7 Ekim'i bi' kenara not alın ULAN!

Pazartesi, 05 Ekim 2015 - 13:09

ULAN ile tanışın; "düz adam"ların yaptığı "düz müzik"lerden biraz olsun bıktıysanız size ilaç gibi gelecekler. Ha, ilaç falan dedim diye hoppidi zıppıdi coşacaksınız, müthiş eğleneceksiniz sanmayın lütfen. Tam tersi, sizi biraz üzecekler, sarsacaklar, hafif hafif tokatlayacaklar. 

Kim ULAN bunlar? Söyleyelim hemen, Volkan Diyaroğlu ve Ziya Levent Aybay’ın hayata geçirdiği, geçtiğimiz aylarda ilk albümleri Dua Tarlası'nı Sony etiketiyle yayınlayan iki kişilik bir grup ULAN. Janr konusuna girmek istemiyorum açıkçası, çünkü onları kategorize etmek, belli bir tarzla sınıflandırmak istemiyorum. Ha ama "düz adam ol" derseniz o zaman rock derim.

Üçüncü videoları Son Nefes henüz 3 gün önce yayınlandı. 2 gün sonra, yani 7 Ekim Çarşamba akşamı da Hard Rock Cafe'de albüm lansman konserleri mevcut. Ben gidin, görün derim, dinleyin derim. Çünkü eminim ki sizi yakalayan bir (iki, üç, dört ya da bir sürü) nota bulacaksınız. 

 

 

Bu sizinle yapılan ne ilk ne de son röportaj. Haliyle önceki röportajlarınızdan bazılarını da okudum, neler sorulmuş ne cevaplar verilmiş inceledim. Ve gördüm ki, albümdeki şarkıların çoğu lise dönemine yani 15 yıl öncesine dayanıyor. O yaşlarda müziğe bakışınız nasıl bu kadar "oturmuş" olabildi? Çünkü yaşlar baya küçük... O dönem hazzettiğiniz şeylerden şimdi de hazzediyor olmanız mucize gibi bir şey bence.

VOLKAN:
Rimbaud’nun şiiri 19 yaşında bıraktığını düşünecek olursak aslında bu işlerde yaşın pek önemli olmadığını görebiliriz. Hatta yaşlandıkça bazı konularda aptallaşıp konformist oluyoruz. Biz de Levent ile albüme başlarken 15-20 sene biz bu şarkıları çalıp söylediysek vardır bunun bir hikmeti diye düşündük ve çalışmaya devam ettik. Ancak Bazenli ya da Hata gibi şarkılar da 2014’ten. Albüm bu anlamda zamansız oldu diyebiliriz.

Grup adını önce Scarlett yine düşünmüşsünüz, o nereden geliyordu? Ve sonra ULAN'da karar kılarken hiç endişe ettiniz mi "Böyle grup adı mı olur ulan" derler mi diye? Bir de, Beşiktaş'ın ucundan kıyısından bir etkisi olabilir mi?

LEVENT:
Scarlett lisedeki grubumuzun adıydı. Yıllar sonra yine isim düşünürken aklımıza gelmedi değil fakat aynı isimle başka gruplar olduğunu görünce vazgeçtik. ULAN ismine her geçen gün daha çok ısınıyoruz. İnsanların tepkisi de hoşumuza gidiyor. Açıkçası Beşiktaş’la ilgili hiçbir şey çağrıştırmıyor bana.

VOLKAN:
Grubun Beşiktaşlısı benim ancak son zamanlarda futboldan hiçbir keyif almıyorum ne yazık ki…

Farklı şehirlerde yaşarken hangi arada derede albüm yapabildiniz? Öte yandan kendi meslekleriniz de var. Ne kadardır çalışıyorsunuz albüm üzerinde?



