlan çocuğunu öldürdüm
RÖPORTAJ: IŞIL CİNMEN / isil.cinmen@posta.com.tr

16 yaşına geldin. “Ben bir kadınım” cümlesini yüksek sesle kendine söyledin...

Anoreksiya başladı. Yemek yersem, erkeksi bir vücudum olacak diye yemek yemiyordum. O vücudu beslemek istemiyordum. İntihar etmeye çalışıyordum bilinçsizce fakat ölmek istemiyordum. Anneme “Bir psikoloğa gidelim mi lütfen?” dedim.

“Ben bir kadınım” cümlesini ilk psikoloğuna mı söyledin?

Evet, tir tir titriyor ve ağlıyordum. Pandora’nın kutusu açılmış gibiydi. Psikolog bana döndü ve “Sence bunu annene söylemeli miyiz? dedi. Annemi çağırdı...

Annen ne dedi?

Hiç konuşmadı. Eve gidince annem, “Önce okulunu bitir, mesleğine eline al sonra cinsiyetini değiştirirsin” dedi. Ama bu kariyer yapmak gibi bir şey değil ki... Her şeyi anlattım, annem ağladı. Şizofren olduğumu düşündü ve konuyu kapattı.

Ne demek “kapattı”?

Evde hayat normal seyrinde gitti, hiç konuşmamışız gibi... Sonra psikolog psikolog gezmeye başladık.

'DURUM VAHİM! OĞLANIN MEMELERİ VAR'

Babanla ikili konuşmanız ne zaman oldu?

Konuyu ben açtım: “Baba sen oğlunu çok severdin, beni çok sevemedin galiba” dedim. Bir gün tuvalete giderken kadınlar tuvaletinin kapısını açtı bana ama bu konuda konuşmadı. Zamanla beni anlayacak bir psikiyatr bulma umudumu kaybetmeye başladım. Eczaneden hormon ilacı alıp kullandım. Dışarıdan östrojen almalıyım diye düşünüyordum.

Ama bu çok tehlikeli!

Evet, bunu bilinçsizce yapmam tehlikeliydi ama başka çarem kalmamış gibiydi. Bir süre sonra göğüslerim büyüdü, kalçalarım çıktı, tenim yumuşadı. Bir gün alışveriş merkezine gittik. Annem beni zorla erkek bölümüne sokmak istedi, ben de isyanla kadın kıyafetlerini denemek istiyordum. Annem “şunları da dene” diye kıyafet uzatırken memelerimi görüp şok geçirdi.

Ne yaptı?

Psikiyatrı arayıp “Durum vahim, oğlanın memeleri var!” demiş. O da “O zaman sizi Çapa Devlet Hastanesi’nde Şahika Yüksel’e gönderelim” demiş.



'ŞİZOFREN DEĞİL TRANSSEKSÜEL'

Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel yani… Evet, o bizim kurtarıcımız. Sorular sordu, “Nasıl hissediyorsun kendini?”, “Tuvaletini nasıl yapıyorsun?” gibi...

Nasıl yapıyordun?

Oturarak yapıyordum. Konuştuk ve “Sen çıkabilirsin, annen gelsin” dedi.

Büyük an geldi sanırım...

Evet. Anneme şizofren değil, transseksüel olduğumu anlatmış. Net olarak “Durumu kabule geçin” demiş. Annem odadan çıktığında o kadar çok ağladı ki içim parçalandı.

Bu arada okul ne durumda?

Ata Koleji’nde lise 2’deydim ve çok zordu. Farklı olduğum anlaşıldıktan sonra “Normlarımıza uymuyor” diyerek beni istemediler. Liseyi açıktan bitirdim.

Annen ve baban dışında ailenin tepkilerini anlatır mısın biraz?

Abim çok açık görüşlüdür, yadırgamadı. Anneannem, “O bir erkek Müslüman olarak ölecek” diye tepki verdi. Dedem ilk duyduğunda kalp krizi geçirme eşiğine geldi fakat daha sonra annemi arayıp “Çocuğunu kabul edeceğim” demiş.

Annene dönelim...

Annem adaklar adadı, yatırlara gitti ama zamanla kabule geçti ve kendi deyimi ile “erkek çocuğunu öldürdü ve 16 yaşında bir kız çocuğu dünyaya geldi.”

Yani bir trans bebek sahibi oldu.

Evet, bana her şeyi öğretti.Genç kızlığa adım atıyorum, baya değişiyorum, saçlarım uzadı, annem ilk sutyenimi aldı.

Değişimi kaldıramayan olmadı mı?

Zaten kıza benziyordum. Bu yüzden geçiş yumuşak oldu. Ama bir gün otobüste biri bana nefretle “Travesti!” diye bağırdı. Çok üzüldüm...

Üniversite sınavlarına bir kadın öğrenci olarak mı girdin?

Evet, Çapa’dan transseksüel olduğuma dair bir raporum vardı ve artık pembe kimlik sahibiydim. Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünü kazandım. Annem Bilgi’ye girmemi özellikle istiyordu çünkü bir üniversite içinde kurulan ilk LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) Derneği oradaydı. Annem dekana gidip, “Kızım transseksüel, ona destek olun” dedi.

Arkadaşların anlayacak, duyacak diye korkuyor muydun?

