Afrika'nın ölü kalbi: ÇAD

Çad'da iş bulup çalışabilenler için asgari ücret yaklaşık 165 dolar. Bu parayı kazanabilecek işi bulabilmek hiç kolay değil. Çünkü ülkede ekmek, tabiri caizse "aslanın ağzında". Çadlılar, "ekmek kavgası"nda yalnız değil. En büyük rakipleri ise Çinliler...

a
a
Salı, 30 Kasım 2010 - 09:58


Afrika'nın ölü kalbi: ÇAD

Havada uçuşan ve insanı nefessiz bırakan kum tanecikleri, çantadaki suyu çay demlenecek kıvama getiren sıcağı; yoksul, başı eğik, mahzun ama gururlu insanları; her köşe başında ve duvarlarda görünen kertenkeleleri ve siyah çekirgeleri... Adını bir zamanlar Kara Kıta’nın ikinci büyük gölü iken şimdi normal alanının yüzde 10’una kadar küçülmüş olan su birikintisinden alan ve bu nedenle bazı yazarlarca "Afrika’nın ölü kalbi" olarak nitelenen Çad...

Ülkenin dışa açılan kapısı başkent Encemine’deki Hassan Djamous Uluslararası Havalanına indiğinizde ilk gözünüze çarpan bakımsız, ufacık bir bina ve küçük bir pist ile Air France’a ait birkaç uçak oluyor.

Uçaktan inenleri ilk karşılayanlar ise kasım ayına rağmen 40 dereceyi bulan sıcak hava, uçuşan kum tanecikleri, gezinen kertenkeleler ve çekirgeler... Nefesleri kesen kum zerrecikleri, terle buluştuğunda, elbisenize ve fotoğraf makinenize çamur olup düşüyor.

Yolcuların kayıtları, bilgisayarla değil, el yordamıyla bir deftere işleniyor. Çünkü havaalanında bilgisayara rastlanmıyor. 60 yıl Fransa işgalinde kalan ülkede resmi dil Fransızca ve havaalanında neredeyse hiç İngilizce tabela yok.

Ülkeye ayak basan yabancılar, Çad şartlarında "iyi" sayılabilecek otele gittiklerinde Hollywood filmlerini andıran bir sahne ile karşılaşıyor. Mezbele halde olan, duvarlarında onlarca kertenkele ve çekirgenin cirit attığı küçük binanın üzerinde "Hotel" yazması dışında bu yapının otel olduğuna delalet edecek en küçük işarete rastlama şansınız yok. Türkiye şartlarında tek yıldız bile etmeyecek bu çapta bir otelin bile gecelik konaklama ücreti yabana atılacak cinsten değil; 80-100 dolar...

Kertenkeleler ve çekirge sürüsü ile mezbelelik binadan ürküp "Şehrin en lüks otelini" soranlara ise iki adres gösteriliyor; Novotel ve Kempisnki (Libya Otel)...

Çad standartlarının çok üzerinde olan beş yıldızlı Libya Otel’e genelde ülkenin ileri gelenleri, iş adamları ve BM görevlileri ile üzerinde "Hotel" yazısından başka otele benzer bir tarafı bulunmayan binadan ürküp konaklama ve "internete erişememe" telaşına kapılan yabancıların yolu düşüyor. Ancak bu otelin bahçesi ve duvarlarında da tüm özen ve bakıma rağmen kertenkele ve çekirge ile karşılaşmanız mümkün.

-GECELEME FİYATI, ASGARİ ÜCRETİN YAKLAŞIK 2 KATI-

Libya Otel’de konaklamak için Çad şartlarında küçük bir serveti gözden çıkarmanız gerekiyor. Söz gelimi iki kişilik odanın geceleme fiyatı, sabah kahvaltısı dahil 228 Avro... Bu rakam, Çad’daki asgari ücretin yaklaşık 2 katına tekabül ediyor. Zira ülkede iş bulup çalışabilenler için asgari ücret 75 bin Orta Afrika Frangı (FCFA), yani yaklaşık 165 dolar.

