Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Adanalıyık karnaval yaparık!

Pazar, 12 Nisan 2015 - 00:01

Geçen hafta sonu Adana’daki Portakal Çiçeği Karnavalı’na katıldım. Türkiye’nin tek karnavalı, üçüncü yılında kendini aşmış durumda. İlk iki sene ToyotaSA CEO’su Ali Haydar Bozkurt’un çabalarıyla yürütülen karnaval, artık Adana Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin de katkılarıyla dev bir organizasyona dönüşmüş. Ben en çok Adana halkının bu karnavala sahip çıkmasına baayıldım. Herkes karnaval kortejine katılmak için sokaklara çıkmıştı. Çıkamayanlar, korteje balkonlardan Türk bayrakları sallayarak katıldı.

Kortejde yürüyenler karnavalın anlamına uygun olarak başlarına portakal çiçekli taçlar takmıştı. Hele üzerinde Adana’ya özgü sözlerin yazılı olduğu tişörtler müthişti. Gece ise Adana’nın eğlence yerleri ağzına kadar doluydu. Hatta şöyle söyleyeyim; daha gece yarısı bile olmadan birçok mekanın içki stoğu tükenmişti. Ayrıca İstanbul’un gece hayatının tanıdık simaları da karnaval için Adana’daydı. Öyle gösteriyor ki; bu karnaval önümüzdeki senelerde Adana’ya müthiş bir turizm potansiyeli sağlayacak. Ali Haydar Bozkurt daha karnaval başlamadan medyada Adana ile ilgili çıkan haberlerin reklamsal değerinin 30 milyon lirayı bulduğunu söyledi. Böyle bir tanıtımı ilan vererek yapmak mümkün değil. Yalnız organizasyon bu yıl ‘devleştiği’ için biraz el yordamıyla yürüdü. Eğlencenin genelinde bir problem yoktu ama seneye bu tür hatalar ele alınmalı, karnaval mükemmel hale getirilmeli. Sonuç olarak ben çok eğlendim. Seneye de mutlaka karnavalda olacağım. Buyrun siz de gelin. İki kebap yerik...

Fenerbahçe yok olursa kimle maç yapacaksınız?

Fenerbahçe kafilesine düzenlenen saldırının Türkiye’yi şoke etmesi gerekiyordu. Tüm takımların bu saldırıyı kınaması, Milli Takım hocası Fatih Terim’in bizzat gidip Fenerbahçe’ye desteğini bildirmesi beklenirdi. Ama olmadı... Takımlar iş olsun torba dolsun diye ‘geçmiş olsun’ mesajı yayınladı, Fatih Terim bırakın kulübe gitmeyi, olaydan 4 gün sonra saldırıyı kınadığını açıkladı. İşin sosyal medya tarafına baktığımızda gerçekten bu ülke ile ilgili umutlarım tükeniyor.

Birçok Galatasaraylı, Fenerbahçe’nin şike yüzünden ceza almadığı için bu saldırının adaleti sağlamak üzere yapıldığını söyleyerek adeta otobüse silah sıkanları haklı çıkarmaya çalışıyor. Bakın, taraftarlığı anlıyorum. Başka bir takımı sevmemenizi de anlıyorum. Ama bu düşmanlık niye? Fenerbahçe olmazsa çok mu mutlu olacaksınız? Kimle maç yapacaksınız? Kimle rekabet edeceksiniz? Kim size para kazandıracak? Bunların bir kısmı sözde özgürlük savunucusu. Örneğin herhangi bir etnik grup ya da cinsel tercih ile ilgili kötü söz söylendiğinde dünyayı ayağa kaldırıp bu sözü söyleyenleri nefret suçu işlemekle itham ederler. Ama kendileri Fenerbahçe aleyhine konşurken aynı suçu işlediklerinin farkına bile varmazlar. “Kurşun Emre Belözoğlu’na saplansaydı üzülmezdim” diyenler bile var. Ölümden medet uman zavallılar... Rekabet saha dışında değil, sahada yapılır beyler. Siz Ergenekon, Balyoz, KCK gibi davaların kumpas olduğunu kabul edeceksiniz, yeniden yargılama sonundaki beraat kararlarıyla mutlu olacaksınız, ama Fenerbahçe’nin şike davasının kumpas olduğunu kabul etmeyip verilen cezaları alkışlayacaksınız. Yok öyle çifte standart... Bir durun bakalım, şike davası da yeniden görülüyor. Ya oradan beraat çıkarsa ne yapacaksınız? Kaldı ki; şike davasıyla bu saldırının en küçük bir ilintisi yok. İnsan olan böyle bir saldırıyı koşulsuz kınar, saldırganları lanetler. İnsan olan...

