4 saat kavgası

İçişleri Bakanı Atalay hakkındaki gensoru görüşmelerinde muhalefet, “Başsavcının 7 saat ifadesi alınıyor, 3 kuvvet komutanı 72 saat emniyette tutuluyor. 34 PKK'lı ise 4 saatte serbest kalıyor” dedi

Cuma, 26 Şubat 2010 - 05:00

4 saat kavgası

CHP’nin, İçişleri Bakanı Beşir Atalay hakkında verdiği gensoru önergesinin görüşmelerinde sert tartışmalar yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalar özetle şöyle:

Hakkı Suha Okay (CHP): AKP’nin izlediği yanar döner politikasıydı, takiye politikasıydı. Bu ülkede başsavcının 7 saat ifadesi alınıyor, 3 kuvvet komutanı 72 saat emniyette hukuksuz tutuluyor ama terörist 4 saatte serbest bırakılıyor. Bu organize işlerden sorumlu olan Sayın Bakan’dır. Belki bugün gensorudan kurtulacak ama ayarlama işlerinden dolayı Yüce Divan’dan kurtulamayacak.

Nur Serter (CHP): (Elindeki Taraf gazetesini göstererek) Sizin çok sevdiğiniz gazete Habur’dan bir gün önce 4 saatte bırakılacaklarını yazdı. Ergenekon davasında bir komutan alınıyor 7-8 saat sorgulanıyor, sorgulansın. Peki Habur’da 34 kişi 4 saatte nasıl sorgulanır, çünkü birisi Silivri hukukudur, öbürü Habur hukukudur. Ha bir de Deniz Feneri hukuku var. Ayrıcalıklı, koruma altına alınanların hukuku.

Bengi Yıldız (BDP): İlk kez dağdakiler ailelerine sağ salim kavuştu bundan niye rahatsızlık duydunuz? Başbakan “Güzel gelişme” dediği Habur’un arkasında duramadı. (Nur Serter’e) Eğer Taraf gazetesine inanıyorsanız o gazete sizin de Ergenekon ile ilişkili olduğunuzu söylüyor. Hatırlatmak isterim.

Suat Kılıç (AK Parti): Hiçbir makam veya mevki hakimlere telkinde bulunamaz. Taraf gazetesini gösteriyorsunuz, gazetenin diğer manşetlerini de aynı ölçüde inandırıcı buluyor musunuz?

Oktay Vural (MHP): 34 PKK’lı teslim olmaya değil, Türk devletiyle pazarlık etmeye geldi. O gün İçişleri Bakanı tarafından organize edilmiş bir gündür. Bakan’ın bundan önce kimlerle müzakere ettiği ortaya çıktı. Hesap vermeli.

Sırrı Sakık (BDP): (Ahmet Türk’e dil uzatmak kimsenin haddi değildir. O gece bunların hiçbiri geçmedi, bir pazarlık olmadı. Biz öyle devlet terbiyesi aldık ki birçok şey bizimle mezara gider. Kimi günahlar vardır üstü örtülür, kimi günahlar vardır kabir defterine yazılacak.

HEPİNİZİ ALLAH'A HAVALE EDİYORUM

Gensoruya muhatap olan İçişleri Bakanı Beşir Atalay kendisini şöyle savundu: “Habur’da gösteriler düzenleneceğini öğrenince Ahmet Türk’ü aradım. Türk ‘Bizzat gideceğim bunları önleyeceğim’ dedi ama birçok şey önlenemedi. ‘Hakimleri ayarladık’ diye bir cümlem yok diyorum ama ne ana muhalefet, ne yavru muhalefet buna inanıyor. Cezaevindeki bir kişinin (Eski DEP’li Hatip Dicle, Habur’daki hakimlerin ayarlandığını iddia etmişti) mesnetsiz iddialarına inanıyorlar. Çadır mahkemesi’ diyerek yargıya hakaret ediyorsunuz. Karalama kampanyası yürütenleri millete, Allah’a havale ediyorum.” Ahmet Türk’ün Baykal ile eski görüşmelerine ilişkin çok şeyler bildiğini de söyleyen Atalay, “Kendileri anlatıyor. Rakılı ciğer yemeklerinde neler konuşmuşlar” dedi.