www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN89,2530 %-0,35
  • BIST80825 %0,64
  • EURO2,8325 %-0,25
  • USD2,1555 %-0,28

Sait Halim Paşa'nın ve yalısının hazin öyküsü

Yeniköy'de Boğaz kıyısındaki Sait Halim Paşa Yalısı İstanbul'un en görkemli ve en pahalı yapılarından. Sait Halim Paşa Yalısı'nın bir şöhreti daha var: Lanetli! Bu yalıda bir Osmanlı paşasının fırtınalı hayatı ve Osmanlı Devleti'nin son nefes alışları gizli

07 Ekim 2012 - 05:00
Yazı Boyutu:

HABER: MEHMET ÇELİK

mehmet.celik@posta.com.tr

Boğaziçi’nde atılan imza Osmanlı’yı da paşayı da bitirdi...

Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu Sait Halim Paşa, 1863’te Kahire’de doğdu. İsviçre’de siyasal bilgiler okudu. 1888’de daha 25 yaşındayken Şûrayı Devlet (Danıştay) azalığına, sonra başkanlığına seçildi. Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanlığı), Sadaret Kaymakamlığı (Başbakan Yardımcılığı) yaptı, Rumeli Beylerbeyi payesiyle ödüllendirildi, 1913’te de sadrazam (Başbakan) oldu. Ama Yeniköy’de oturduğu yalı Sait Halim Paşa’ya hiç uğur getirmedi.

Kıskanılan ve göz kamaştıran zenginliği nedeniyle kısa zamanda pek çok düşman edindi. Yalısında silahların ve yasak kitapların olduğu yönünde Abdülhamit’e ihbarlar yağıyordu. Arada sırada polislerin yalıyı basıp arama yapması paşanın huzurunu kaçırdı. Çok sevdiği yalısını terk edip önce Avrupa’ya oradan da Mısır’a gitti.

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla yeniden İstanbul’a döndü. Siyasete atıldı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden oldu. Paşa, 1913’te Dışişleri Bakanlığı sırasında Bulgarlarla, Edirne’nin Osmanlı devletinde kalacağı şekilde barış anlaşması imzaladı.

Padişah imtiyaz nişanıyla onurlandırdı. Yalının önündeki çift aslan da paşanın başarılarının simgesidir.

KARANLIK GÜNLER

Ancak Sait Halim Paşa tarihe, kendi yalısında Osmanlı’nın I. Dünya Savaşına’na katılmasına neden olan anlaşmayı imzalamasıyla geçti. Sait Halim Paşa’nın, dönemin Genelkurmay Başkanı İttihatçı Enver Paşa’nın baskısıyla bu belgeleri imzaladığı ise günümüzde unutulmuştur. Savaş sonunda Osmanlı tüm Ortadoğu ve Arabistan ile Avrupa ve Kuzey Afrika’daki topraklarını kaybetti.

Sait Halim Paşa ise 1919’da İstanbul’da savaş suçlusu olarak yargılandı. İngilizler’in isteği üzerine Malta’ya sürgüne gönderildi. Hükümetin Malta sürgünlerine af çabası sonuç verdi ve serbest bırakıldı. Fakat anlaşma gereği İstanbul’a dönmesi yasaklanmıştı.

Sait Halim Paşa, hakkındaki kararın kaldırılmasını beklerken Roma’da, 6 Aralık 1921’de Rus Gizli Servisi ile bağlantılı Ermeni bir komitacı tarafından kaldığı evin önünde öldürüldü. Cenazesi İstanbul’a yalısına getirildi. Mezarı Sultan Mahmut Türbesi’nin bahçesindedir.

Sait Halim Paşa Yalısı’nın geçmişi 1820’lere kadar uzanıyor. O tarihlerde ‘Düzoğullarının Hanesi’ olarak biliniyordu. Yalı, Düzoğulları’ndan sonra Ayan Meclisi üyesi Nikolas Aristarkes’in mülkiyetine geçmiş. Yalıyı 1876’da Sait Halim Paşa’nın babası Abdulhalim Paşa satın almış.

Prens Abdulhalim Paşa, Mısır valilerinden Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğludur.

SARAY YAVRUSU DOĞUYOR

Yalının bugünkü durumu, 1820’lerdeki halinden çok farklı. Çünkü, Prens Abdulhalim Paşa harap olan yalıyı yıktırıp Çanakkaleli mimar Petraki Adamandidis’e 1860’da tekrar yaptırmış. Bu sırada yalı denizden bir mitar geri çekilmiş, cumba konmamış, cephe ve pencereler geleneksel mimariden farklı bir yapıda inşaa edilmiş.