Burası başkentin en yüksek ve en konforlu binalarından biri olarak kabul ediliyor. Otel girişinde müşterileri, Libya lideri Muammer Kaddafi ve Çad Devlet Başkanı İdris Debi’nin fotoğrafları karşılıyor. Karşıda Çad Parlamentosunun binası yer alıyor. Yan tarafta ise villa tarzında inşa edilmiş devlet konukevleri dikkati çekiyor. Başkentte bu yapıların yanı sıra bazı oteller, zenginlere ait villalar ve birkaç kamu binasının dışında betonarme bina bulmak neredeyse mümkün değil. Parlamento binasına 500 metre mesafede bile elektriği, suyu, tuvaleti olmayan çamurdan, kerpiçten yapılma 8-10 metrekarelik tek odalı evlerden oluşan konutlar göze çarpıyor.

-KABİLE KAVGALARI, İÇ SAVAŞLAR, DARBELER-

M.Ö. 7 bin yılına dek insan yerleşimine ait kalıntılar bulunan, medeniyetlerin kesişme noktası olarak bilinen Çad, çöller, tropikal çalılıklar ve güneyde el değmemiş bataklıklardan oluşuyor. Topraklarının büyük bölümü Sahra Çölü ile kaplı ülkede 10 milyonu aşkın kişi yaşıyor.
Halkın yüzde 58’i Müslüman, yüzde 25’i Hristiyan, yüzde 18’lik kesim ise geleneksel Afrika dinlerine inananlardan oluşuyor.

Çadlı Hristiyanlar, sömürge döneminde misyonerlik faaliyetleri sonucunda Hristiyanlaştırılmış. Ayrıca az sayıda da olsa Avrupalı Hristiyan bölgeye yerleşmiş.

1900 yılının nisan ayında Fransızlar tarafından işgal edilen ülkede 1960 ağustosunda bağımsızlık ilan edilmiş. Buna rağmen birçok alanda olduğu gibi ekonomik ve sosyal sahalarda Fransa’nın etkisi gözle görülür durumda. Ekonomik alandaki somut ortaklıkların dışında örneğin, Çad hava sahasını kullanan hava yolu şirketlerinin Fransa’ya ücret ödediği öne sürülüyor.

Kimi Afrika uzmanlarına göre Çad, Fransa işgalinin ardından istikrar yüzü görmemiş. Zira işgalin ardından çok sayıda iç savaş, darbe ve kabile çatışması yaşanmış.

Yarım yüzyılı aşkındır devam eden iç savaş, ülkenin güney ve kuzeyini görünmez bir çizgiyle ayırıyor. 2003’ten bu yana yaklaşık 200 bin kişinin hayatını kaybettiği, 1 milyonu aşkın insanın evsiz kaldığı belirtiliyor.

İç çatışmalardan kaçan binlerce insan Kamerun, Nijer ve Sudan’a sığınmış ve mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor. Ayrıca ülkenin çeşitli bölgelerinde mülteci kampları bulunuyor. Özellikle Çad-Darfur sınırında, (Ebu Ayşe) Abeşe, Gözbeda, Ancırema ve İrıba mülteci kamplarında yaklaşık 2 milyon insanın açlık ve susuzluklukla baş başa olduğu ifade ediliyor. Bu kamplarda ayrıca Sudan’daki iç çatışmalardan kaçan 1 milyon dolayında insan da yaşıyor. Buraya sığınmalarının en büyük nedeni, yöre sakinleriyle aynı kabileden olmaları.

-ÇAD’DA ÇALIŞIP KAMERUN’DA OTURUYORLAR-

2008 şubatında çıkan iç savaşta binlerce kişi yaşamını yitirmiş. Üç kabileden oluşan isyancılarla halen iş başındaki Devlet Başkanı İdris Debi’yi savunan hükümet birlikleri arasında sert çarpışmalar yaşanmış, Genelkurmay Başkanı Davud Sumain, başkenti ele geçiren direnişçilerle çıkan çatışmada öldürülmüş, yaralanan yardımcısı da iki ay sonra yaşamını yitirmiş. Hükümet güçlerinin, isyancıların başkenti ele geçirmesini önlemek için kentin çevresine açtırdığı hendekler hala dikkat çekiyor. Ancak başkent merkezindeki 2008’den kalma fotoğraf çekme yasağı tüm katılığı ile sürdüğü için bazı detayları film karelerine yansıtmak mümkün olamıyor.

