8 soruda ankilozan spondilit hakkında bilinmesi gerekenler (Dünya Ankilozan Spondilit Günü)

İltihaplı bir romatizma hastalığı olan, omurga ve leğen kemiğindeki eklemleri tutan ankilozan spondilit (AS) kendini en çok bel ağrısıyla belli ediyor. Bel ağrısı sebebiyle doktora başvuran hastalara konulan yanlış bel fıtığı teşhisi ise AS'nin erken evrede teşhis edilmesini engelliyor. Prof.Dr. Ömer Kuru "Bel ağrısı eğer 40 yaşından önce başlamışsa, istirahatle geçmeyip egzersizle düzeliyorsa, sinsi başlangıçlıysa, gece uykudan uyandırıyorsa ve sabah tutukluğu yaratıyorsa ankilozan spondilit hastası olabilirsiniz" diyor

07 Mayıs 2018, Pazartesi 09:49 Son Güncelleme: 15 Mayıs 2018, Salı 13:33
A A

Senim TANAY KARAKUŞ

senim.tanay@posta.com.tr


Halk arasında Ahmet Mete Işıkara ve Suna Pekuysal hastalığı olarak bilinen ankilozan spondilit (AS) omurga ve leğen kemiğindeki eklemleri tutan, özellikle bel bölgesinde hareket kısıtlılığı yapan, kronik bir romatizmal hastalık.

""Kaynaşma" (ankiloz) ve "omur iltihabı" (spondilit) kelimelerinin birleşmesinden oluşan ankilozan spondilit, aslında bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokusunu tanımayıp ona karşı savaştığı bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor. Alerjik bünyelerde vücudun dışarıdan alınan bazı gıdalara karşı aşırı tepki göstermesi gibi ankilozan spondilitte de bağışıklık sistemi, söz konusu o bölgedeki doku ve organları vücutta kabul etmeme gibi bir yanlışlığın içine düşüp saldırıya geçiyor.

""Kendini bel ağrısıyla gösteren AS'de erken tanı, hastalığın seyri ve tedavinin etkinliğinde çok önemli bir paya sahip diyen" Sağlık Bilimleri Üniversitesi Okmeydanı Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ömer Kuru, Dünya Ankilozan Spondilit Günü kapsamında hastalıkla ilgili bütün bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılarda bulundu.İşte 8 soruda ankilozan spondilit:

1-Ankilozan spondilite (AS) ne neden olur? Kimler daha fazla risk altında?

1-Ankilozan spondilite (AS) ne neden olur? Kimler daha fazla risk altında?

Sebebi kesin olarak bilinen bir hastalık değil. Eğer sebebi net olarak bilinseydi tedavisi çok daha kolay olurdu. Genetik faktörler ve yatkınlık çok önemli. AS’li hastaların çok büyük bir kısmında HLA-B27 adı verilen bir gen mevcut. Hastaya yapılan tetkikler sonucunda bu genin bulunması, AS olasılığını artırır fakat tek başına hastalığı işaret etmez. Bunun dışında tetikleyici bazı faktörlerin de olması gerekir. Bu faktörlerden en çok mikrobakteriler üzerinde duruluyor ancak genel olarak “Şununla karşılaşırsak biz bu hastalığa maruz kalırız şeklinde bir şey ispatlanmış değil.

Omurga dışında hastalığa bağlı olarak göz ve bağırsaklar gibi vücudun diğer bölümlerinde de iltihap gelişebiliyor. Bu nedenle bel ağrısı yakınmalarıyla gelen bir kişide sedef hastalığı, iltihabi bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, Crohn hastalığı) ya da göz kızarıp şişmesiyle kendini gösteren üveit hastalığı varsa hemen akla ankilozan spondilit gelmeli. Biz bel ağrısı şikayetiyle gelen bir hastaya bu hastalıklarından birinin ya da birkaçının akrabalarında olup olmadığını da sorarız. AS’de aile öyküsüyle tanıya gitmek çok kullanılan bir yöntemdir.

2-Ankilozan spondilit kendini ilk olarak nasıl belli eder?

2-Ankilozan spondilit kendini ilk olarak nasıl belli eder?

İlk ve temel belirti bel ağrısıdır. Ancak tüm bel ağrılardan ayrılan özellikleri vardır. AS’de görülen bel ağrısı dinlenmeyle geçen, zorlanmaya bağlı gelişen bir ağrı değildir. AS’de iltihabi bir ağrı söz konusudur. Bir bel ağrısı 40 yaşından önce başlıyorsa, istirahatle geçmeyip egzersizle düzeliyorsa, sinsi başlangıçlıysa, gece uykudan uyandırıyorsa ve sabah tutukluğu yaratıyorsa o zaman bu iltihaplı bel ağrısıdır. Bu durumda ankilozan spondilit varlığını araştırmak gerekir. AS'nin doğru teşhis ve tedavisinde romatoloji alanında uzman hekimler önemli rol oynuyor. 

3-Ankilozan spondilitin görülme sıklığı nedir? Yaş, cinsiyet ve iklimin görülme sıklığı üzerinde bir etkisi var mı?

3-Ankilozan spondilitin görülme sıklığı nedir? Yaş, cinsiyet ve iklimin görülme sıklığı üzerinde bir etkisi var mı?

Yaşa ve cinsiyete göre değişir, iklime göre değişmez. Başlangıç yaşı 40 yaşından öncedir. Genellikle 20’li yaşlarda başlar ve erkeklerde görülme riski kadınlara göre 3 kat daha fazladır. Dünyada görülme sıklığı yüzde 0.6 ila yüzde 1.4 arasındadır. Türkiye’de görülme sıklığı ise yüzde 0.5. Yani 200 kişiden 1’inde bu hastalığın ortaya çıkma riski var.

