Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Affet artık

Cumartesi, 13 Şubat 2010 - 05:00

Bazen kırar insan, istemeden... Dil bu, tutulmazsa feci kırar kalbi. En kötü yaradır dilin kalpte açtığı yara. Telafisi zordur, yaranın kapanması zordur, bilirim... Bazen kırar insan ama, sonra başını taşlara vurur. “Ne yaptım ben? Nasıl yaptım bunu?” diye içi içini yer. Sonra gider kırdığı insanın yanına, önünde diz çöker özür diler, af diler. Hatasının farkındadır, dünyada en çok sevdiği insana yaşattığı acının farkındadır. Ve o gözler, acı acı bakar insana. “Affetmeyeceğim” diyerek bakar. Şimdi artık hatayı yapanın da kalbinde aynı derinlikte bir yara vardır. Üstelik bu yaranın asıl sebebinin kendisi olduğunu bildiği için beraberinde müthiş bir vicdan azabı da yaşanır. Peki yok mudur bunun bir çaresi? İnsan nasıl affettirmeli ki kendini?

***

Engin, eşi Aslı’ya deli gibi aşık. Kırmış eşini bir tartışmada, tutamamış dilini. Eşi de bırakıp gitmiş Engin’i. Ne yaptığının, nasıl büyük bir hata yaptığının farkında Engin. Kendini affettirmek istiyor. İstanbul’da 4 ayrı binanın duvarına astırdığı şiirlerle özür diliyor eşinden. Aslı bunları büyük olasılıkla görmüş ama henüz hiçbir şey söylememiş Engin’e. Söyleyip söylemeyeceği de meçhul. Çünkü Aslı evi terk ettiğinden beri konuşmuyor Engin ile. Engin’in duvarlara astırdğı şiiri ve bu işin hikayesini 4’üncü sayfamızdaki haberde okuyabilirsiniz. Ben Engin’le dün telefonda konuştum. Bir erkeğin bu kadar üzgün olduğuna pek rastlamamıştım. Ama Engin gerçekten çok üzgün. Hatasının farkında olması, eşinin onu affetmesine yetmiyor ne yazık ki.

***

Diyor ki Engin; “Dünya bir yana eşim bir yana...” Böylesine çok seven bir erkek, her kadının rüyasını süsler. Eminim Aslı da Engin’in sevgisi konusunda şüphe duymuyordur. Ama affetmiyor. Engin ne yapsa, kendini affettiremiyor. “Evet, ben çok büyük eşeklik ettim” diyor. “Yapmamalıydım, asla kalbini kırmamalıydım” diyor. Bu arada şunu belirtmemde fayda var. Engin ne eşini aldattı ne de yalanlar söyledi. Sadece bir tartışmada dilini tutamadı. Kullandığı sözcükleri iyi seçemedi. Tabii ki dikkat etmesi gerekirdi, tabii ki o sözleri söylememesi gerekirdi. Engin zamanı başa sarmayı istiyor ama bu mümkün olmadığına göre iş artık Aslı’ya düşüyor. Ben Aslı’yı tanımıyorum. Ama ona şunu söylemek istiyorum. Engin dersini fazlasıyla almış. Seni bir daha kıracağını, üzeceğini hiç sanmıyorum. Çünkü ben bunca yıldır, binlerce kişiyle konuştum ama hiçbirinde Engin’in yaşadığı pişmanlığı, duyduğu vicdan azabını görmedim. Belki karışmak haddim değil, belki Aslı bu yazıyı okuduktan sonra kızacak ama “Belki” diyorum, “Belki bir faydam olur...”

***

Aşk kolay bulunmuyor. Bulunduğunda da sahip çıkılması gerekiyor. Böyle bir olayda affetmek, bir şans daha vermek mümkün. Haydi Aslı, Engin İstanbul’un duvarlarını senden özür dileyen şiiriyle donatarak sana çok özel bir “Sevgililer Günü” hediyesi verdi. Sen de ona hayatı boyunca unutamayacağı bir “Sevgililer Günü” hediyesi ver. Affet artık... Affet ki, aşkın kıvılcımları yeniden yansın içinizde. Aşk sarsın ikinizi de...