2008’deki iç savaş özellikle başkentteki batılıların yaşam biçimlerini temelden değiştirmiş. Batılılardan bazıları, gündüz başkent Encemine’de çalışıyor, akşamları ise sadece 2 kilometre ötedeki sınırı aşıp Kamerun’un Kuseri kentinde geçiriyor. Bir başka ifadeyle, batılıların çoğu, gündüz başkent Encemine’de iş hayatının içinde aktif yer alıyor, akşam ise sınırı geçerek Kamerun’daki evlerinin yolunu tutuyorlar.

BURADA EKMEK ASLANIN AĞZINDA

Çad’da iş bulup çalışabilenler için asgari ücret 75 bin Orta Afrika Frangı (FCFA), yani yaklaşık 165 dolar. Bu parayı kazanabilecek işi bulabilmek hiç kolay değil. Çünkü ülkede ekmek, tabiri caizse "aslanın ağzında". Çadlılar, "ekmek kavgası"nda yalnız değil. En büyük rakipleri ise Çinliler.

Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’dan, Çad’a kalkan uçağa bindiğinizde dikkatinizi en çok Çinli yolcuların fazlalığı çekiyor. Söz gelimi çok zaman 200 kişilik bir uçağın yarısına yakını Çinlilerden oluşuyor. Yüz binlerce işsizi olan bu ülkeye binlerce Çinli çalışmak için geliyor. Çinli petrol şirketleri ve yol yapan müteahhitler, Çad devleti ile imzaladıkları protokollere "Çinli işçi çalıştırma" şartı koyuyorlar.

-"SU TAŞIMA İŞİNİ BİLE ELİMİZDEN ALACAKLAR"-

Susuzluk, işsizlik, cehalet ve zor çevre şartlarıyla boğuşan Çad’ın yoksul insanları, "Çinli işçi akını"ndan oldukça tedirgin. Encemineli su taşıyıcı ve satıcısı Sidal Elmi de bunlardan biri.

20 litrelik suyu 2 tekerli aracıyla 10 franga müşteriye ulaştıran Elmi, "Bu gidişle su taşıma ve satma işini de elimizden alır bu Çinliler" diyerek endişesini dile getiriyor.

Ülkenin en büyük sorunlarının başında temiz su geliyor. Hemen hemen her köyün suya ihtiyacı var. Başkentte bile temiz içme suyu bulmak büyük sorun. Sayılı evde çeşme bulunuyor.

Maddi durumu su almaya yetmeyen çok sayıda aile, özellikle kadınlar, sabah namazında evden çıkıp öğleye kadar yol giderek derelerden balçıklı su getirip kullanıyor.

Parasına kıyabilenler, 1,5 litrelik pet şişedeki suyu 500 franga, yaklaşık 1,75 TL’ye alabiliyor.

-ASFALT YOL YOK, ARAÇLARIN GİDECEĞİ DÜZLÜK ÇOK-

Geniş düzlüklerden oluşan ülkede, asfalt yol, yok denecek kadar az. Söz gelimi, başkentte 3 asfalt yol bulunuyor. Biri güneye, Hristiyanların yaşadığı bölgeye giden, ikincisi Kamerun’a uzanan, petrol hattının olduğu yol. Üçüncüsü ise parlamento binası ve havaalanına kadar olan bölgedeki asfalt...
Çad Gölü’nü besleyen Şari Nehri üzerinde Çinliler tarafından yapılan köprüden geçerek dar bir asfalt yoldan Kamerun sınırına doğru yol alıyoruz.
Ülkede sadece güney petrol bölgesine yöre standartlarının üzerinde bir yol yapılmış. Diğer bölgelerde ise asfalt yol bulmak neredeyse mümkün değil. Ülkenin tamamı düzlüklerden çöllerden oluşuyor. Ülkede hiçbir yükselti bulunmuyor. Toprakların yüzde 20’si çöl, geri kalanı ova ve yarı çöl konumundaki düzlüklerden oluşuyor. Şehirlerarası yolculuklarda bu düzlükler kullanılıyor.

Çad’da yaklaşık 5 ay süren yağmur mevsiminde yollar çamurdan kaybolduğu için çatışma dönemlerinde hükümet ve karşıt gruplar arasında zorunlu ateşkes yapıldığı bile oluyormuş.

