30 bin liralık tablo burada 750 TL

Balat'taki en hareketli mekanlardan biri de garaj satışının yapıldığı 'bysatkurtul'. Müzayede deseniz, değil. Mezat deseniz, değil. 15 bin liralık antika kütüphanenin bin liraya satıldığı bir değişik yer burası. Dışarda 40 liraya satılan Hollanda evi biblosu burada 2 lira. Elindekinin değerini bilmeyip buraya getirenler sayesinde müthiş parçaları olmayacak rakamlara alabiliyor, antika biriktirmenin keyfini yaşayabiliyorsunuz.

Cumartesi, 21 Şubat 2015 - 05:00

30 bin liralık tablo burada 750 TL

Haber: Neslihan Yavuzcan
[email protected]


Bysatkurtul’un kurucusu Murat Can hayatını geri dönüşüm kültürü üzerinden sürdürmüş. Geri dönüşümden giyinmiş, mobilya almış. “İnsanlar yeniyi tercih eder. Benim için ise eskiyi alıp, tasarlayıp, yeniden üretip hayata katmak muhteşem bir enerji. Geri dönüşüm daha doğru ve sağlıklı bir proje. Endüstriyel tüketim çılgınlığına karşı da bir tavır” diyor.

Murat Can’ın sloganı “özgürlük için hayallerinizi değil, eşyalarınızı satın.” Bu sloganın cazibesine kapılanlar sayesinde İstanbul’un bütün semtlerinden ürün akıyor bu garaj satış yerine. Herkes evindeki fazlalıkları, atmaya kıyamadığı, değerini bilmediği ve ne yapacağını kestiremediği herşeyi gönderiyor. El yazmaları, dantelalar, değeri sahibi tarafından bile bilinmeyen tablolar, biblolar, mobilyalar, dokuma halılar, antika objeler, komple arşivler ya da arşiv parçaları... Tüm bunlar sahipleri tarafından getiriliyor bu adrese. Bir keresinde bir ev bile satılmış. Bütün olarak. İçindeki her şey ayrı ayrı alıcı bulmuş. Eşyasıyla birlikte bir evin elden çıkarılması, özel satışlar gerektiriyor. Ev, çöpüne varana kadar satılıyor; mutfak, plaklar, kıyafetler, çantalar, avizeler, kitaplar..

Çatıya saklanmış servet

Açık arttırma ve mezatlarda bir alt taban fiyatı belirlenir ya... Mesela bir tablo 300 TL’den satışa çıkarılır, bu tabloya sahip olmak isteyen, rakamı yükseltir... Bysatkurtul sisteminde de alt taban fiyatıyla başlıyor satışlar ama bazen 0 lira başlangıç fiyatı konuluyor. Uygulamanın en önemli özelliği, fiyatların inanılmayacak kadar düşük olması. Düşünün ki bir caz müzik arşivi 3 bin 500 TL’ye satılmış. Ünlü ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir tablosu ise 750 liraya alıcı bulmuş. Oysa metal üzerine yağlıboya tablonun gerçek değeri 30 bin lira. Osman Hamdi’nin, Hoca Ali Rıza’nın tabloları çıkıyor bavullardan mesela. Bir seferinde iki adet Avni Arbaş tablosu çıkmış, ikisi toplam 1500 TL’ye satılmış. Murat Can “İnsanlar farkında değiller, bilmiyorlar ellerindekinin değerini, çatı aralarından çıkarıp getiriyorlar. Getirdikleri bazen antika çıkıyor. İsmail Ateş Hoca’nın bir tablosu çıktı birinin bavulundan, 2 bin TL’ye satıldı. Değeri 12 bin lira idi.” Bysatkurtul’un müdavimleri buradan ucuza aldıklarını dışarda gerçek değerine satıyorlar. Murat Bey “İsim vermeyeyim; sanatçılar, gazeteciler, iş adamları, sosyetenin ünlü simaları bizi takip eder. Bizden aldıklarını dışarda sattıklarını ve kar ettiklerini biliyorum.”

Ucuza al, pahalıya sat

Murat Bey’e sorduk; “Elinize iyi bir parça geçtiğinde siz yüksek fiyata satmıyor musunuz?” “Satıyorum tabii” diyor Murat Bey. “Bazen buradan ürün alıp dükkanıma götürüyor, orada daha yüksek fiyata satıyorum. Bazen de dükkanıma getirilen ürünleri buraya taşıyor, burada satışını yapıyorum.” Murat Can her satıştan yüzde 15 alıyormuş. Kendisi de 7 kişilik ekibi de kazandıkları mütevazı rakamlardan memnun. Sistemin adındaki ‘satkurtul’un anlamı böyle işte. Madalyonun bir de ‘verkurtul’ tarafı var. Murat Can anlatıyor; “Bazen insanlar eşyalarıyla duygusal bağ kuruyor. Eşyasına bin lira istiyor. Ama en fazla 500 lira verilmiş. O zaman ben eşyanın sahibine ‘Ver abi, ver kurtul’ diyorum.”

‘Çok şey aldık, 100 lira verdik’


Yusuf Ayık ve eşi: “Buraya ilk defa bugün geldim. Bir tane bakır kap aldım. Hanım 2-3 biblo, mont aldı. Toplamda 100 lira harcadık. Eski şeyleri çok seviyorum. Eşyalarımı verir miyim satış için bilemiyorum. Ben biriktiriyorum. Mesela fotoğraf makinam var 1904 model. 150 senelik radyom var. Onları elimden çıkarmaya karar verirsem geleceğim ilk yer burası olacak.”