CHP'NİN KEDİLİ REKLAM FİLMİ,

Ali Taran’ın CHP için hazırladığı reklam filminin ilki yayınlandı. 7 saniyelik filmde trafonun üzerinden geçen kedi dikkat çekiyor. Biliyorsunuz, bir önceki seçimde elektrikler kesilince “Trafoya kedi girdi” açıklaması yapılmıştı. Slogan ise “Milletçe alkışlıyoruz.” Daha sonraki filmlerde neyi alkışladığımızı göreceğiz. Ama filmin en önemli özelliği Gezi eylemlerini hatırlatması. Duvardaki o “Milletçe alkışlıyoruz” mührü, çekim tekniği, sokakların hali direkt Gezi eylemlerine gönderme olarak algılandı. Anlaşılan CHP, Gezi ruhunun üzerinden tanıtımını yapacak. Bu ilk filmin çok beğenildiğini söyleyemeyeceğim. Umarım Ali Taran daha sonraki filmlerde reklam dehasını gösterebilir. Şu gerçeği de unutmamak gerek: AK Parti’nin reklamları seçmeni daha yakalıyor, içine alıyor. Anadolu vurgusu biraz daha fazla olduğundan seçmen reklamı kendine yakın buluyor. Hele şarkıları dilden dile dolaşıyor. CHP’nin bu gerçeği unutmaması, sadece Gezi ruhunu değil, tüm Anadolu insanını kucaklayıcı tanıtımlar yapması gerekiyor. Aksi takdirde ‘seçkinci parti’ izlenimini silmesi mümkün olmayacak.

BUNU DA GÖRDÜK!

Bugüne kadar bu topraklarda çok cinsel suç gördük. Silah tehdidiyle tecavüz, kaçırılarak tecavüz, eller ayaklar bağlanarak yapılan tecavüz vs. Ama böylesini hiç görmemiştik. Eskişehir’de 19 yaşındaki kıza, 18 yaşındaki eski erkek arkadaşı köpeklerin en vahşilerinden biri olan pitbull tehdidiyle tecavüz etti! Polisler eve girdiğinde kızı kanlar içinde, köpekle birlikte bulmuş. Peki bu pitbull cinsi köpekler yasaklanmamış mıydı? Hani elinde bu cins köpek bulunduranlar belediyeye teslim edecekti? Pitbull seven, bu hayvanları “Aslında çok yumuşak başlılar ama sahipleri öyle yetiştiriyor” diye savunanlar var. Kusura bakmasınlar da, köpeklerin karıştığı tüm kanlı olayların çoğunda pitbull var. Ben de köpek seven biriyim. Ama pitbul cinsini savunacak kadar şuursuz da değilim.

HANGİMİZ CESARET EDEBİLİRİZ Kİ?

Karaciğeri ile ilgili rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırılan ve 95 gün yoğun bakımda kalan Nejat İşler, hastaneden çıkınca Bodrum’a taşındı. Orada kendine ‘Tezgah’ adlı bir sahaf açmış. Mutlu olduğuna hiç şüphem yok. Siz olsaydınız yapabilir miydiniz? Bölüm başına 40 bin lira ücret alan bir oyuncuyken her şeyi bırakıp Bodrum Gümüşlük’te bir sahaf açabilir miydiniz? Herkesin aklına geliyor bu tür şeyler. “İstanbul’u bırakıp Bodrum’a yerleşeceğim, bir meyhane açacağım, sadece dostlarım gelsin yeter” diyoruz bazen. Özellikle biz gazeteciler bunu çok söyleriz. Ama açıkçası hiçbirimiz cesaret edemeyiz. Ne işimizi bırakabiliriz, ne İstanbul’u terk edebiliriz. Böyle yapanlara da özeniriz. Nejat İşler’in cesaretine hayranım. “Belki trilyonlar kazandım, ama görmedim. Trilyonlar başkalarına gitti, umursamadım” diyor. Sırf bu sözü bile Nejat İşler’in maddi dünyayla ilişkisinin zayıf olduğunu gösteriyor. Bence hiç sakıncası yok. Yine de bir gün güzel bir filmde Nejat İşler’i izleme umudumu yitirmiş değilim. Çok iyi bir oyuncu olduğunu söylememe gerek yok. Hatta o film Bodrum’da çekilse ne güzel olur...