3 krizde 22 yıllık mesafe kaybettik

Salı, 22 Eylül 2009 - 13:14


Başbakan Yardımcısı Ali Babacan tarafından açıklanan Orta Vadeli Plan’ın (OVP) ortaya koyduğu bir gerçek var... Türkiye, 2008’de ulaştığı kişi başı 10 bin dolarlık gelire, ancak 2013’te tekrar ulaşabilecek. O da işler yolunda giderse... Yani koskoca 5 yılı kaybetmiş olacağız. Oysa, her yıl ortalama yüzde 3 büyüme ile bile o tarihte 12 bin doları yakalamış olacaktık. Ne yazık ki dönüp dolaşıp tekrar 8 bin 500 dolara ineceğiz 2009’da. Tıpkı 1994 ve 2001 krizlerinde olduğu gibi... 

Geçmiş krizler daha hafifti 
Örneğin 1994’e girerken Türkiye iyi bir büyüme yakalamıştı. Kriz geldi, yine 3 yılı aldı götürdü. 2001’de de öyle oldu. Toplam 6 yıl. Bu 6 yılda bir o kadar da ileri giderdik, 12 yıl oluyor. Şimdiki kriz ise OVP’a göre Türkiye’yi 5 yıl geriye götürecek. 2008’de 10 bin 436 dolar olan kişi başı milli gelir, ancak 2013’te bu düzeyi yakalayacak. Bu kayıp tarafı... Bir de kriz olmasaydı hesabını yapmak lazım. Her yıl asgari 300 dolar katılsaydı kişi başı milli gelire, 5 yılda 12 bin doları geçerdik. Ben kabaca yazdım. Gerçek rakam daha yüksek olurdu. Sonuçta önceki krizlerden 12, buradan da 10 yıl. Türkiye son 16 yılda 22 yıl kaybetmiş görünüyor... 

1 trilyon dolarlık hedeften uzaklaştık 
Bu yıl Türkiye’nin 2012-2013 arasında ‘Trilyon dolarlık’ ekonomiler sınıfına girebileceğini yazmıştım. Ortalıkta bir kriz havası vardı ancak bu kadar derin etkilenebileceğimizi düşünmemiştim. ‘Teğet olayı’nın resmi bilançosu ortaya çıkınca, ‘Trilyon Dolarlık Ülkeler Kulübü’ hedefine bir daha baktım. Son rakamlara göre bu kulübe giren 12 ülke var. Bunlara büyük olasılıkla birkaç yıl içinde Güney Kore, Avustralya ve Hollanda eklenecek. Sonra Türkiye gelecekti. Ancak, Ali Babacan’ın açıkladığı OVP, Türkiye’nin iyi olasılıkla bu kulübe ancak 2017’de yani 5 yıl rötarla girebileceğini gösteriyor. 

ŞİMDİ DE KORUMACILIK TEHDİT EDİYOR 
Dünyanın gelişmiş 20 ülkesinin başkan ve başbakanlarının katılacağı G20 Zirvesi, 24-25 Eylül tarihlerinde, Amerika’nın Pittsburgh kentinde yapılacak. Kriz ve durgunlukla savaşan dünya ekonomilerinin gözü bu zirvede. Geçmiş zirvelerde olduğu gibi bundan da ekonomiyi canlandırıcı kararlar ve birliktelik kararı çıkması bekleniyor. Ancak, hepsi bu kadar değil. Zirvenin öne çıkmayan, önemli gündemlerinden birini de gizliden gizliye yayılan ‘Korumacılık’ dalgası oluşturuyor. Çin’den Amerika’ya ülkeler, kendi ürün ve hizmetlerini korumak için önlemler alıyor, vergilerini artırıyorlar. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) açıkladığı rapor ve dün OECD’den gelen uyarılar da bunu destekliyor. DTÖ, zaten kriz nedeniyle 2009’da yüzde 10 düşmesi beklenen global ticaretin, bu tür uygulamalarla daha da darbe yemesinden çekiniyor. 

1929’dan ders alınmadı! 
Dünya buhranını inceleyenler, en büyük hatanın korumacılıkta olduğunu yazıyorlar. Şimdiki krizde de çok sayıda ülke aynı yola başvuruyor. DTÖ’ye göre, korumacılığa karşı alınan önlemlerden etkilenen ülkelerin başında Çin geliyor. Bu ülkeye karşı dünya çapında 2009 yılı içinde 55 önlem alınmış. Ardından 49 ile Amerika ile Japonya geliyor. Almanya ve Fransa’ya karşı çeşitli ülkeler tarafından alınan önlem sayısı ise 29’u buluyor. Aslında burada bir açmaz var. Ülkeler, kendi şikayet ettikleri halde başka ülkelere karşı uygulamaya gitmekten kaçınmıyor. 

Önlemlerden etkilenme sıralamasında 2’nci olan Amerika, 26 Eylül’de yürürlüğe girecek bir uygulama başlatıyor. Bununla, Çin’den gelecek lastiklere 3 yıl süreyle yüzde 25-35 vergi koyup, kendi sanayini korumayı hedefliyor. Çin ise bunun üzerine DTÖ’ye gideceğini açıkladı ama önlem almaktan da geri durmadı. O da Amerika’dan gelecek tavuk ürünleri ile oto parçalarına karşı önlemler açıkladı.