LEVENT:
Şarkıların çoğunun geçmişi yıllar öncesine dayanıyor. Volkan Türkiye’de yaşarken zaten eve kapanıp bu şarkıları çalıp söylüyorduk ve elimizde kasetlere doldurulmuş demo kayıtlar bile vardı. Volkan Valencia’ya yerleştikten sonra da bana kayıtlar gönderiyordu zaten. Aslında kafamızda hep şarkılara çalışmışız bu geçen süre içinde. O yüzden oturup kayıt yapmaya başladığımızda sanki senelerdir beraber çalıyormuşuz gibi bir durum oldu. 2 aylık bir sürede albümü mix aşamasına getirdik. Tabii geçen 10 küsür senede internetin gelişmesi de işimizi kolaylaştırdı. 2003 senesinde bu kadar yüksek ses dosyalarını internetten gönderemiyorduk.

"GERÇEK ŞARKILAR KÖR VE DİLSİZDİR"

Beraber müzik yapmaya başlarken hiç düşündünüz mü "İngilizce mi yapsak Türkçe mi" diye, yoksa en başından emin miydiniz? Ya da mesela İngilizce sözler olsa ilgi daha farklı olur muydu? Türkçeyi yakıştırıyor musunuz bu tarza?

VOLKAN:
Şarkıları yazarken dil kendiliğinden oluşuyor, zorlama bir durum yok ortada. Yani sözler ile müzik bir bütün halinde oluşuyorlar. İngilizce şarkılarımız da var ve bunları değerlendirmeyi düşünüyoruz. Oluşacak ilgi konusunda tavrımız oldukça net: bunu kafamıza takmıyoruz. Bir eser meydana getirirken oluşacak ilgiyi düşünmek o eserin kafasına sıkmak ile eşdeğer. İspanyolca, Fransızca ya da dilsiz şarkılar da yapabiliriz. Gerçek şarkılar kör ve dilsizdir aslında ve onları ölümsüz ve güzel yapan da bu özellikleridir.

Yurt dışında ilgi çekecek bir müzik yapıyorsunuz, hazır bir ayağınız da İspanya’dayken; atılım yapmayı düşünüyor musunuz?

LEVENT:
Yaptığımız müzik buna çok uygun ve her zaman bize bir açık kapı bırakacağını düşünüyoruz. Zaten yurtdışından gelen yorumlarla buradaki yorumları karşılaştırdığımızda aradaki farkı da görebiliyoruz. Dijital müzik platformlarının artması Türkiye’de müzikal ufku açık bir dinleyici kitlesi yaratmaya başladı ve bu bizi sevindiriyor. Biz evrensel çizgimizi bozmadığımız sürece orası-burası diye ayrımla karşılaşacağımızı düşünmüyoruz. İyi müzik her zaman sahibini bulur.

Bizim dinleyicimiz biraz sıkıntılıdır malum, 3 dakikalık şarkılar daha bir kolay tüketilir, sonuna kadar ancak dinlenir. Ama sizin alt sınır 4 dakika gibi, uzun şarkılar yapmaktan korkmamışsınız…



VOLKAN:
Şarkıların sürelerinden korkan müzik yapmasın zaten. Bağnaz bir tüketim çağında yaşıyoruz hepimiz. Bırakın şarkıları birbirimizi dinlemeye zamanımız yok. 3 dakika şarkı dinleyemeyen eline nasıl kitap alıp okuyacak onu merak ediyorum. Bilinçli ve planlı şekilde yaratılmış bir durum bu. Dünyanın şu anki hali sanırım durumu en iyi şekilde açıklıyor. Bir şarkıyı dinlemeye üşenen insanlar var aramızda….

Albümü yaparken beklentiniz neydi, "bakarsın rock star oluruz" dediniz mi hiç, yoksa "iddiasız girelim sonrasına bakarız" kafası gibi mi?

LEVENT:
“Ya bu kadar şarkı var biz bunları hep kendimize mi çalacağız?” düşüncesiyle başladık. İddialı olmasak kendi aramızda çalmaya devam ederdik. Ancak rock starlık olayının ne olduğunu ben de bilmiyorum. Arkadaş arasında yaptığımız bir espri şu an rock starlık.

O değil de, kimdir bu “rock star”lar? Türkiye’de var mı sizce?

LEVENT:
Biz varız işte. :) Gazeteye ya da televizyona çıkınca yaklaşık 30 saniye evde rockstar gibi geziyorum ama dışarı çıkınca geçiyor. 

