'40 yaşına kadar oynamak istiyorum'

Pazar, 18 Temmuz 2010 - 05:00

'40 yaşına kadar oynamak istiyorum'

Tuncay’la bütün bir öğleden sonra beraberdik... Nişantaşı’nda dolaştık, çingenelerden çiçek aldık, mısırcıda benim için mangalın başına geçti... Sonunda Beymen Brasserie’de soğuk limonatalarımızı içerken sohbet ettik. Bütün bunları yaparken, gittiğimiz her yerde Tuncay’ın hayranları ile çevrildi etrafımız. Ne kadar çok seveni ve özleyeni varmış! Tuncay son derece samimi, şöhretin ve paranın şımartmadığı bir Anadolu delikanlısı. Ve sonuna kadar Fenerbahçeli! Sanıyorum pek de uzun olmayacak bir süre sonra, mutlaka Fenerbahçe’ye dönecek. Onu çok sevdim ve takdir ettim. Tuncay, şimdi İngiltere’de eski takımı ile kampta. Onu yakından tanımak istiyorsanız, röportajımızı zevkle okuyacaksınız...

Oya GERMEN

oyagermen@hotmail.com

İspanya’nın başarısı için neler söyleyeceksin? Favorin hangi takımdı?

İspanya’nın başarısı sürpriz değil benim için. Favorim İspanya’ydı zaten.

TUNCAY ŞANLI'NIN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ!

Kendini geliştirmek için neler yapıyorsun?

İngiltere’de oynamam, benim ne kadar geliştiğimi gösteriyor. En önemlisi bakış açımı çok fazla geliştiriyor, onların futbola bakışı, hayata bakışı bana en büyük katkı diyebilirim.

Onların futbol ve hayata bakışıyla bizimki arasında, ne fark gördün?

Onlar futbolu sadece anlık bir spor ve eğlence olarak görüyorlar ama biz bütün hayatımıza, bütün yaşantımıza kattığımız için sorunlar yaşıyoruz. Avrupa’da maçı kaybettiğinizde sadece bir maç kaybediyorsunuz o kadar. Hiçbir şekilde özel hayatınıza, ailenize veya yaşantınıza yansımıyor. Biz daha duygusal baktığımız için olaylara, bir maçı veya herhangi bir şeyi kaybettiğimizde dünyanın sonuymuş gibi görüyoruz.

İngiltere’de oynuyorsun, peki şansını iyi değerlendiriyor musun?

En önemlisi dilimi geliştirmeye çalışıyorum. Avrupa’nın, bana göre dünyanın en iyi ligi, inanılmaz bir futbol atmosferi var, inanılmaz bir futbol sevgisi var. En önemlisi sizin değerinizin olduğunu size çok iyi yansıtıyorlar.

Burada yansıtmıyorlar mıydı?

Değerimi zaten yansıtıyorlar ama orada kötü de oynayabilirsiniz, işler iyi de gitmeyebilir, kötü performans da sergileyebilirsiniz ama sizin bir değeriniz var. Sadece kötü oynadınız, performansınız kötüydü denilir. Sizin kişisel hayatınıza, özel hayatınıza, ailenize kimse karışmıyor.

Ülkemizdeki gibi değil mi demek istedin?

E yani, maçı kaybettiğinizde ya kız arkadaşınızda suç buluyorlar ya da ailenizde. Ya da belki bir ay önce dışarı çıktınız, onun bir fotoğrafını sanki yeni gibi koyuyorlar. Bunlar Türk futboluna zarar veriyor bence.

İngiltere’de magazin nasıl?

Futbolcuları takip ediyorlar mı sevgilileriyle yakalamak için? Orada daha da kötü fotoğraflar çekilebiliyor ama arasındaki farkı ben şöyle değerlendiriyorum: Oradaki durum, yazılanlar, çekilenler dışarıdaki kitleyi etkilemiyor. Halkın bakış açısı ‘Bir hata da yapabilir ama sonuçta o oyuncu değerli. Ben burada böyle bir hata yapsam bu gazeteye yansır, dışarı çıktığımda insanlar bana kötü bakmaya başlar.

Çok genç yaşlarda çok büyük paralar kazanıyorsunuz. Servetini ailenle birlikte mi değerlendiriyorsun?

Ailem benim hiçbir zaman futbol hayatıma, yaşantıma, kazandığım paraya karışmaz. Onlar benim için sadece dua ederler, benim mutluluğumla sevinirler, benim üzüntümle üzülürler, onlar zaten o şekilde yaşarlar. Ama yanınızda doğru insanların olması çok önemli, yapacaklarınızda, kararlarınızda size destek olmaları çok önemli. Benim yanımda menajerim var Hakan Özlü, kardeşim gibidir, her işimle ilgilenir. Onunla beraber hem yatırımlarıma karar veriyoruz hem de işimizi yapıyoruz.

İngiltere’de eski takımınla anlaşman devam ediyor ama başka görüşmelerin de var, değil mi?

Hem yurtiçindeki menajerim Hakan yurtdışıyla görüşüyor hem de yurtdışında yetkili olan yabancı bir menajerim var kendisi de görüşüyor.