-EKONOMİK DURUM-

Dünya Bankasının "2011 yılı için İş Yapılabilirlik" sıralamasına 183 ülkeden oluşan listenin en sonunda Çad bulunuyor.
Burası, Dünya Altın Konseyinin 2007 verilerine göre, dünyada en az altın rezervine sahip 2 ülkeden biri.
BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO ve UNICEF Çocuk Durum Raporu 2008 verilerine göre, okur yazar oranı ülke nüfusunun yüzde 50’sini geçmeyen ülkelerden biri... Çad’da okur yazar erkek oranı yüzde 43 iken, kadınlarda yüzde 13 dolayında.
Her 100 kişiden 2’sinin evinde telefon bulunuyor.

Ülke ekonomisi genelde tarıma dayalı. Önemli miktarda darı yetiştirilen ülkede, fıstık, hurma ve pirinç de önemli ürünler arasında yer alıyor. Pamuk ve fıstık önemli ihracat ürünlerinin başını çekiyor. Çöl ve stepte ise hayvancılık önemli gelir kaynağı... Şehir ve köylerde traktöre rastlamak neredeyse mümkün değil. Modern tarım araç ve gereçlerinin yoksunluğu nedeniyle insanlar küçük çaptaki tarım ve hayvancılık faaliyetleriyle ayakta durma mücadelesi veriyor.

Bazı yörelerde mısır, bamya ve gale ekimi yapılıyor.
Halkın bir kesiminde, özellikle bazı Müslüman devletlerin yaptığı yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmadığı kanaati hakim. Söz gelimi yakın ülkelerden birinden yapılan yardımların halka dağıtılmayarak mevcut yönetime yakın kabilelere, ihtiyacı olmayan ailelere dağıtıldığı öne sürülüyor.

-"BEYAZ ADAM" ANTİPATİSİ-

Ülke, 1900 ile 1960 arasında Fransız işgali altında kalmış. Ancak, 1960’dan bugüne değin çok sayıda iç savaş, darbe ve kabile çatışması yaşanmış. Özellikle yüzde 58’le çoğunluğu oluşturan Müslüman kesim, Batı’nın ülkeye "nifak tohumu" ektiği görüşünde. Bu nedenle, Çad’ın siyah tenli insanlarının büyük bölümü, "beyaz adam"a karşı mesafeliler.

Yıllar süren işgal ve halen ekonomik ve sosyal alanlarda da varlığını hissettiren Fransa etkisi nedeniyle her beyaz adamı Fransız sanıyorlar. Özellikle çocuklar, her gördüğü yabancıya önce "Hoş geldiniz beyaz adamlar" diyor, ardından da "Nasara" yani "Hristiyan" diye sesleniyor. Bu ülkede beyaz adamın her bölgeye, kente gitmesi zor. Çünkü güvenlik problemi yaşanıyor. Bazı bölgelerde yardım için giden beyaz adamlar, can güvenliği nedeniyle arabadan inemiyorlar. Fransız işgali nedeniyle bir antipati var. Fransızlara olan antipati, dolayısıyla teni beyaz olan her insana yönelebiliyor. Beyaz adamlar için, Hristiyanların yaşadığı güney bölgesine gitmek hiçbir güvenlik problemi oluşturmuyor, ancak 100 kilometreden daha fazla kuzey ve doğuya gitmek isteyen beyaz adamlar için durum hiç de iç açıcı değil.

Özellikle, söz konusu bölgelere giden insani yardım örgütlerinin temsilcisi beyaz adamlar, hayati tehditlerle karşılaşıyor.
Önceki yıllarda, Türkiye’den doğu kesimine kurban yardımlarını ulaştırmak için giden bir insani yardım örgütünün temsilcisi ciddi sorun yaşamış. Beyaz adamın içinde bulunduğu araçtaki Çadlıları karşılayan kabile reisi, "Bu beyaz adamı niye buraya getirdiniz?" diye çıkışmış. Misafire mihmandarlık eden Çadlılar, "Bu kişi Hristiyan değil, Müslüman bir Türk" dese de ikna olmamış kabile reisi ve beraberindekiler... Sonuç olarak beyaz adam, araçtan bile inememiş.

