ABD diktatörleri nasıl besliyor?

Washington'da yaşayan gazeteci Aram Roston'ın Newsweek adına yaptığı araştırma, Pentagon'un milyarlarca dolarının Ortadoğu'daki diktatörlerin kasasına hangi yollardan aktığını ortaya koydu

Pazartesi, 27 Haziran 2011 - 13:49

ABD diktatörleri nasıl besliyor?

ABD, resmi olarak, diğer ülkelere askeri üslerin kullanım haklarıyla ilgili para ödemiyor. Bu konuda çok net bir mantık söz konusu: yabancı diktatörlerin hazinesine para dökmek, samimi stratejik ittifaklar kurulmasına engel olur. Ancak Irak ve Afganistan’da savaşı sürdürüp İran’da mollalarla uğraşan Pentagon Ortadoğu’nun genelinde benzersiz bir üsler ağı kurdu.

Newsweek’in Pentagon’un Abu Dabi, Kuveyt ve Bahreyn’deki anlaşmalarıyla ilgili yaptığı araştırmayla çoğunluğu Basra Körfezi çevresindeki ülkeleri yöneten ailelerin denetimindeki şirketlerin kasalarına 14 milyar doların aktarıldığı ortaya çıktı.
 
Bu gerçek önemli bir soruyu da gündeme getirdi: Bölge genelinde genç protestocular ve Arap Baharıyla demokrasi girişimleri artarken, ABD’li vergi mükelleflerinin paraları dost rejimlerin hanedanlarını zenginleştirmeye mi yarıyor?

NAHYAN AİLESİNİN ŞİRKETİ TEK TEDARİKÇİ

Önce Abu Dabi’ye bakalım: Birleşik Arap Emirlikleri’nin en zengini olan Abu Dabi’nin El Dafra şehrinde bulunan ABD Hava Kuvvetleri üssü bölgeye giden uçaklar için önemli bir yakıt ikmal noktası. Birçok Körfez ülkesinde olduğu gibi, Abu Dabi de hem hükümeti hem de iş dünyasını domine eden bir aile tarafından, Nahyanlar, yönetiliyor. 63 yaşındaki emir, Şeyh Halife bin Zayid el Nahyan, 15 milyar dolarlık servetinin yanı sıra ülkenin en büyük ulusal petrol şirketi olan ADNOC’u da kontrol ediyor. Yani ABD’nin El Dafra üssünde uçaklarına yüklediği her damla yakıt (yılda yaklaşık 800 milyon litre, 2005’ten bu yana yıllık maliyeti 5.2 milyar dolar) el Nahyan kontrolündeki ADNOC’tan alınıyor.

Ancak kontratlara göre, Pentagon’un yapacağı her türlü ürünün satışı için gerekli olan rekabetçi ihale süreci bu satışta baypas edilmiş durumda. ABD’nin üs stratejisiyle ilgili araştırmalar yapan Barnard College’dan Alexander Cooley, ABD’nin Abu Dabi’de “Varlığını satın aldığını” söyledi.

ABD, düzenli olarak yabancı toprak sahiplerine kira ödüyor ancak bu ödemeler hükümetler arası anlaşmalar üzerinden yürütülen üs haklarından bağımsız. Cooley üsler konusunda “zımni bir karşılıklılık” olduğunu ifade etti.

REKABET YASAL GEREKLİLİK

Neredeyse 30 yıl önce, 436 dolarlık bir çekiç ve 640 dolarlık bir klozet kapağı alımı gibi bir dizi harcama skandalının ardından, ABD Kongresi 1984 yılında Kontratlarda Rekabet Yasası’nı kabul etti. Yasanın prensibi basitti: Rekabet fiyatları düşürür ve kaliteyi artırır. Savaş Zamanı Kontratları Komisyonu üyesi Charles Tiefer’a göre “Yasa birkaç istisna dışında rekabeti şart koşuyordu.

Abu Dabi bu istisnalardan birini başarıyla sömürmeyi başardı. Beş yıl önce, Irak Savaşı’nın en yoğun olduğu sıralarda, Florida merkezli ABD’li yakıt taşeronu şirket IOTC, ADNOC’a verilen 500 milyon dolarlık tek kaynaklı kontrata tepki gösterdi. Hükümet Hesap Verebilirlik Dairesi’ne bir protesto mektubu gönderen Avukat Ronald Uscher, anlaşmanın tam rekabete açılması gerektiğini öne sürdü.

