Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

'Adalet değil, atalet içindesiniz!'

Cumartesi, 21 Ağustos 2010 - 05:00

Kâh sinirlenip, kâh umutlanarak, kâh gülüp, kâh gözlerim dolarak geçirdiğim günün ardından Silivri’den dışarı attım kendimi. Tarlalarda ay çiçekleri, kurumuş ve boynu bükük duruyorlar. Ya geride, Silivri Cehennemi’nde bıraktıklarımız? Hani karar okunurken, yanlış bir algılamayla “Hah, tamam, bu kez tahliye kararı galiba!” diye heyecanlanıp, sonra Mahkeme Başkanı dışında, öteki iki üye karşı çıktığı için (yukarıdan izin gelmedi demek daha!) tahliye edilemeyen ‘tutuklu’ sanıklar: Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Alb. Hasan Atilla Uğur, Mustafa Koç, hastane odasında çile dolduran Haberal ve diğerleri! Bu sahne 2 yıldır tekrarlanıyor. Mahkeme Başkanı ve hatta savcılık makamı tahliye taleplerini kabul ve talep ediyor.

Suçu: ‘UYARICI’
Öteki iki üye şerh koyuyor ve insanların tutukluluk halleri, yargısız infazları devam ediyor! Karar üzerine Mustafa Balbay bağırmaya başlıyor: “Adalet değil Atalet içindesiniz!” Nedir onu isyan ettiren? Birleştirilmiş 2 ve 3. Ergenekon davasında Balbay ve diğer sanıklar, ki çoğu birbirlerini burada görmüş, tanımış, ‘darbeye tam teşebbüs ve halkı silahlı isyana teşvik’ten yargılanıyor. Komutanlar ise ‘darbeye eksik teşebbüs’ten! Yani askerler dururken darbeyi gazeteciler yapacak. Balbay’ın dosyasındaki suça başlangıç tarihi, yakalandığı tarih! Yani suç işlemeye gözaltına alındıktan sonra başlamış. Sözüm ona yargılama komedisinin güldürü unsurları sadece bunlar değil tabii. Özkan boşuna delirmedi; sorgusunda sürekli “Suçum ne?” diye sordukça, savcı “Sen daha iyi bilirsin” diyormuş! Suçları ‘Ergenekon Terör Örgütü’ne üye olmak ya. Emniyet Genel Müdürlüğü, MİT, Jandarma ve Genel Kurmay, kayıtlarında böyle bir terör örgütü olmadığı bilgisini yollamış mahkemeye. Ama olmayan terör örgütünün elemanları olarak 2 yıldır tutuklular! Silivri’ye ilk geldiklerinde yemek dağıtımı yapan adli tutukluya sormuş Balbay, suçun ne diye. “Uyuşturucu abi” demiş adam, ya seninki ne? “Benim ki de ‘UYARICI” demiş Balbay. O her zamanki espri küpü zekasıyla.

Hakim mi imam mı?
Avukat Hasan Gürbüz, Ergenekon sanıklarından Cengiz Köylü, Alb. Mustafa Koç, Levent Göktaş’ı savunuyor. Ama yakında kendisini onların yanında bulabilir. Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yazdığı yeni çıkan “Dün Devlet, Bugün Cemaat” başlıklı kitabına atfen öyle bir savunma yapıyor, Mahkeme Heyeti’ni ve Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısını öyle bir suçluyor ki heyet hakkında suç duyurusunda bulunuyor. Avukat Gürbüz’ün de istediği zaten bu. Böylece bildiklerini daha rahat açıklayabilecek. Mahkeme Heyeti, Hanefi Avcı’nın tanık olarak dinlenme talebini reddediyor ama İçişleri Bakanlığı anında soruşturma başlattığı için Gürbüz’ün bu arzusu da yerine gelmiş oluyor. Avcı da ifade verecek! Biz de İçişleri ve Adalet Bakanlığı’na ‘sızmış’ cemaat mensuplarını, tahliye taleplerini engelleyenleri, bu hakim ve savcılar hakkında verilen bütün soruşturma taleplerini geri çevirenleri öğreneceğiz. Kısaca memleketi AKP mi, cemaat mi yönetiyor, cemaat, AKP’yi nasıl oymuş da içine dolmuş, göreceğiz!

Hem terörist, hem koruma!
Ne zaman kurulduğu belli olmayan, örgüt şeması bir türlü açıklanmayan resmi kanallardan da olmadığı açıklanan Ergenekon’da yargılanan ve serbest bırakılanların TSK’da göreve dönmelerine karşı çıkılıyor ya, Emniyet de “mesleğe yakışmayan suç” kapsamında değerlendirip göreve iade ediyormuş. Yani saçını uzatmış olmak filan gibi. Örneğin, terör örgütü üyesi olmakla yargılanan Kemalettin Bağcı, tahliye edildikten sonra Iğdır’da görevlendirilmiş. Keskin nişancı olduğu için illerine gelen önemli kişilerin korumasını sağlıyormuş. Varsayalım ki Arınç Iğdır’a gitti, arkadaş da dama çıkıp suikast fobisi olan Arınç’a uzaktan ateş edilmesini önleyecek, terör örgütü üyesi olarak yargılanırken. Yanlış anlaşılmasın amacım ne Bağcı’nın tekrar tutuklanması, ne görevden alınması. Sadece bu davayı ve suçlamaları artık kimsenin takmadığını söylemeye çalışıyorum!