www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN87,7270 %0,28
  • BIST76870 %-0,07
  • EURO2,8795 %0,58
  • USD2,2445 %0,56

Tansiyonum aniden yükselirse ne yapmalıyım?

29 Nisan 2012
Yazı Boyutu:

Tansiyonunuzun aniden yükseldiğini anlamayabilirsiniz. Ayrıca, tansiyonunuz gün içinde değişiklik gösterebilir. Doktorlar da bu nedenden dolayı yüksek tansiyon tanısı koymadan önce, gün içinde birkaç kere ölçüm isterler. Eğer spor yapıyorsanız veya stres altındaysanız tansiyonunuz normalin üzerine çıkabilir. Bu yüzden ölçümü tekrarlamak daha sağlıklı olacaktır. Eğer tansiyonunuzu ölçüyorsanız ve ciddi bir şekilde yükseldiğini görüyorsanız ancak herhangi bir belirti hissetmiyorsanız doktorunuza danışmanız gerekir.

Buna karşın, şiddetli baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, mide bulantısı, kusma, zihin bulanıklığı veya görüş bozukluğu gibi belirtilerle birlikte tansiyonunuzda ani ve ciddi bir yükselme varsa bu, yüksek tansiyonu olan kişilerin yüzde 1’inde görülen, ciddi ve tehlikeli bir yüksek tansiyon türü olan şiddetli hipertansiyonunuz (malign hipertansiyon) olduğu anlamına gelebilir. Eğer şiddetli hipertansiyon belirtileri yaşıyorsanız acil müdahale görmek üzere bir acil servise başvurmalısınız.

Tansiyonum aniden düşerse ne yapmalıyım?

Tansiyonunuz gün içinde değişiklik gösterebilir ve dinlendiğiniz bir zamanda düşebilir ve hatta yatakta uzandığınız, oturduğunuz, ayakta durduğunuz zamanlarda yani pozisyonunuza göre bile değişebilir. Bazı kişilerde hiçbir belirti göstermeyen kronik düşük tansiyon vardır ama baş dönmesi, sersemlik, hatta bayılmaya bile yol açan ani bir tansiyon düşüklüğü sağlığınız açısından zararlı olabilir. Tansiyondaki bu ani düşüş çoğunlukla oturma veya yatma pozisyonundan ayağa kalktığınızda meydana gelir ve ortostatik ve postural hipotansiyon olarak bilinen bu durum yaşlı insanlarda daha sık görülür. Normalde, ayakta durduğunuz zaman kan bacaklara doğru toplanır. Vücudunuz da genellikle beyne daha çok kan gitmesi için kan damarlarınızın büzülmesini veya kalbinizin daha hızlı atmasını sağlayarak bu durumu düzeltmeye çalışır.

Eğer bu olmazsa veya çok yavaş olursa, postural hipotansiyon görülür. Tansiyonda ani düşüş meydana gelmesinin diğer nedenleri arasında şiddetli alerjik reaksiyon, vücudun su kaybetmesi, ciddi enfeksiyonlar, kanama ve kullanılan ilaçları sayabiliriz. Tansiyonunuz hiçbir belirti göstermeden aniden düşerse genellikle doktora gitmenize gerek yoktur ve ölçme işlemini tekrar edebilirsiniz. Ancak, eğer saydığımız semptomları yaşıyorsanız, bunun neden olduğunu anlamanıza yardımcı olması için doktorunuzu aramalısınız. Doktorunuz bir sonraki adımda ne yapmanız gerektiğini söyleyene kadar sıvı tüketmek ve ayaklarınızı hafifçe yukarıda tutarak uzanmak işe yarayabilir.

Depresyon, kalp damar hastalıklarına yol açabilir mi?

