Ağaç yeter mi?

Pazar, 14 Mayıs 2017 - 05:00

Hey gidi Bay Vitali hey...

Yıllar önce ‘Beyoğlu Güzelleştirme Derneği’ni kurmuş, İstiklal Caddesi’ni güzelleştirmek için kolları sıvamıştı. Cadde yenilenmiş, ağaçlanmış, Vakko binası da beyaza boyanıp, inci gibi parlamıştı. Açılışında oradaydım. Ona eşlik eden komşuları da olmuştu. Caddenin yeni beton parke düzenini görünce aklıma geldi. Yayınladıkları prototipe bakın. Yahu, bari birkaç tane fidan koysaydınız aralara.



Sanki hafızamızı silmek için yarışıyorlar. Taksim’i beton meydana dönüştürdüler, şimdi aynısını onu besleyen caddeye yapıyorlar. Ve benim gibi eski günlerini bilenlerin içini acıtıyorlar.

Şerefsiz

Mustafa Kemal rüyasına girse altına edecek dört insan müsveddesi meydanı boş bulunca, ahlaksızca, hayasızca saldırmaya başladı. Bunlar terör örgütlerinden daha tehlikeli din-ahlak teröristleri. Silahla öldürmüyorlar ama zayıf, cahil beyinleri işleyerek öldürüyorlar. Canlı bombalar... Ve bu Atatürk düşmanlığı bilinçli yapılıyor. Atatürkçüleri sokağa dökmek amaç. Ama Atatürk çocukları bu tuzağa düşmeyecektir.



Neyzen Tevfik ne güzel demiş:

“İşgaldeki hali sakın unutma. Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.

Sen anandan yine çıkardın ama, baban kimdi bilemezdin şerefsiz.”

Valla yok

Wikipedia 15 gündür yasak biliyorsunuz. Dünyanın en büyük ansiklopedisine Türkiye’den erişilemiyor. İlk günlerde ortalık yıkıldı ama sonra unutuldu. Tıs yok. Araştırmışlar Wikipedia hangi ülkelerde yasak diye. İlk sırada Kuzey Kore var. İkinci Türkiye. Sonrası yok. Valla yok. Billa yok.

KUTLU OLSUN

Anneler Günü için, bakın bir anne neler diyor attığı email’de.

Anneler Günü yaklaşırken strese giren, annesini kaybetmiş arkadaşlarım var. Ya annesi olmayan çocuklar nasıl etkileniyor? Ya evlatlarını yitirmiş anneler? Şehit anneleri, şehit eşleri... İşte onun için kutlamak istemiyorum. Sadece tüm çocukların güvende ve emniyette olduklarını hissetmek istiyorum. Onları güzel bir geleceğin beklediği umudunu taşımak istiyorum. Bu yeter bana.”



Bu düşüncelere katılmamak elde değil ama adet işte...

Anne olan kadın okuyucularımın Anneler Günü’nü kutluyorum.

Tamam da...

Bakan Bozdağ: “Görevine giderken kazada ölen başsavcımız, Allah indinde şehittir. Şehitler ölmez cennetliktir. Kimin cennete veya cehenneme gideceğine sadece Allah karar verir.”

CIZZZ

Bahçeli: “miadı dolmuş yüzlere ümit bağlamanın adı iflastır.”

Nurtopu gibi Candan’larımız oldu

Esra ve Ceyda kardeşlerimiz vardı. Yani Cicişler. Sesleri çıkmaz olunca, boşluğu Bahar ve Nihal kardeşler dolduruverdi. Ne demişler, iş bilenin...

Artık bir süre onlarla oyalanırız. Daha doğrusu oyalanmamıza çanak tutarlar. Bahar, Nihal’e göre daha ‘candan’. Ancak, Can Gürzap’tan diksiyon dersleri almaları gerekiyor. Yarışmada su kaldırıyordu, güldürüyordu ama kulüp kapısında aynı şey olmaz. Bahar bir de avukat olacakmış. Gelin de hakimin karşısında savunmasını hayal edin.

Altıncı his

Amerika’nın bizle alay eden, Trump’ın Türkiye’yi hiçe sayan kararı için “Eyy Amerika...” demedik farkındaysanız. Düşmanımıza modern ve ağır silahlar verme kararını diplomatik dille kınıyoruz sadece. Garip olansa, imzanın Akar, Fidan ve Kalın’la yapılan görüşmelerden hemen sonra atılması. Şimdiii...

‘Hissi kablel vuku’ da diyebilirsiniz. erdoğan, iki gün sonra Amerika’ya gittiğinde, Trump ile görüştükten sonra alınan bu karar, ‘şimdilik’ kaydıyla ertelenecek gibi bir his var içimde. Mavi boncuk misali... Bu yazıyı perşembe akşamı yazıyorum. Pazara kadar durum değişirse, sayım suyum yok.

Deniz caddeye çıkamadı

Kadıköy Belediyesi email atmış. “Yelkenliler, balıkadamlar, kürek takımları Bağdat Caddesi’ne inecek” diye... Koştum caddeye.

O da ne?

Arkası düz bir tırın üstünde üç optimist teknesi ve müzik yapan biri. Ve trafiğin aktığı caddenin bir şeridinde yürüyen kızlı erkekli 50 genç. Kaldırımda da anne-babaları. Hepsi bu. Yani, deniz caddeye çıkamamıştı. Olmadı Başkan Aykurt Nuhoğlu.

Başgan’ı anımsama

Kandil günlerinde Facebook ve Twitter’ı din ulemaları (!) basıyor. Besmele çekmeyi dahi bilmeyenler, internetten alıntılarla, cicili bicili görüntülerle Müslüman kesiliyor. Benim de bunları gördükçe, Melih Gökçek’in ‘üç harflileri’ tepeme çıkıyor. (Aman ha, gerçek Müslümanların yazdıklarını tenzih ederim. Yanlış anlaşılmasın.)

Bilmece gibi

FETÖ sanığını serbest bırakan hakimi, FETÖ’den rüşvet aldı diye tutuklayan hakim, FETÖ’den tutuklandı. eski kolej giriş sınavındaki yaş problemleri gibi. Ayşe Ahmet’ten üç yaş büyük, o zaman Ahmet kaç yaşında?