Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Aç tutuklular, tok şehitler

Salı, 20 Kasım 2012 - 05:00

Sedat Laçiner twitter’da “tok teröristler aç kalınca kıymete bindi” diye yazdı. Gökhan Vats ise “Hüseyin Çelik ‘Açlık grevlerinin hükümetimizin isteğiyle değil de Öcalan’ın isteğiyle sonuçlandırılmasını manidar buluyorum’ dedi mi”? diye sordu. Her ikisi de çok doğru saptamalardı. Düşündüm: “aç teröristler” hayatta kaldı ama aynı gün zorunlu askerlik görevlerini yapmaktan başka hiç bir suçu olmayan gençler, onların dışarıdaki tok arkadaşları tarafından öldürüldü.

Devletin açlık grevi yapan teröristleri hastanelere sevkedip sağlık durumlarını iyileştirmek için koşuşturduğu gün, beş genç insanın cenazesi vardı! Bu ortamda açlık grevcilerine sempatiyle bakmak kolay mı? Üstelik de onlar “Bizim cezaevi koşullarımız kötü, biz burada haksız yere tutuluyoruz” diye yapmadılar o grevi. “Önderimizi serbest bırakın” diye yaptılar. Ve önder, sonunda canlarını bağışladı. Tıpkı başlamaları için yaptığı gibi, bir işaret çaktı, ölümün eşiğinden döndüler. O “önder” bir işaret daha çaksa keşke, ölmekten vazgeçtikleri gibi öldürmekten de vazgeçseler! Aslında verilmek istenen mesaj tam da bu: “Kan dökülmesin istiyorsanız muhatap Öcalan’dır.

[[HAFTAYA]]

Onu adadan çıkarın, (şimdilik) ev hapsine alın. Oradan bizi yönetsin.” Vallahi kan duracaksa onu bile düşünmek lazım da... Öcalan dışarıda ve PKK’yı yönetirken kan dökülüyordu... Boynuna kravat takıp ateşkes ilan etmişti kendi kendine, kan yine dökülüyordu... Şimdi de diyor ki “Onlar benim sözümü dinlememiş unsurlardı, sonra ben onları infaz ettirdim.” 33 eri öldürten Sakık da infaza mahkum olmuştu ama kaçtı. Yani onu oradan çıkarıp baştacı etmek de çok güvenilir bir yol değil. Zaten yol var mı, o da meçhul! Ama Aysel Tuğluk gibi avukat bir siyasetçinin “Sayın Öcalan...” hitabını duyunca utandım. İnsanlığımdan, kadınlığımdan, kentliliğimden. Bunlar da politikacı diye dolaşıyor ortada.

Kurtarmaya önce teşekkür, sonra tefekkür

Neymiş? Bunlar istemiş vermemiş, CHP istemiş vermiş Esad rejimi rehineyi. Çok manidarmış! Siyasette her eylem, her söylem manidar. Ama önce bir teşekkür etselerdi. Bir TC vatandaşı, üç aydır bir hücrede kimseyle görüştürülmeden tutuklu olduğu yerden kurtarılıp ülkesine döndürülüyorsa, getirene, bunun için konumunu, kimliğini ortaya koyana bir teşekkür edilir. Bülent Arınç’ın yaptığı gibi. AKP Genel Başkan yardımcısı Hüseyin Çelik muhtemelen Genel Başkan’ının hissiyatını dile getiriyor, ‘Esat’la araları iyi’ bağlamında. Meseleyi baştan alalım: İki-üç yıl öncesine kadar Esat’la aramız o kadar iyi ki ailece görüşmeler gırla gidiyor. Kapılar açılıyor, yukarının samimiyeti aşağıya yansıyor, hafta sonları Şam, Halep-Hatay arası dolmuş çalışıyor!.. Alışveriş, ticaret, turizm patlamış...

Sonra bizimkiler Esat’ın muhaliflerine sert davrandığı kanısına varıyor (sanki kendileri muhaliflerine çok iyi davranıyor, bakınız Silivri!). El altından Suriye’nin içi karıştırılıyor; silah ve para vermeden tutun da askeri desteğe kadar artık neyse ne... Orada iç savaş çıkıyor. Esat düşecek, muhalefet başa geçecek, bize neyse? Ama bölge dengeleri böyle yürümüyor. Rusya ve İran, Suriye’nin arkasında kapı gibi durup ABD bizimkileri pek desteklemeyince, Esat kalıyor yerinde! İnsanlar ölüyor. Kentler yıkılıyor. Muhalif dediğin, senin benim gibi sade suya tirit vatandaştır, biraz homurdanan...

Nasıl oluyorsa bunların muhalifleri Esat’ın ordusuna bazukayla direnecek, köy, kasaba ele geçirecek, yakaladıklarını kurbanlık koyun gibi palayla çatır çatır kesecek kadar kana susamış üstelik. Libya’da savaşan paralı milislere de pek benzedikleri söyleniyor. CHP, Türkiye’nin bu savaşa müdahil olmasına karşı çıkıyor. Esat da Hatay CHP milletvekillerini kabul etmiş, gazeteciyi vermiş ve Türk halkına da bir mesaj vermiştir: “Benim sizinle bir alıp veremediğim yok!” Anlayan anlar.

Meral Okay anısına...

Ali Nesin’den bir mektup aldım. Matematik Köyü için yapılacak geceye herkesi davet ediyor. Hatırlarsanız sanatçı, yazar, senarist Meral Okay’ın ölümünden sonra bir vasiyet tartışması yaşanmıştı. Meral Okay, mal varlığını Nesin Vakfı’nın Matematik Köyü’ne bıraktığını söylemişti. Ama hastalığı sırasında bunu yazılı resmi belge haline getirmediğinden olacak, dileği gerçekleşmedi.

Ailesi de istekli olmadı herhalde! Ama arkadaşları sözünün arkasında durdu. 21 Kasım Çarşamba gecesi TİM Show Center’da Matematik Köyü yararına bir gece düzenliyorlar. Meral Okay’ın dostlarının başta geleni Sezen Aksu ve diğerlerini dinlemek, seyretmek ve Matematik Köyü’ne katkıda bulunmak için orada olabilirsiniz. Ali Nesin’e de bu vesileyle sevgiler, saygılar buradan.