Hepsi benim biyolojik olarak kadın olduğumu sanıyordu. Duyacaklar diye paranoyak olmuştum. Kıyafet dolabımı değiştirdim, saçlarımı boyadım, etekler aldım. Dünyanın en mutlu insanıydım.

VE AŞIK OLDUM...

Aşk?

Hazırlıkta bir erkeğe aşık oldum ama bizim okuldan değildi. Çıkmaya başladık. Aşık olmuştum...

Trans olduğunu...

Bilmiyordu. O zaman LGBT haklarını savunan bir aktivist değildim. Evleneceğim, çoluk çocuğa karışacağım diye klasik kafadaydım.

Çocuk doğuramazsın...

Doğuramam ama evlat edinebilirim. Bir gün beraber televizyon izliyorduk. Gey bir şarkıcı çıktı. Sevgilim, “İbneye bak. Bunları asmak lazım” dedi. Ne diyeceğimi şaşırdım, “O da insan” falan dedim. Anladım ki bu çocuktan bana hayır yok. 6 ay çıktık ama seks yoktu, sadece ön sevişme vardı ve anlamadı.

Peki, böyle bir bilgiyi saklamak ona haksızlık değil mi?

Hayır. Ben kimseye yalan söylemiyorum. Ben kimliğim için savaşıyorum. Bunu söylemek zaman istiyordu. Söyledim.

Nasıl?

“Sana bir şey söylemem lazım, bir mektup yazıp yollayacağım” dedim. Saf, duygusal bir mektup yazdım. Bir tırtılın kelebeğe dönüşme hikâyesini anlattım. Ama cevabı “Ela sen kestirdin mi?” oldu.

Çirkin bir tepki haklısın ama bir tepki vermesi doğal değil mi?

Bir tepki belki... Ama bu tepki değil. Bu benim yaratılışım... Bununla kalmadı; bizim okuldan iki arkadaşına söylemiş, onlar da başkalarına. Böylece “Ela travesti” diye okulda yayıldı. Birçok arkadaşım beni Facebook’tan attı. Bir gün yanımda biri diğerine “Bülent Ersoy da kestirmiş” dedi. Utandım, yerin dibine girdim, hiç bir şey söyleyemedim.

Öfke?

Öfke zamanla geldi. Bilinçlenmem gerektiğini anladım. Mücadele bitmemişti... Mask İstanbul, KAOS GL gibi gruplara gittim, insanlarla tanıştım. Onlar bana, “Sen okuyacaksın, güçlü olacaksın” dediler. “Biz de varız ve anormal değiliz”i önce içselleştirdim sonra da davranışlarımla gösterdim.

Okul çevresinde etkisi oldu mu?

Benimle dalga geçen insanlar bir daha bana saldıramadılar. Arkadaşlarım da değişmeye, “Ela biz trans nedir bilmiyormuşuz, seninle öğrendik. Seninle gurur duyuyoruz, seninleyiz” demeye başladılar. İnsan önce kendiyle gurur duyacak ki diğerlerine “Ne diyorsun sen, ben senden farklı değilim. İnsanım” diyebilsin.



ORGAZM OLABİLİYORUM

Ameliyattan sonra kimseyle seviştin mi?

Evet.

O biliyor muydu?

Biliyordu.

Artık hoşlandığın erkeklere trans kadın olduğunu doğrudan söylüyor musun?

Nereye kadar saklayacağım.

Seviştikten sonra kötü tepki veren oldu mu?

İki kişi ile birlikte oldum.

Sevişirken kendini nasıl hissediyorsun?

İyi ve mutlu hissediyorum.

Orgazm olabiliyor musun?

Evet.

Topuklu ayakkabıyla yürümek, etekle rahat etmek gibi kadınsal becerileri edinmen ne kadar sürdü?

2 yılımı almıştır.

Sabah uyanınca trans olduğun aklına geliyor mu?

Hatırlatan biri olmadığı sürece hayır.

'ELA ABLA DİYE BİRİ VARMIŞ' DESİNLER...

Annenin sana ilk defa “Kızım” deyişini hatırlıyor musun?

Hatırlıyorum. Oğlum, çocuğum, kuzum, kızım... Böyle böyle alıştı o.

Çocukluk fotoğraflarına bakınca o oğlan çocuğuna karşı ne hissediyorsun?

O çocuğu seviyorum. Mücadelesiyle gurur duyuyorum, onu içimde güzel hatırlıyorum. 16 yaşına kadar mücadele veren oydu, öldü ve beni yarattı.

Ne istiyorsunuz?

Herkes gibi sıradan olmak, sıradan bir eğitim, sıradan bir iş... CV’me “trans kadın” olduğumu yazdım. Ve işe bu şekilde kabul edildim! Bu önemli çünkü biz politik bir savaşveriyoruz. Görünür olma savaşı... “Bir transseksüel kadın olarak burada çalıştı” densin. Arkamdan gelecek çocuklar bilsinler ki: “Ela abla diye biri varmış, sıradan bir işte çalışmış, demek ki biz de yapabiliriz.” Biz yalnız değiliz, yanlış değiliz. Ağlıyoruz, gülüyoruz, kırılıyoruz, seviniyoruz. İnsanız işte!


 
Yandex.Metrica