Pentagon söz konusu olanın Birleşik Arap Emirlikleri hukuku olduğunu belirterek yanıt verirken, IOTC avukatı ordunun böyle bir yasa ya da kararname çıkaramadığını söyledi. Newsweek’in Bilgi Edinme Yasası dolayısıyla edindiği Pentagon yazışmaları, ordunun yaptığı alımlardan sorumlu Savunma Lojistiği Dairesi (DLA) içinde bile kafa karışıklıkları olduğunu söyledi.

ABD'Lİ YETKİLİLERİN DE KAFASI KARIŞIK

Bir albayın ADNOC’la 2008’de kabul edilen tek kaynak sürecini sorgulamasının ardından, dairenin birim şefinden, “Temelde yerel hükümet nezdinde yakıt alımı yapabildiğimiz tek şirket ADNOC yanıtı geldi”. Daha sonra bir ABD’li yetkili Abu Dabi yasasıyla ilgili bir “belge ya da kayıt olup olmadığını” sordu. Hatta Abu Dabi’deki ABD büyükelçiliği yasanın bir kopyasını bulamadığını bildirdi.

Birkaç ay sonra Pentagon ADNOC’la 918 milyon dolarlık bir başka tek kaynaklı kontrat bağladı. Tiefer bu durumu “Hazinenin anahtarlarını şeyhliğe teslim ediyorsunuz” olarak nitelendirdi.

Pentagon yapmak zorunda olduğunu yaptığı görüşünde. Bir DLA yetkilisi Newsweek’e yaptığı açıklamada sadece bir seçenek olduğunu ifade etti: “Bu ülkede varlık gösterip, hava sahasını ve onların yakıtını kullanırsınız ya da kullanmazsınız.” Geçmişte Ortadoğu’da görev yapmış emekli büyükelçi Ronald Neumann ise yaşanan bu dilemmanın demokratik olmayan ülkelerde iş yapmanın potansiyel bir etkisi olduğunu belirtti.

SADECE ABU DABİ DEĞİL

ABD’nin Körfez’deki diğer üslerine ev sahipliği yapan ülkelerdeki hanedanlar da benzer şekillerde kâr ediyor gibi görünüyor. Örneğin Kuveyt’te bulunan ABD üssü Arifcan ordunun Irak’a giden tedarikleri için çok önemli. Abu Dabi’de bulunan el Nayhan ailesi gibi Kuveyt’i de ulusal petrol şirketi Kuveyt Petrol Holding’i de el Sabah aşireti yönetiyor. Şirkete 2005’ten bu yana Pentagon’la 4 milyar dolar civarında tek kaynaklı kontrat bağladı. DLA’nin açıklamasında, “Kuveyt’teki kısıtlamalar dolayısıyla Irak’a giden petrol tek kaynaktan gelmektedir” denildi.

Son bir aydır Arap Baharı gösterilerinin hızlandığı Bahreyn ise ABD’nin Beşinci Filo’sunun 60 dönümlük karargahının bulunduğu yer. Kral Hamad bin İsa el Halife ülkeyi yönetiyor. Aynı zamanda Bahreyn DLA’nın enerji operasyonlarının bölgesel karargahının da bulunduğu yer. Her yıl Bahreyn’in ulusal petrol şirketine ABD’nin Batı Pasifik’teki askeri operasyonları için yakıt sağlaması için WestPac adı altında büyük miktarlarda kontratlar veriliyor.

BAHREYN'İN DURUMU FARKLI

Böylece Bahreyn’in ulusal petrol şirketi benzersiz bir konum elde etti: Nüfusu 1 milyondan biraz fazla olan krallık, ABD ordusunun en önemli tedarikçilerinden biri haline geldi. Şirket her yıl Pentagon’dan milyarlarca dolar kazanıyor. DLA Bahreyn’in yakıt satışlarının Abu Dabi’deki gibi tek kaynaklı olmadığını ifade etti. Pentagon, Bahreyn’in her zaman kazandığını çünkü düşük fiyat teklif ettiğini, potansiyelinin çok geniş olduğunu ve bölgedeki “geleneksel tedarikçiler” arasında rakibi olmadığını ifade etti.

Petrol alanında danışmanlık yapan PFC Enerji’nin direktörü David Kirsh, “Bahreyn Petrol Holding eğer ortada üs olmasa muhtemelen bu kontratları bağlayamazdı” dedi. DLA yetkilisi ise kurumun dünya genelindeki ABD güçlerine en uygun fiyatla petrol sağlamak için elinden geleni yaptığını belirtti.

Ancak asıl soru bu stratejik ittifakların ABD’li vergi mükelleflerinin paralarından daha hızlı akan bir nehrin üzerinde yüzüp yüzmediği olacak.

Hürriyet