Ne zaman vermen lazım kararını?

İngiltere’ye dönünce tekrar kulübümle, hocamla görüşeceğim mutlaka bir ortak nokta bulacağız.

Oradaki yaşantını anlat bize. İlk gittiğinde zorluk çektin mi?

Tabii ki zorluk çektim. İki yıl oynadığım Middlesbrough ufak bir yerdi. Çok fazla dışarı çıkmıyordum. Zorluk çekeceksiniz, zorluk olmadan başarıya veya güzelliğe erişemiyorsunuz. Tabii ki yabancı bir yerdesiniz, diliniz çok iyi değil, kendinizi ifade edemiyorsunuz. Dili bilmiyordum ama sadece bir gülümsemeyle onlarla diyalog içine girebiliyordum. Sıcakkanlı insanları seviyorlar. Hem saha içinde hem de saha dışında zorluklar da oldu tabii.

İngilizcen ne durumda?

Şu anda fena değil, derdimi anlatıyorum. Ders aldım, son yılımda dışarıda çok çıktım. Yabancı arkadaşlarım da oldu, onlarla konuşmaya çalışarak ilerlettim. Hala çok iyi değil ama bir yere gittiğim zaman isteklerimi dile getirebiliyorum.

Fenerbahçe’ye tekrar geleceksin mutlaka değil mi?

Böyle bir isteğim var. Fenerbahçeli’yim, orası benim ailem, yuvam. Ben öyle görüyorum, seyirci de, camia da beni öyle görüyor. Bir gün dışardaki isteklerimi tamamladıktan sonra mutlaka gelmek istiyorum.

O gün çok uzak bir gün mü? Zaman çok çabuk geçiyor. Ben üç yıldır İngiltere’deyim anlamadım. Kısa bir dönem de olabilir, uzun vadede dönmek istemiyorum. Ama futbol bu; siz plan da yapsanız bazen öyle olmuyor.

Futbolcular çok çapkın diyorlar, doğru mu?

Baktığınızda bütün erkekler çapkın sadece futbolcular değil ki! Dışarıya çıkın, erkekler de çapkın, kadınlar da çapkın.

Son yıllarda aşk trafiği hızlandı sanki...

Sanmıyorum. Önceden futbolcular daha göz önündeydi. Baktığınızda her camia çapkın olabiliyor, sorun değil ama futbolcunun öyle bir profili varsa..

Erkekler arasında, grup içinde, çapkın olmayan dışlanır mı?

Ben yaşadım, dışlanmıyorsunuz.

Nasıl yaşadın?

Arkadaşlarım çapkınlık yaparken veya farklı bir ortamdayken; aynı ortamda bulunup da o şekilde davranmadığım anlar oldu.

Hayatında biri mi vardı?

Yoktu. Belki çekingen bir insandım, o yüzden de olabilir.

Hala çekingensin!

Evet, her zaman var o karakterimde.

İnsanların sana çok farklı bir saygısı, sevgisi var...

Bir işiniz var, şöhretiniz var, paranız var ama o sevgiyi kazanmak çok önemli bence. Hiçbir şekilde alamazsınız o sevgiyi. Ben de onlara her zaman kalbimden gelerek davranıyorum. Farklı bir karaktere bürünüp onlarla konuşmuyorum, doğal davranıyorum. Onlar da beni seviyorlar, o da benim için çok kıymetli.

Peki, daha ne kadar bekar kalmayı düşünüyorsun?

Her şey olabilir hayatta.

Var mı böyle bir aday?

Şu anda yok.

Saklamana gerek yok, rahat ol...

Kötü bir şey yok zaten, arkadaşım da var, görüştüğüm insanlar da var, olacak zaten...

Kim o arkadaşın?

Kız arkadaşlarım var görüştüğüm, ama özel bir şey yok.

Seninle ilgili bir haber çıktı, kız arkadaşınla berabersin Maçka’da bir yerde, kız yüzünü kapatmış. Sen de korumanı göndermişsin, fotoğraf çeken arkadaşlara ‘fotoğrafları versin, beni tek çeksin’ demişsin, doğru mu?

Ben kameranın ve fotoğrafın çektiğini dahi görmedim, oradaki arkadaşım tamamen belki fotoğrafa, kameraya alışık olmadığı için, bir anda elini kapattı. Ben de rahat olabilirsin dedim kötü bir şey yapmıyoruz, oturmuşuz sohbet ediyoruz. Ama bir anda kameraları gören birisi gidip fotoğrafları silin dediği için iş bana kaldı.

Kim dedi?

Oradan biri gitti bilemiyorum kim gitti. Belki garsonlardan biriydi... Hayatım boyunca hiçbir zaman gazetecilere karşı saygısızlık yapmam, o da işini yapıyor. Eğer ben oradaysam, beni çekiyorsa ben ona kızamam ki.

Yakın zamanda resmin çıktı, İngiliz sevgilisi ile yazıyordu altında. Kendisi arkadaşım, bulunduğum şehirde yaşıyor.