Ülkede beyazların fidye için kaçırıldığı da oluyor. İkibuçuk ay önce Çinli bir petrol çalışanı bilinmeyen kişilerce Sudan sınırındaki Ebu Ayşe (Abeşe) bölgesinde kaçırılmış ve helikopter destekli askeri operasyonla kurtarılmış.

-PETROL VAR, AMA-

Son dönemde bulunan petrol rezervi, ilk planda yoksul halkta bir mutluluk dalgası oluşturmuş, ancak bu çok kısa sürmüş. Çünkü halen günlük 250 bin varil olan ham petrol üretiminden çok sınırlı bir gelir ülkeye kalıyor. Petrolün işletme hakkı Fransa, Amerika ve Çin’in elinde. Çıkartılan petrol, Kamerun üzerinden denize ulaştırılıyor. Gelirin yüzde 25’i, "iletim hattı payı" olarak Kamerun’a veriliyor, yüzde 15’i ise Çad’a kalıyor. Kalanı işletmeci devletler paylaşıyor.

Çad Başbakanı Nureddin Delva Kesire Cumakoye 2008’de yaptığı açıklamada, bugün yüzde 15 olarak zikredilen rakamı yüzde 2 şeklinde ifade etmişti. Cumayoke, ülkesinin petrol kaynağı olduğunu, ancak bunu kullanamadıklarını belirterek, "Petrol çıkaran firmalar büyük paralar kazanıyor. Ancak bize bu paranın yüzde 2’sini veriyorlar. Zenginlik içindeki ülkede maddi sıkıntı içinde yaşıyoruz. Bu gelişimimizi etkiliyor. Sağlık olmak üzere pek çok alanda ciddi sıkıntı yaşıyoruz" demişti.

Petrol rafinerisi bulunmayan ülkede benzin ve motorin ithalatı Nijer’den yapılıyor. Başkentte benzin istasyonu çok az. Akaryakıt ihtiyacı genellikle pet şişelere doldurulan benzin ve mazotları müşteriye sunan seyyar istasyonlardan sağlanıyor.
Fransızca resmi dil olduğu için Fransızca yayın yapan 3 gazete, 8 radyo ve bir de devlet televizyonu var. Arapça, son yıllarda resmi diller arasında kabul edilmiş olmasına rağmen medyada etkin değil.

Ortalama ömür 47, yaşam süresi beklentisi 44 olarak kayıtlara geçmiş.
Ülkede yeterli sağlık hizmeti ve sağlıklı içme suyuna erişim oranları dünya ortalamasının altında.
Yoksul ülkelerin başında gelen Çad’ın yüzde yüzde 9’u sağlık hizmeti alabiliyor. Yoksul halk, birçok hastalıkla boğuşuyor. Sıtma, tüberküloz, AIDS, kolera, menenjit ve ishal en çok görünen vakaların başında geliyor. Bunların yüzde 20’si yaşamını yitiriyor. 2008 verilerine göre, ülkede yaklaşık 27 bin kişiye bir doktor düşüyor.

Sadece başkentte her yıl 50 bini çocuk, 120 bin kişinin hastalığa bağlı olarak hayatını kaybettiği belirtiliyor.

-BAŞLICA YEMEK "EŞ"-

Çad ve Türkiye’deki temizlik anlayışı ve kültürü ile mutfak kültürü arasında uçurum var.
Aradaki uçurumu gözardı ederek Çad yemeklerini tatma konusunda kararlılık gösterip başkentte Türkiye şartlarına göre beşinci sınıf bir restorana gittiğinizde 4 kişilik yemek için ödeyeceğiniz ücret 100 doları buluyor.

Ülkenin en gözde yemeklerinin başında halkın "eş" adını verdiği Fransızcada "bull’ olarak ifade edilen yemek geliyor.
Yemekte, buğday unu ya da gale unu kullanılıyor. Önce un, su ile karıştırılarak tencereye konulup ateşte pişiriliyor. Hamur haline gelen karışım, tasa konuluyor. Yanına bamya, kurutulmuş ya da taze et, salça, soğan, yağ, sarımsak, kırmızı biberden hazırlanan sos yapılıyor. Bir lokma hamur sosa bandırılıp yeniliyor. Bu yemek asla kaşıkla yenmiyor. Kaşık kullananlara halk, "Fransız" gözüyle bakıyor.

Kamuran Akkuş / AA

3