Yaşadığımız üzüntüler depresyona neden olduğu gibi, depresyon da kalbimize zarar verebilir. Aynı, diyabet, yüksek kolesterol veya obezite gibi, depresyon da kalp hastalığı riskinizi artırabilir. Depresyon, kanınızı pıhtılaşmaya daha eğilimli hale getirebilir, yağ asidi ve serbest radikallerin üretimini artırabilir ve bu da damarlarınızın dış yüzeyinde hasara neden olarak atardamarlarınızda iltihaplanmaya yol açabilir. Bütün bunlar ise kalp krizine neden olabilir. Depresyonda olan kişiler egzersiz yapacak enerjiyi kendilerinde bulamazlar, sağlıksız beslenmeye ve sigara içmeye daha eğilimli olurlar ve bunlar da depresyonun, kalp hastalığının diğer risk faktörlerini daha etkili hale getirebilir. Kardiyovasküler (kalp damar) hastalığı zaten var olan kişilerde ise depresyon, komplikasyon ve kalp hastalığından ölüm riskini artırarak durumu daha da kötüleştirebilir. Bunalımlı kişiler ilaçlarının yan etkilerini görüyorlarsa ilaçlarını bırakmaya daha çok meyillidirler. Depresyon belirtileri yaşıyorsanız, bu konuda uzman birilerine danışmalısınız çünkü kalbiniz tehlikede olabilir.

Kanser hastalarında depresyon nasıl tedavi edilir?

Kanser teşhisi konulmuş kişiler çok büyük, duygusal ve fiziksel değişiklikle karşılaşırlar. Bu hastaların neredeyse hepsi zor ve acı dolu dönemlerle yüzleşir ve kanser hastalarının yaklaşık yüzde 15-25’i gerçek depresyondan mustarip olur. Depresyon semptomlarının iyileşmesi için, tedavi yalnızca mutsuzluğu değil, aynı zamanda acı ve diğer rahatsızlık verici fiziksel durumları, sosyal desteği ve sağlığıyla ilgilenen kişilerle ilişkisini hedef almalıdır çünkü bütün bu unsurlar depresif semptomları etkileyebilir. Antidepresanlar çoğunlukla ağır depresyonlarda kullanılırken, orta dereceli depresyonlarda, rehberlik, eğitim, rahatlama teknikleri içeren psikoterapiden büyük ölçüde yanıt alınabilir.

Bazı antidepresanlar kemoterapi ilaçları gibi bazı diğer ilaçlarla etkileşimde bulunabileceğinden, herhangi bir reçeteli veya reçetesiz satılan ilaç almadan önce, doktorunuza danışmak çok önemlidir. Bazı antidepresanlar da, uyuyamama sorunu, yorgunluk, anoreksi (iştahsızlık) gibi kanser veya kemoterapiyle alakalı diğer sorunlarda rahatlama sağlayabilir ve bu da yaşam kalitesini artırır. Son olarak, hem kanser destek grupları hem de aile ve arkadaşlarla iletişim kurmak ruh halini iyileştirmeye yardımcı olabilir. Unutmayın ki, savaşınızı tek başınıza vermek zorunda değilsiniz.

Fıtık her zaman ağrı yapar mı? Bu konuyla ilgili yapılmış yeni araştırmalar var mı?

Fıtık her zaman ağrıya neden olmaz ve çoğu zaman herhangi bir belirti göstermeyebilir. Gerçek şu ki, bir nüfusun 40 yaş altındakilerinin yüzde 35’i, 40-60 yaş arası kişilerin yüzde 20’si ve 60 yaş üstü kişilerin yüzde 37’sinde fıtığın hiçbir ağrıya neden olmadığı ortaya konuldu. Fıtığa bazen görüntüleme çalışmalarında tesadüfen rastlanıyor ve hasta fıtık olduğunu ancak o zaman öğreniyor. Fıtık ilerleyip sonunda ağrıya neden olabilir ama hiçbir şekilde ağrı yapmama ihtimali de vardır. Neye dikkat edeceğinizi biliyorsunuz. Fıtıkla bağlantılı bir ağrı, diskin konumuna bağlıdır ama çoğunlukla sırt, kalça ve uylukta hissedilir. Sinirlere baskı uygulayabileceğinden hareket etmek, ağrıyı çoğalabilir.

(22.04.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

BU HABERİ PAYLAŞ