Seattle sevdalısı olduğunuzu biliyoruz. Başka kimleri dinliyorsunuz? Eskilerden etkilendiğiniz ve yenilerden takip ettiğiniz kimler var?

VOLKAN:
Eskilerden Pink Floyd, Can, King Crimson, yenilerden Arcade Fire, Midlake, Grizzly Bear gibi grupları dinliyorum. Jazz ve çağdaşlar başta olmak üzere klasik müziği de en az bunlar kadar dinlerim. Seattle ayrı bir olay tabi…

LEVENT:
Rock müzik tarihinin her döneminden etkileniyorum. Şimdi kimi yazsam eksik kalacak. Yenilerden Midlake, Dredg, Miles Kane gibi alternatif isimler dışında Five Finger Death Punch ve Volbeat gibi sert grupları da takip ediyorum. Açıkçası Seattle grupları bana hala yeni geliyor. Çünkü hala mükemmel albümler çıkarıyorlar.

"VALENCIA'DAKİ İMKANLARI GÖRÜNCE OF ÇEKİYORUM"

İstanbul ve Valencia'daki indie - post-rock sahnesini nasıl buluyorsunuz? Birbirine benziyor mu?

VOLKAN:
İkisi de İngiltere, ABD hatta Fransa ile karşılaştırıldıklarında çok çelimsiz kalıyorlar. Ancak Valencia gibi İstanbul’a göre oldukça küçük olan bir şehirdeki imkanları görünce her zamanki gibi bir offf offf çekiyorum içimden.

Konser takviminiz oluşmaya başlıyor mu, sizi nerelerde kanlı canlı dinleyeceğiz?

LEVENT:
7 Ekim Hard Rock Cafe İstanbul’da albüm lansman gecesiyle start veriyoruz. Daha sonraki tarihler belli oldukça Facebook ve Twitter sayfalarımızdan bilgilendireceğiz.

Biriniz İstanbul'da biriniz Valencia'da derken, konser verme işi biraz çetrefilli mi olacak sanki?

VOLKAN:
Benim için biraz zor olacak evet ama her yerde her hafta konser verelim gibi bir derdimiz yok. Verince iyi konser vermek lazım, önemlisi bu. Arctic Monkeys de her hafta bir Türk şehrinde konser vermiyor. Bizim asıl derdimiz yaratımla ilgili konular. Sahne için de imkanlar dahilinde ilginç işler de düşünüyoruz. Elimizden geldiğince sahneye çıkmak biz de isteriz tabii.

"İKİNCİ ALBÜMÜN KAYITLARINA BAŞLADIK BİLE"

Aradaki mesafenin grubun ilerleyişini yavaşlatacağını ya da engelleyeceğini düşünüyor musunuz hiç?

LEVENT:
Aradaki mesafeye rağmen albümü çıkardığımızı düşünürsek bundan sonrası için de bir engel olacağını düşünmüyorum. İkinci albümün kayıtlarına başladık bile. Üretim açısından hızlı bir grup olduğumuz kesin.

Satışlar nasıl gidiyor, popçu olmadan da müzikten para kazanılıyor mu?

VOLKAN:
Şahsen para kazanmak istesem müteahhit olur orada burada tanıdıklarla işi döndürürdüm. Bunun için de yeterli zekaya sahip olduğumu düşünüyorum. Eğer müzik yapmaya devam edebilecek kadar kazanıyorsam ve yeni işler sunmamda ekonomik açıdan sıkıntı yaşamıyorsam para konusu umurumda bile olmaz. Daha kafayı yemedim o kadar. Kapitalist mahkemeler olsa herhalde beni idam ederlerdi.

LEVENT: Satışlar iyi. Geçtiğimiz iki ay Türkiye rock müzik albüm satışlarında ilk 10’da yer aldık.

Kaç video yapmayı düşünüyorsunuz albüme?

LEVENT:
Şimdilik 4 düşünüyoruz. 2 klip youtube kanalımızda yayında. 3. klibimiz eylül ayı içinde yayınlanacak. 4 için de çekimlere başladık. Onu da yıl sonuna doğru yayınlarız. İşin o tarafında farklı bir dünyaya giriyoruz. Görsel sanatlarla uğraşarak bugüne kadar hayatımızı kazandığımız için aslında kliplere de sanki şarkı besteliyormuşuz gözüyle bakıyoruz. Piyasadaki klip mantığından uzak ve özgür olduğumuz için canımız ne kadar isterse o kadar çekebilecek durumdayız.

VOLKAN: Bizim ne yapacağımız belli olmaz, bir bakarsınız tüm şarkılara klip çekmişiz.

"BİZDEN BOŞ ŞARKI BEKLEMEYİN"

Çevreden nasıl tepkiler alıyorsunuz, insanların favori şarkıları hangileri mesela? Kendi favorilerinizde örtüşüyor mu?

VOLKAN:
Herkes farklı şarkılar söylüyor. ‘Durdurun’cular var mesela, ya da ‘Hafriyat’çılar. Bu durum çok hoşumuza gidiyor. Benim favorim ‘Ne Yaptın’. Albümde öne çıkan şarkı yok da dediler ve bu doğru, çünkü alışagelmiş şekilde boş şarkı yok bu 13 şarkılık albümde. Hepsinin kendi dünyası var ve hepsi rahatlıkla single olabilecek şarkılar. Bizden boş şarkı beklemeyin zaten.

LEVENT: Albümü dinlerken bizim albüm değil de yeni bir grubun albümünü dinler gibi dinlediğim için her dinleyişte farklı şeyler buluyorum. Favorilerim her dinlediğimde değişiyor. Bu da albümün sırrı zaten.

Ali Deniz Uslu'yla bir araya gelişiniz?

VOLKAN:
Ali Deniz Uslu (ADU) benim ilkokul arkadaşım. 12 yaşından 31’e kadar birbirimizi görmedik. Daha sonra İstanbul’da gerçekleştirdiğim bir sergi için şans eseri bir röportajda kavuştuk. Orada neden müziğe devam etmediğimi sorunca içimden sadece bekle dedim ve kendisine 25 şarkılık bir demo yolladım. Bizim kadar heyecanlandı ve beraber çalışmaya başladık. Her şey çok hızlı gelişti ama demek ki 19 sene zarfında ikimiz de boş durmamışız. Bizim o yıllarda iyi topçu olmayacağımızı anlayıp her teneffüs toplarımızı patlatan ve bizi başka bir geleceğe hazırlayan Ruhi Akkoyun öğretmenimize de teşekkür ederiz.

Albümün bütünü oldukça karanlık ve melankolik. Bu tavır günlük hayatınızın ne kadarına hakim?

VOLKAN:
Çevreme baktığımda göbek atılacak durumlar görmüyorum ve bunun şarkılara yansıması çok doğal. Tersi olsa kendimde bir sorun arardım.

LEVENT: Günlük hayatın hepimize biçtiği roller var. Sokağa çıkınca bölündükçe bölünüyor karakterlerimiz. Hangisinin gerçekten benimle alakası olduğunu unuttuğum anlar oluyor. Sanırım bu karanlık ve melankolinin sebebi de bu belirsizlik. Gitara ve sözlere de bu şekilde yansıyor demek ki. 

"SİSTEMİ DEĞİŞTİRMEK ELİMİZDE"

Eklemek istediğiniz bir şeyler, dinleyicilere bir not?

VOLKAN:
Bu ülke dinleyicisi hakkında dikkatimi çeken bir özellik var. Özellikle rock ve indie dinleyicileri ülkedeki müziksel durumdan oldukça şikayetçi ve haklı olarak Türkiye’de yapılan müzikten kendilerini uzak tutuyorlar. Ancak burada farklı şeyler yapmaya çalışan müzisyenler de bundan nasibini alıyor. Bize en çok gelen yorumlardan biri bu müzik çok iyi ama burada tutmaz… Aynı şeyi söyleyebilecek herkes farklı işler çıkarmaya çalışan müzisyenlerden bir albüm alsa, şarkıları paylaşsa, orada burada bağıra bağıra gitarlarıyla bu şarkıları söylese bu işin endüstrisi de zorunlu olarak bu tip müzisyenlere yönelir. Yani sistemi değiştirmek elimizde ama tembellik etmemek lazım. Bunları kendim için de söylüyorum. Teşekkürler.