Adalet Yürüyüşü

Salı, 11 Temmuz 2017 - 05:00

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı adalet yürüyüşünün üzücü bir hadise yaşanmadan tamamlanmış olmasına sevindim. Güzergah boyunca zaman zaman yükselen tansiyonu yüreğimiz ağzımızda takip ettik. Ufak tefek aksilikler ve sataşmalar dışında ciddi bir mesele yaşanmadı.

Ana muhalefetin örgütlediği yürüyüşe Türkiye’nin gidişatıyla ilgili itirazları olan farklı kesimler de katıldı.

Bu büyüklükte bir yürüyüşün hayata geçirilebilmiş olması “Bu ülkede sadece iktidar var ve onun istedikleri yapılıyor” diyerek Türkiye’yi eleştirenleri mahcup etti.

Türkiye’nin bir Ortadoğu ülkesi olmadığını, muhalif görüşlerin şiddete başvurmadan yüksek sesle dile getirilebildiğini gösterdi. İktidar yanlısıyla karşıtıyla bütün kesimler dünyaya “Muz cumhuriyeti değiliz” mesajını verdi.

Şuna inanıyorum, barışcı yollarla aktarıldığı sürece iktidarlar yüzbinlerce kişiden yükselen talepleri elinin tersiyle bir kenara itmemeli. Nitekim Başbakan Binali Yıldırım kategorik olarak yürüyüşe karşı olmakla birlikte ılımlı açıklamalar yaptı. Sorumlu bir devlet adamı kimliğiyle hareket etti.



Kılıçdaroğlu yaşında ve spor pratiği olmayan bir kişinin çok uzun güzergahı yürüyebileceğine birçok kişi inanmıyordu. Bir iddiayı hayata geçirmiş olması Kılıçdaroğlu’nu parti içinde ve dışında güçlendirecektir. Ancak asıl önemli olan CHP’nin süreci bundan sonra nasıl yöneteceği.

Söylendiği gibi CHP adaletle ilgili itirazlarını yeni ve uzun yürüyüşler formatında devam ettirirse işin sulanması kaçınılmaz. Kılıçdaroglu en başından beri marjinal ve radikal gruplara mesafe koydu. Yürüyüşü sabote etmelerini engelledi. Bundan sonra da aynı tavrı sürdürebilirse bu yürüyüşe sempati duyan kesimlerin ilgisini canlı tutabilir.



CHP’nin 10 maddelik bildirisi Kılıçdaroğlu’nun yol boyunca dile getirdiği görüşlerin özetinden oluşuyor. Belli ki parti kurmayları titiz çalışarak çok sert liste oluşturmamaya gayret etmiş. Benim net şekilde itiraz ettiğim “kontrollü darbe” ifadesi listede yer almamış. Kılıçdaroğlu’nun da bu sürecin marjinalleşmesini isteyeceğini hiç sanmıyorum.



Büyük bir alkış İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya. Yürüyüş sırasında tehlikeli şeylerin yaşanmaması için bütün birimleri teyakkuza geçirdi ve son dakikaya kadar süreci takip etti. Canlı bomba oldukları bildirilen kişiler ele geçirilmemiş olsaydı bugün Türkiye gündeminde büyük bir felaketi konuşuyor olabilirdik. Ayrıca güzergah boyunca görev yapan binlerce polisi kutluyorum.