Acun'un ekran performansı nasıl?

a
a
Salı, 30 Kasım 2010 - 05:00

Acun Ilıcalı’nın özel hayatı gündeme gelince geçmişteki sürtüşmemize binaen birçok okur fikrimi sordu. Cevabım çok net; ilgilenmiyorum...

Sanırım burada anlamamız gereken bir gerçek var; ben insanların sadece televizyonda yaptıkları işleri eleştirir, haklarında not düşerim...

Özel yaşamla profesyonel yaşamın birbiriyle paralel ama iki ayrı evren olduğunu da çok iyi bilirim. Her ne kadar hakkında yazdığım bazı insanlar tersini düşünse de...

[[HAFTAYA]]

Neyse. Başına gelen hadisenin Acun’un reytinglerini arttıracağına emindim. Kaldı ki öyle de oldu. Yok Böyle Dans (Show TV) başından beri toplam izleyicinin ilgi göstermediği bir programdı. AB grubu izleyici ise sevdi bu yarışmayı... Bu haftaki bölüm çok büyük bir performans kaybı yaşamadı ve gündelik ilgi kaymaları nedeniyle biraz daha az reyting toplayabildi. Ama Yetenek Sizsiniz Türkiye (Show TV) için bunu söylemek zor... Geçen hafta ne reyting aldıysa, bu hafta biraz daha üzerinde bir sonuçla tamamladı koşusunu. Ve eminim ki kamuoyu Acun’un özel hayatıyla ilgilendikçe reytingleri de artacak. Meselenin TV açısından yorumu budur. Gerisi ile dedim ya; hiç ilgilenmiyorum!

Asmin acıya aşık mı?

Aşk Bir Hayal’de (atv) senaryo aynı hat üzerinden yuvarlanıp duruyor. Dizinin iki sezonluk performansına baktığımızda akılda kalan tek şeyin Asmin’in ve oğlunun kendisini takıntılı bir şekilde seven Miran ağa tarafından sürekli kaçırılıyor oluşu... Bunun akılda kalması da gayet doğal çünkü dizi tamamen bu kaçırılma aksiyonlarına takılmış onlarca bölüm boyu da bunu izlettirmiş izleyiciye... Ama hepsini bir kenara koyarsak tuhaf bir ayrıntı var göze çarpan. Bir okurum hatırlattı. Asmin her kaçırılışında bol makyaj ve bakımlı saçlarıyla karşımıza çıkıyor. Sanki “Miran beni bu akşam kaçıracak, bu yüzden bakımlı çıkmalıyım karşısına” durumu var kadında... Aynı bakımı söz konusu kocası Altay olduğunda görmemiz mümkün değil. Onun karşısında umutsuz ev kadınları gibi. Neyse... Acaba diyorum Asmin içten içe bir mazoşist olabilir mi? Acı çekmekten zevk alan ve acı çektirene gizli bir tutku duyan?

Görüntüsüz yorumnasıl oluyor?

Telegol’de (Kanaltürk) yorumcularımız maçlar üzerine sıkı muhabbetler çeviriyor. Öyle yorumlar yapılıyor ki maçın o anki görüntüsü olmadan hakkında konuşmak imkansız... Peki nasıl oluyor da çıkıyor o yorumlar? Maçın her saniyesini ezber etmeleri mümkün değil. Ama önlerindeki bizim göremediğimiz ekrana yayınlamadıkları üç dakikalık görüntüleri koyup, oradan bakarak yorum yapmaları mümkün. Aynen de öyle oluyor... Bu durumda Telegol’de maçın pozisyonları hakkında yapılan yorumları anlayıp onaylayabilmek için başka bir televizyon aletinde mesela TRT’nin verdiği maç görüntülerini izlemek zorundasınız... İki TV aygıtı olmadan izlenebilecek bölümler değil pozisyon bölümleri. Hazır pozisyondan girmişken, Lig TV’nin Beşiktaş’ın Galatasaray’a attığı penaltı golünün tekrarını aradan yirmi dakika geçtikten sonra yayınlayabilmesine ne diyeceğiz; onu bilemiyorum?

Kahkaha makinesi öldü!

Leslie Nielsen ölmüş.

Böyle yazınca bir fikir vermeyebilir ama birkaç bölümü çekilen Çıplak Silah filminin ak saçlı kahramanı desek hemen hatıra gelir sanıyorum...

Bu hayatta beni güldürebilen çok az insandan biriydi ünlü aktör. Yıllar sonra yine Hollywood filmlerini kafaya alan bir uyarlamada performansından hiçbir şey kaybetmediğini gördüğümde Nielsen’in hiç ölmeyeceğine inanmıştım...

84 yaşında hayata veda etti ve gittiği güne kadar insanları güldürüp durdu. Kimi zaman salaklıkları kimi zaman da kahramanlıklarıyla... Ne güzel adamdın sen Leslie amca!

Fatmagül’de asılmesele ne?

Fatmagül’ün Suçu Ne?” (Kanal D) geyikleri devam ederken malum tecavüz sahnesine odaklanan izleyici ilgisine aynı diziden başka bir adres versem iyi olacak...

Fatmagül’ü tecavüzcüsü olması muhtemel bir adamla evlendirmek için araya giren üç kağıtçı dayının (Münir) Adli Tıp’taki kanıtları karartması, rüşvet vererek davanın akışını değiştirtmesi, belgeleri bile hazır olmayan bir nikahın işleme konulması hatta kıyılması hakkında gösterdiği performans çok düşündürücü...

En az tecavüz kadar aşağılık ama hiç de tecavüz kadar ilgi çekmeyen meseleler bunlar. Neden?

Sanırım ezberimize “bu ülkede bu tip rezillikler gayet normal karşılanıyor” olarak girdiği için. Gerçek bir çivimizin çıkma göstergesi...

Sanırım otoriteler ve ilgililer dizide anlatılan bu gerçeklere hiç bakmadan tecavüze takılıp kalacaklar.

İnsani haklarımıza, vatandaşlık haklarımıza, eşitlik haklarımıza her gün düzenli olarak uygulanan tecavüzleri görmezden gelerek hem de. Yazık billahi!