4-Ankilozan spondilit tedavisinde nasıl bir yol izleniyor?

4-Ankilozan spondilit tedavisinde nasıl bir yol izleniyor?

Hasta eğitimi tedavide çok önemli. Hastayı hastalığı konusunda bilgilendirmek, egzersize yönlendirmek ve sigarayı bırakmasını sağlamak gerekiyor. İlaç tedavisine gelince hastaların yüzde 60’ı ağrı kesicilere cevap verir. Böylelikle ağrı kontrol altına alınabilir. Ancak hastaların yüzde 40’ı ağrı kesicilere cevap vermez. Bu durumda biyolojik ilaç olarak isimlendirilen oldukça etkili ilaçlar (anti-TNF ve spesifik ajanlar) ilaçlar kullanılabiliyor.

5-Ankilozan spondilit neden daha çok erken yaşlarda ortaya çıkıyor?

5-Ankilozan spondilit neden daha çok erken yaşlarda ortaya çıkıyor?

Tıpta her hastalığın görülme yaşı vardır. AS’de vakaların yüzde 90’ından fazlası 45 yaşından önce görülüyor. Neden erken yaşlarda ortaya çıktığı bilinmiyor. Erken yaşlarda başlaması tanı koymada hekime ipucu verir. 60 yaşında bir hastanın bel ağrısıyla gelmesi AS’yi düşündürmez. Ancak bu kişi genç ise akla gelen seçenekler arasında ankilozan spondilit de yer alır. Hatta eskiden askerlik çağındaki genç erkeklerin hastalığı olduğu, sadece erkeklerde görüldüğü düşünülürdü. Sonra yapılan çalışmalar aslında kadınlarda da hastalığın ortaya çıktığını gösterdi. 

6-Ankilozan spondilit tanısı nasıl konulur?

6-Ankilozan spondilit tanısı nasıl konulur?

AS’ye tanı koymada son yıllarda çok önemli gelişmeler oldu. Bunda hekimlerin farkındalığının artmış olması çok etkili oldu. Bir de eskiden tanı koymada röntgen çekilerek AS’nin vücutta tuttuğu sakroiliak eklemi görüntülemek tercih edilirken artık klinik muayane teşhiste çok daha önemli bir yer tutar hale geldi.Sakroiliak eklem, kuyruk sokumu kemiğiyle (sakrum) leğen kemiğini birleştiren eklemdir. Ankilozan spondilit genellikle bu eklemin romatizmal iltihabı şeklinde başlar. Ancak AS zaman içerisinde yavaş yavaş ilerleyen bir hastalık olduğu için erken dönemlerde çekilen röntgenlerde bu iltihabı görmek mümkün olmazdı. Bu da geç ve yanlış tanı konulmasına sebebiyet verirdi.Eğer bir kişide 40 yaşından önce başlayan, sinsi ilerleyen, sabah tutukluğu yapan bir bel ağrısı varsa direkt sakroiliak eklemin emarı görülerek teşhis koyulmalı. Genel bel emarları bu aşamada doğru sonuç vermez.

7-Ankilozan spondilit başka hastalıklarla karıştırılabiliyor mu?

7-Ankilozan spondilit başka hastalıklarla karıştırılabiliyor mu?

Ankilozanda tanı gecikmesi çok sık yaşanır. Yaklaşık 9 yıl geç tanı alan hastalar mevcuttur. Bel ağrıları toplumda çok yaygın ve çok farklı sebeplere bağlı olarak görüldüğü için AS’li hastalardaki bel ağrısının diğer nedenlere bağlı bel ağrılarından ayırt edilmeleri çok önem taşır. Yapılan bir çalışmada AS'li hastaların 3’te 1'ine yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulduğu ve bunların yüzde 7’sinin ameliyat edildiği bildirilmiştir.

8-Ankilozan spondilitli hastalar spor yapabilir mi?

8-Ankilozan spondilitli hastalar spor yapabilir mi?

Özellikle postür (duruş) ve solunum egzersizleri tedavide etkin rol oynuyor. Hastalar ilacını kullanıp kendini iyi hissettiği dönemlerde dahil olmak üzere her gün 40-45 dakikasını egzersize ayırmak zorunda. AS öne doğru eğen bir hastalık olduğu için geriye doğru esnemeyi sağlayan kasları güçlendiren yüzme, basketbol gibi sporlarla uğraşmak yine oldukça fayda sağlar. Yine pilates gibi omurgayı güçlendiren egzersizlere de başvurulabilir. Ancak AS’li hastaların kemikleri, iltihabın yol açtığı tahribattan dolayı hassas olduğundan kırılmaya daha meyillidir. Bu nedenle AS’li hastalar Uzak Doğu, güreş gibi temas sporlarından kaçınmalı.

AS'Lİ HASTALAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ UYARI

AS'Lİ HASTALAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ UYARI

"Prof.Dr. Ömer Kuru "AS en çok omurga ile sakroiliak eklemi, daha sonra kalça, omuz gibi büyük eklemleri ve nadirde olsa el ve ayak eklemlerini tutuyor. AS’de göğüs kafesinin genişlemesi çok azaldığı için solunum problemleri de olabiliyor. Kas-iskelet sisteminin yanı sıra göz, böbrek, aort gibi eklem dışı tutulumlar da görülebiliyor. AS’li hastalarda  iltihabi bağırsak hastalıkları ve sedef hastalığı gelişebiliyor. AS’li hastalarda ölüm riski hasta olmayanlara göre 1.5 ila 4 kat daha fazla. Sigara bu sayılan hasarların daha da hızlanarak artmasına ve tablonun ağırlaşmasına neden oluyor. AS’li hastalar sigaradan kesinlikle uzak durmalı, asla kullanmamalı" uyarısında bulundu.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.