315 gün birlikte yazacağız!

Cuma, 01 Ocak 2010 - 05:00

Kafadan sıkı bir temenniyle girelim yazıya; yeni yılınız kutlu olsun. Olacak, iyi olacak zaten, inanıyorum. Kolay değil, nasipse 315 gün birlikte olacağız bu yıl da. Her günü altı parça yazıdan hesaplayın, yaklaşık 2000 meseleyi tartışacağız...

Hepsi TV dünyasının nereye gittiğiyle, gördüklerimiz, göreceklerimizle ilgili meseleler olacak. Ve biliyorum bu yıl da ortak sayfalarımızda ideal ekran yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. Sözcünüz olacağım, gözüm olacaksınız. Ne mutlu...

Naif girizgâhtan sonra gelelim fasulyenin yeni yılda bünyede yarattığı faydalara. Dün gecenin özetini yarın ve sonraki günlerde bulacaksınız köşede. Ama biz geçen yıldan içimizde kalanlara son bir göz kırpalım. Ve unutalım artık düne ait ne varsa; hadi bakalım...

Samanyolu’nda boyun fıtığı...

Kesin gözden kaçırmamışsınızdır. Samanyolu (atv) dizisinde bütün kadın karakterler kafam kadar kolyeler taşıyordu geçtiğimiz gün. Hani içleri boş bile olsa ortalama ağırlığı yarım kilodan az değildir her birinin...

Yahu, hadi tasarımdaki büyüklüğün getirdiği çirkinliği bir kenara koyalım. Boyun sağlığı diye bir şey var be kardeşim...

Oyuncular o kolyelerle sette iki saat geçirse ve önümüzdeki bölümlerde de bu zulüm devam etse; hepsinin 2010 ortasında boyun fıtığı olması garanti...

Sponsor malını gösterecek diye bu kadar da zulüm (!) edilmez ki Samanyolu’nun yıldızlarına, yazık. Sanat yönetmeni kardeşime sevgilerimle:)

Herkes Aşk-ı Memnu’yla yarışıyor...

Şunu kabul edelim. Ekranın en şık dizisi Aşk-ı Memnu (Kanal D). Kadınlar moda dergisinden fırlamış gibi. Sofraya abiye kıyafetlerle ya da fraklarla filan oturmalarını saymaz, yatağa girdikleri kıyafetleri de görmezden gelirsek; evin en rüküş kızı Nihal bile bir moda tasarımı harikası...

Doğal olarak bu görsel ihtişam rakiplerde fazladan bir hırs yaratıyor. Dikkatli gözler, hikayelerinde bir şekilde zenginliğin anlatıldığı diğer dizilerde de bir şıklık yarışı başladığını görmüşlerdir. Ama kimse alınmasın, Aşk-ı Memnu’nun yanından bile geçemiyorlar...

Tek başına Nebahat Çehre (Firdevs), alayına yanıttır sanırım...

Sana kazak mı yok ağabeycim?

Şu moda topuna girmişken, çıkmayalım oradan. Birkaç bölümdür Papatyam’da (Star TV) Metin Akpınar’ın giydiği yeşil kazak bantlanıp duruyor.

Hani teknolojik mozaik yöntemiyle olsa, yine makul. Ama değil. Bildiğiniz siyah bandı yapıştırmışlar kazağın üstüne...

Marka bana göre ortada. Ama siyah bant o kadar göze batıyor ki, imaj da yerle bir oluyor. Basit bir çaresi var halbuki...

Çıkartacak o kazağı Metin ağabey. Bir daha giymeyecek. Bildiğim kadarıyla normal hayatta ekstra şık bir adamdır. Çıkarsın gardırobundan iki kazak, giyiversin... Dizinin ilgili biriminden umut yok çünkü!

 

Canım Ailem’e (atv) Ceylan karakteriyle giren Begüm Kütük, Kurtlar Vadisi yıllarından çok daha iyi bir oyunculukla karşımızda. Ona hakkını verelim...

Bir de senaristlere iki nanik yapalım. Ali ile Seyhan’ın arasını bozan Ceylan diziye ilk girdiğinde kendisini doktor olarak tanımıştık...

Fakat senaristler kendi yarattıkları bu detayı unutmuş olmalılar ki kızcağız bir anda avukat oluverdi. Kimbilir belki de paralel zamanlı olarak iki üniversite bitirmiştir. Ama mesleğini netleştirse iyi olmaz mı?..

Hem doktor hem şarkıcı çok gördük. Ama hem doktor hem avukat fazla geldi. İlla ikisi de olacaksa, Ceylan’a “o bir adli tabip” deyip geçelim en iyisi. Hahahaa...

Eve ayakkabıyla girilmez!

Yemekteyiz’in (Show TV) yılın son ekibi olan beşlisi bir anda altılı oldu. Çünkü yarışmacılardan biri ikiziyle oturdu masaya...

İşin ilginci tek yumurta da olsa, birbirine bu kadar benzeyen ikizi ilk kez gördüm. Hani kırık şiveleri, yumuşak yaklaşımlarını koyun bir kenara. Resmen aynı ağızdan yiyip, aynı midede öğütüyorlarmış gibi yorumlayıp durdular yemekleri. Kendi adıma eğlendirici (!) buldum...

Bir de şu evlere ayakkabıyla girme meselesi var. Geleneklerimize göre kapıda çıkarılır ayakkabılar. Yok değilse de hijyene ekstra dikkat edilir. Yüzlerce tuhaf virüs dolanıp duruyor sokaklarda çünkü...

Hani durum ortadayken, eve ayakkabıyla girilir mi polemiğiyle vakit kaybetmek çok saçma. Koyarsın hazırladığın mönü kâğıdının altına; “Benim evime ayakkabıyla girilmez” notunu, olur biter. Kavgadan bıktık be gözüm!

Ya eski eş hortlarsa?..

Zuhal Topal, İzdivaç’ta hakikaten çok rahat bir sunuş yapıyor. Kendi adıma göze batan bir sıkıntısını görmedim. Ama adaylar için aynı şeyi söyleyemem...

Önceki gün bir kadın geliyor ve aradığı erkeğin eğer daha önce evlenmiş ise, eski eşinin mutlaka ölmüş olmasını şart koşuyor. Stüdyo şokta...

Nedeni sorulduğunda gelen yanıtı makul aslında. “Çünkü erkekler mutlaka bir öncekine dönüyor” diyor genç kadın. Soğuk bir gülümseme oturuyor yüzüme...

O an stüdyodan bir ses yükseliyor; “Ya önceki eş hortlar da gelirse?”. Hakikaten allak bullak oluyorum gülmekten. Stüdyo da dağılıyor...

Trajedilerden mizah çıkaran kaç millet vardır sahi? İzleyin İzdivaç’ı (Star TV) çok güleceksiniz!

Ceylan adli tabip midir?