500 yıl ara vermeden izleyebilir misiniz?

Cuma, 19 Şubat 2010 - 05:00

İlginç bir istatistik vereyim size. Youtube isimli görüntü paylaşım sitesindeki tüm videoları izlemek için 431 yıl gerekiyor. Hiç ara vermeden, neredeyse yarım milenyum yani...

Şimdi de ilginç bir programın haberini vereyim. Tıkırtı Gazetesi. Bugün 24 kanalında başlıyor. Ata Demirer konuk oluyor. Sunucusu da medyanın iyi adamlarından Özay Şen'dir...

Hemen her haber merkezinde alın teri bulunan Özay, geleceğin dünyasına ilişkin manşetleri taşıyacak gündemimize. Verdiğim istatistik işin fantezi yanı...

Fantezi olmayan bir şey söyleyeyim mi; internet hem gazete kağıdının hem de TV ekranının yerini alacak.

Manşetlerine şimdiden bakmakta yarar var yani. Hayırlı olsun Özay...

Belinle 8 çizebiliyor musun?

Dans eğitmeni Lale Roche birkaç zamandır Doktorum’da (Kanal D) sabah egzersizi yaptırıyor. Kafa ve bellerine samandan kuşaklar yapan on kadın onun hareketlerini ritmik bir şekilde tekrarlıyor...

Stüdyodaki ağır ablalarım ve ağabeylerim de alkış tutuyor. Henüz sahneye fırlayıp “Ben de belimle sekiz çizeyim” diyenini görmedim hani...

Ama şu kadarını söyleyeyim; Fransa’da oryantal dans dersleri de veren Lale’nin egzersizleri, mesela bir Ebru Şallı’nın “Nefes al, nefes ver” tekniklerinden daha eğlenceli...

Düzenli yapıldığı takdirde 3 aya kadar da zayıflama garantisi veriyor Lale’nin bu egzersiz şovu.

Erken açın Doktorum’u izleyin, eğlenin, zayıflayın!

Bunların babaları kim?

Uzun zamandır kafama takılıyor. Ezel’de (atv) herkesin iyi kötü bir ailesi var. Sadece Ali ve Cengiz uzaydan gelmişler gibi... Ne anne, ne de baba. Onu bırak 1990’ların öncesi de yok adamlarda. Senaristler Ezel’in geçmişini kovalamaktan adamlarımızı unuttular...

Bari şöyle 80’li yılların başında bir çocuk esirgeme yurduna dönüverse hikaye. Bu adamlar da çocuk olmuşlardır. Cami önünde mi, çöp konteynerinin içinde mi bulundular bilelim...

Aksi takdirde Ezel, Ali ve Cengiz’i, Ramiz Dayı’nın her ne kadar mezar taşındaki yaşları tutmasa da; ölen üç oğlu yapacağım kafamda...

Uğurlu gecesi cuma mı?

Ihlamurlar Altında ve Asi, cuma gecelerinin alışkanlığı olmuştu geçen yıllarda. Tuba Büyüküstün’ün şanslı gecesi cumaydı diyebiliriz...

Ve genç oyuncu yine aynı gecede yerini alıyor. Gönülçelen başlıyor. Geçende, sadece onun güzelliği üstüne kurulmamalı demiştim dizi için...

Öyle de olmuş. Çok sıkı bir kadroyla gönlümüzü çelme niyeti var yapımcıların. Birkaçını görünce, neden olmasın diyor insan...

Özellikle de Düğün Şarkıcısı’nda şarkısı yarım kalan Umut Kurt’u görünce...

Çocuğun büyüdüğünü göremeden...

Show TV’nin “Bu Kalp Seni Unutur mu?” isimli dizisi yüksek ihtimaldir, toparlama bir bölümle son bulacak. Günümüze soluk soluğa gelecek hikaye... Ben, reytinglerinden başlayarak bir türlü istenen basamağa oturamayan bu devam dizisi için söyleyeceklerimi çoktan söyledim. Hatırla Sevgili’nin yanından bile geçemedi proje. Neyse... Bir şeye üzüleceğim. Cemile’nin (Melis Birkan) minik kızı ne kadar da Berrak Tüzünataç’a benziyordu. Bugününü de Berrak canlandırabilirdi mesela. Şansımız olmayacak sanırım...

Daha önce ne kanalıydı ki?

Şu bir gerçek ki; eğer izleyebiliyorsanız TRT Türk’ün, benim diyen haber kanallarına tur bindirdiğini görebilirsiniz. TRT kümelenmesi içinde en başarılı organizasyonlardan biridir bu kanal. Haber adına umut verici... Bir de yakınlarda haber kanalı olduğu tescillenecek TRT 2’nin çalışmaları var. Ne şanssız bir kanaldır o. Yıllardan beri haber kanalı olarak bilirdik kendisini, değilmiş meğer... Şimdi, yeni format ve haberleriyle kimi zaman arka bahçe havası veren görüntüsünden kurtulacağı söyleniyor kulislerde... Hani soracak olursak, “Kamunun 2 ayrı haber kanalına ihtiyacı var mı?” diye, elbet birilerinin vereceği makul bir yanıt bulabiliriz. Ama mesele o değil... Mesele sadece Türkçe konuşulan coğrafyalarda değil, uydu ve dijital platformlar vasıtasıyla zaten Türkiye’de de izlenebilen asıl kanalı güçlendirmek... Bana kalırsa asıl yatırım TRT Türk’e yapılmalı. Utanılmayacak ve sağlaması alınmış bir kanal varken ortada...