Ona da söz vermiştim, orada konuşurken Türkiye’ye gelmek istediğini söyledi. Önce Bodrum’a geldi, daha sonra İstanbul’a geldi şimdi de İngiltere’ye geri döndü.

İngiltere’de bir iftiraya uğradığın doğru mu?

Arkadaşının karısıyla ilişkiye girmişsin! Arkadaşımın eşi değil, eskiden beraber olduğu bir kız. Benim yüzümden ayrıldıkları yazılmış. Tamamen yalan ama veriyorsunuz mahkemeye, yazan “Ben haberi internetten aldım” diyor. Hiçbir şekilde bir şey yapamıyorsunuz. Yine de verdim mahkemeye. Beni tanıyan, seven insanlar tarafından yanlış anlaşılabilir, o yüzden düzeltilsin istiyorum.

Hayatımda kimse yok diyorsun ve benim buna inanmamı mı bekliyorsun?

Olsa açık yüreklilikle söylerim. Zaten mutlaka görürler.

Eğlenilecek erkekler, evlenilecek erkekler diye ayırabilir miyiz erkekleri de?

Bence hiçbir şekilde ayrım yapılamaz. O size, ne yapmak istediğinize bağlı.

Sen hangi cins erkeklerdensin?

Arkadaşlarımla eğlenmeyi, sohbet etmeyi seviyorum. Tatile bile ağabeylerimle, kardeşlerimle gidiyorum. 

Evlenmek için henüz erken mi?

Şu anda nedense düşünmüyorum. Yurtdışındayım, direkt evlenmemiz lazım. Şu anda bu şekilde çok mutluyum, rahatım. Bir gün mutlaka bizi alacak biri bulunur.

Ailene sen bakıyorsun değil mi? Kaç kişiye bakıyorsun Tuncay?

Tabii ailemle her zaman beraberiz. Uzak da olsak beraber yiyip beraber içiyoruz. Yeğenlerim var, iki ablam var onlarla beraberiz. Onun dışında tabii ki yardım ettiğim insanlar oluyor; bu bir anlık da olabiliyor, uzun süreli de.

Annene mi benzersin, babana mı?

Babama benziyorum ama karakter olarak annemden aldıklarım var. Hiçbir zaman dışarıya yansıtmayan, sakin olmaya çalışan bir insanım.

Aşık olup da ayrılmak zorunda kaldığın birisi oldu mu?

Olmadı sanırım. Olmadı öyle bir şey.

Bizde futbolcular, ailelerinin onayını almak istiyorlar evlenirken. Öyle bir şey var mıdır sizde de? Mesela çok beğenip evlenmek istediğin bir kıza ailen şiddetle karşı çıkabilir. O zaman ne yaparsın?

Zor bir seçim olur. Ama ailem de benim mutluluğumu istediğinden; bence çok fazla sorun olmaz. Onlar da arada çıtlatıyorlar ‘evlensen de torun sevsek’ diye....

Peki ailen sana bir kız gösterse ve sen de kızı çok beğensen. Görücü usulüyle evlenmeye ne diyorsun?

Görücü usulü olmamalı. Sonuçta vakit geçirmek zorundasınız, tanımak zorundasınız.

Tanımak lazım derken bir erkeğin evleneceği insanı ne kadar yakın tanıması gerekir sence?

Onun da bir sınırı vardır mutlaka.

Evlendikten sonra, cinsellik olmalı mı demek istiyorsun sen? Daha önce, birbirimizi gerçekten isteyecek miyiz diye düşünmez misin?

O duyguyu hissedersin bence, o an her şey olabilir, yakınlaşabilirsin de.

İnsanlar evlenmeden önce, her yönden anlaşıp anlaşmadıklarını bilmek istiyorlar artık.

Tabii ki bilmeliler, ama herkesin bir bakış açısı vardır. Bazısı o şekilde çok yaklaştığında kendini belki rahatsız hissedebilir. O sizin yaşam tarzınıza, ailenize veya bakış açınıza da bağlı.

Senin düşüncelerini öğrenmek istiyorum, çünkü seninle röportaj yapıyorum.

Onun bir sınırı olmalıdır bence.

Neden?

O sınırı belirli bir yere zaten götürüyorsunuz. Ciddi bir durumdaysanız her şey olur zaten yakınlaşıyorsunuz, uzak değilsiniz. Çünkü öbür türlü çok yakışıklı bir adam, çok güzel bir kadın da olabilir ama tenleri uyuşmaz, ters bir şey olur yani.

Bunu önceden bilmek daha iyi değil mi?

Duruma göre daha iyi tabii. Ama o sana veya karşındaki insana bağlı. Onu siz ayarlayabilirsiniz zaten bir ilişkide her şey olabilir.

Peki, yaşlanmaktan korkuyor musun?

Futbolda belli bir süre oynuyorsun. Mesela kendin için daha ne kadar oynayabilirim diye düşünüyorsun? Ben bazen erken bırakabilirim diyorum, çoğu zaman da kırka kadar gitmek istiyorum. Bu kendinize bakmanızla da alakalı bir durum.