Sait Halim Paşa, 1894’te babasının ölümünden sonra kardeşlerinin hisselerini alarak yalının tek sahibi oldu. 1963’te Sait Halim Paşa’nın varisleri yalıyı Turizm Bankası’na sattı. Yalı bir dönem kumarhane olarak işletildi. Kumarhaneye Türklerin girmesi yasaktı. Rulet masalarında ne paralar kaybedildi ne aileler söndü. 1980’lerde Sait Halim Paşa Yalısı gece kulübü oldu.

Ama bir türlü istenen işi yapıp kalıcı olmayı başaramadı. Yalı 1984’e kadar Başbakanlık resmi kabullerinde kullanılmak üzere restore edildi. Bir dönem Başbakanlık Yazlık Konutu olarak hizmet verdi.

YANGIN KEHANETİ

Dönemin ANAP İstanbul Milletvekili Halit Dumankaya, 7 Aralık 1994’te TBMM’de Turizm Bakanlığı’nın işletmeleriyle ilgili olarak bir konuşma yaptı ve “Sait Halim Paşa Yalısı’ndaki değerli tablo ve eşyalar çalındı. Bu durum ortaya çıkmasın diye yakında yalıyı yakacaklar” dedi. Sait Halim Paşa Yalısı, 12 Kasım 1995’te yandı!

Yangın, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in İstanbul’da bulunduğu zamanlarda çalışmalarını yürüttüğü Sait Halim Paşa Yalısı’nın çatı katında başladı. Yangın sırasında, yalıda restorasyon çalışması yapılıyordu.

Yalının çatı katı ve ikinci katı tamamen yandı. Kütüphanedeki çok değerli el yazması kitaplar, zengin tablo koleksiyonu, 16. yüzyıldan kalma çinilerle bezenmiş şömine yok oldu. Yalının içindeki tüm eşyalar kullanılamaz hale geldi.

Yangına neden olmakla suçlanan restorasyon şirketinin çalışanı 12 kişi, Sarıyer Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı ve 1998’de beraat etti.

FELAKET MIKNATISI

25 Şubat 1999’da yalıda yine yangın çıktı. Ancak yayılmadan söndürüldü. 2003’te bir Rus şilebi, 2006’da bir kuru yük gemisi yalıya çarptı. 1995’teki yangın sonrası tekrar başlayan restorasyon çalışması 2002’de tamamlandı. Bina 1890’lardaki görünümüne kavuştu.

SKANDAL ENVANTER

Başbakanlık, yalının demirbaş eşyalarını tek tek fotoğraflayıp Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devrettiğinde kayıplar resmen ortaya çıktı. 1986 ile 2002 dökümleri karşılaştırıldığında yalının 24 odasını dolduran eşyalardan geriye ancak bir odayı döşeyecek eşya kaldığı görüldü. Haziran 2004’te yapılan ihaleyle yalı 49 yıllığına özel sektöre kiralandı.

MELEKLERLE GELDİLER GİZLİCE BOŞANDILAR

Sait Halim Paşa Yalısı, burada evlenen çiftlere de uğurlu gelmedi. Şovmen Mehmet Ali Erbil beşinci eşi Tuğba Coşkun ile Sait Halim Paşa Yalısı’nda evlendi. 18 Haziran 2005 gecesi yapılan muhteşem düğün uzun süre konuşuldu.

Melek kostümlü 5 kız çocuğuyla birlikte saltanat kayığıyla yalıya gelen çift, dakikalarca ayakta alkışlanmıştı. Ama beş yıl sonra, 6 Haziran 2010’da Sarıyer Aile Mahkemesi’nde gizli görülen tek celsede boşandılar.

YALIDAN ÇIKMAK İSTEMEYEN TABLO

Yalıda bulunan ‘Çölde Av’ isimli 7 metre uzunluğunda, 4 metre yüksekliğindeki resim Türkiye’deki en büyük tablolardan biri. Tablonun ilginç bir yanı da yalının başına gelen bütün felaketlerden her defasında sağ salim kurtulmuş olması. Mısır çöllerindeki bir av sahnesinin resmedildiği eser, Felix-Auguste Clement’e ait.

Aynı zamanda yalının iç mimarı da olan ressam, Sait Halim Paşa’nın babasının av arkadaşıymış. Sanatçı tabloyu Mısır’da yapmış. Sait Halim Paşa Yalısı’nın özel sektöre kiralanmasından sonra, 2004’te yalıdaki eserler Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Yıldız Sarayı Müzesi’nin depolarına taşındı.

Ancak ‘Çölde Av’ çok büyüktü ve neredeyse duvarla bütünleşmişti. Onu çıkarmak, hem yalının duvarına hem de resme zarar verecekti. Bu nedenle resim yerinden oynatılamadı.

(07.10.2012 tarihli Pazar Karnaval'dan alınmıştır.)


YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun