Dr. Ender Saraç

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Ağrılarla baş etmenin yolları

Pazar, 29 Kasım 2009 - 05:00

Kış yaklaşırken pek çok kişi üşütme ve ağrılardan yakınır, bazıları hemen ağrı kesicilere sarılır, çok sık kullanmaktan bazılarında bu ilaçlar etki etmez hale bile gelir. Oysa bazı kurallara dikkat ederek ve doğal yöntemlerle ağrıları azaltmak mümkün ama her şeyden önemlisi ağrının altında yatan nedeni tıbbi inceleme ile saptamaktır. Yapılan en büyük hatalardan biri, ağrının etiyolojisi yani nedeni saptanmadan ezbere tedaviler ile ağrının baskılanmaya çalışılmasıdır. Bazen ağrı hayat kurtarıcı bile olabilir. Çünkü altta yatan ciddi bir hastalığın ön işaretidir. Hatta bazen bir alarm veriyor bile olabilir. Mide veya sindirim sisteminin diğer yerlerinde ülser veya kanama, başta pankreas olmak üzere bazı kanser türleri, kalp krizi, bel fıtığı veya diğer sinir basıları, romatizma, bazı vitamin eksiklikleri, dolaşım bozuklukları, eklem sorunları, sinir ucu iltihaplanmaları, spor yaralanmaları, kırık veya çatlaklar, akut batın, migren gibi hastalıklar hepsi ayrı ayrı birer ağrı nedeni olabilir. Bazen de bu ağrıların kökeni psikolojiktir.

Ağrınız varsa ne yapmalısınız?

Öncelikle ağrının şiddetini ve yerini tam olarak saptamaya çalışın. Eğer çok şiddetli ve ani bir ağrıysa asla kendi başınıza ağrı kesici alarak ağrıyı baskılamaya çalışmayın. Altta yatan ciddi bir nedeni örterek ölümcül bir tedavi gecikmesine neden olabilirsiniz. Bu durum özellikle akut batın dediğimiz karın içi cerrahi hastalıklarda önemlidir (safra kesesi acilleri, pankreatit, apandisit, bağırsak düğümlenmeleri gibi). Ağrı çok şiddetli değil, ama uzun süreliyse ve bir türlü geçmiyorsa bu sefer de kronik bazı hastalıkların sonucu olabilir. Bu durumda da, ilk örnekte olduğu gibi vakit kaybedilmeden mutlaka bir hekime başvurmalı ve ağrının altta yatan nedeni için çeşitli tetkikler yaptırılmalıdır. İhtisas yaptığım sıralarda sağ omuza veya hatta bele vuran ağrıların altından kalp krizinin bile çıktığını görmüşümdür.

 

Eğer ağrının nedeni için tıbbi incelemeler yapıldıysa, bu ağrı ciddi bir tıbbi nedene bağlı değilse o zaman bazı doğal önerilerin yararı olabilir. Çoğu zaman basit yaklaşımlarla, fazla ağrı kesiciye gerek kalmadan ağrıyı azaltabilirsiniz. Gereksiz yere, uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanılan kimyasal ağrı kesiciler zamanla çeşitli sağlık sorunlarına ve yan etkilere yol açabilir. Üşütme, yorgunluk veya çeşitli nedenlere bağlı basit ağrılarda aşağıdaki doğal önerileri deneyin yararını göreceksiniz.

1- Ağrı azaltmaya yardımcı doğal çay

Anason, papatya ve karanfilden üçlü karışım çay yapıp için. Bu üç bitkinin de ağrı kesmeye yardımcı ve spazmları azaltıcı etkisi vardır. 1 bardak suya 2 adet tane karanfil atın ve 2-3 dakika kaynatın. Sonra suyun altını kapatın ve yarım tatlı kaşığı papatya ve yarım tatlı kaşığı anasonu içine atıp 4-5 dakika demleyin. Tüm bitkileri içinden çıkarın ve süzüp çok az şeker ekleyerek ılık sıcağımsı olarak için. Bu çayı günde 3 fincan içebilirsiniz.

2- Baharatlar

Zencefil, kırmızı pul biber, tane karanfil, anason, nane, rezene yemeklere veya soslara eklendiğinde ağrı kesici etki oluşturur. Ancak mide ve bağırsak sorunlarında acı baharatlardan kaçınmak gerekir.

 

3- Masaj

Özellikle kas tutulmaları ve bölgesel ağrılarda yararlıdır. Masaj için özellikle susam yağı iyi bir baz yağdır. Bu yağın içine kırmızı pul biber özü, nane yağımenthol, melisa yağı, karanfil yağı gibi karışımlar ekleyerek ağrılı bölgeyi rahatlatabilirsiniz. Kırmızı pul biber özlü (kapsikum) yağlar ısıtıcı, ağrı kesici ve antiromatizmal etkisiyle yararlıdır. Eğer üşüme değil de tersine yanma varsa, o zaman da tersine soğutucu etkili menthollü yağlar daha iyidir.

4- Yakılar

Aslında eski ve geleneksel bir tedavi yöntemi olan bölgesel ısı arttırıcı veya soğutucu tedavilerden olan yakı uygulaması pek çok romatizma, kas tutulması, üşüme, kas yorgunluğu, kulunç gibi durumlarda yararlı olabiliyor. Eğer eklemlerde, o bölge kaslarında soğukluk varsa özellikle kırmızı pul biberden elde edilen doğal bir madde olan kapsikumlu yakılar işe yarayabiliyor. Son dönemde yapılan araştırmalarda kırmızı pul biberin içinden elde edilen bir madde olan kapsikumun anti-romatizmal, ağrı kesici bir etkisi olduğunu gösteriliyor. Bu yakılar bölgesel olarak ciddi bir ısınma sağlıyor ve o bölgede bir süre sonra ağrıda azalma görevi yapıyorlar. Eğer tersine dokularda aşırı yanma ve kızarıklık veya çok ısınma, ağrı varsa, o zaman tersine mentholnaneli yakılar daha çok işe yarıyor. Çünkü menthol o bölgedeki ağrı reseptörlerini etkileyerek ağrının gücünü azaltıyor. Son dönemde ciddi bir tıbbi nedene bağlı olmayan, özellikle de belli bölgedeki yoğunlaşmış ağrılarda hastalarımda yakı tedavilerinden olumlu sonuçlar alıyorum. Bu hastaların çoğunda da ağız yoluyla kullanılan gereksiz miktarda kullanılan ağrı kesiciye ihtiyaç azalıyor.

5- Meditasyon, dua ve pozitif enerji teknikleri

Çoğu zaman ağrılar yoğun stres veya ruhsal yorgunluğa bağlı olabiliyor. Bu tip ağrılar olumlu düşünce teknikleri, zihinsel yöntemler, hatta dua ile azalabiliyor. İçimizdeki şifa enerjisine ve kendi kendimizi iyileştirebilme gücüne inanmalıyız. Çoğu zaman kendimizi iyi hissetmediğimiz zaman ağrılar artabilirken rahatlayıp gevşeyince, olumlu düşününce ve biraz dinlenince ağrının azalabildiğini çoğumuz deneyimlemişizdir.

6- Akupunktur, refleksoloji, çiatsu, NLP teknikleri, nefes terapisi, homeopati, aroma terapi, nöral terapi, kupa çekme gibi bazı yardımcı veya tamamlayıcı tıp sistemlerinin de ağrının azalmasında yararları olabilir.

Üç önemli hatırlatma:

1- Özellikle büyük şehirlerimizde doğal gaz kullanımı gerektiği gibi artmıyor. Sisli havaya gittikçe artan kömür kullanımı da ekleniyor. Son günlerde yine zehir solumaya başladık. Kendi sağlık hakkımıza sahip çıkmayan duyarsız bir toplum olduğumuz için de GDO, hormonlu gıdalar, Domuz Gribi, elektro manyetik kirlilik derken şimdi de yeniden kirli havayla boğuşmaya başladık. Kirli havanın etkisini azaltmak için, en azından öğlen saatlerinde evinizi veya iş yerinizi temiz havayla iyice havalandırın. Öğle saatlerinde biraz dışarı çıkın ve havanın nispeten temiz olduğu yerlerde nefes egzersizleriyle oksijen alın. Bölgenizde kalitesiz kömür kullanımına veya havayı kirletenlere karşı yetkili mercileri uyarın. Temiz hava solumak belki de en önemli gıdanız ve hakkınız. Bu hakkınıza kendiniz için değilse bile çocuğunuz için sahip çıkın.

 

2- Mandalina

Mevsimin belki de en şifalı meyvelerinden biri olan mandalinayı bu mevsim bolca tüketin. Çok iyi bir C vitamini kaynağıdır. Taze tüketildiğinde Domuz Gribi’ne karşı da korunmaya yardımcı olabilir. Turuncu rengini veren de içindeki beta karoten adını verdiğimiz A vitamininin öncü maddesidir. Mandalina yerken beyaz iç kabuklarını soymayın ve iyice çiğneyerek posalarını da tüketin. Sadece dış kabuğu soyun ama alttaki beyazlar en yararlı kısmıdır, portakal, limon, greyfurt, mandalina yerken beyazları da yemeyi unutmayın.

3- Baklava yemek Domuz Gribi yapar mı?

Tabii ki hayır. Geçtiğimiz hafta doktor veya diyetisyen olmayan, hatta klinik tıpla hiç ilgisi olmayan birinin yaptığı şanssız bir açıklama gazetelerde yer aldı. ‘Baklava yemek Domuz Gribi yapar’ tarzındaki şanssız açıklama çok sayıdaki baklava üreticisini ve çalışanını daha da kötüsü baklava sevenleri tedirgin etti. Ancak ve ancak aşırı tatlı ve şeker tüketimi, çok ağır yağlı gıdalarla birleşirse bağışıklık sistemi için olumsuz etki yaratabilir. Yoksa sizin bayramda ağız tadıyla yiyeceğiniz iyi ve kaliteli bir tatlıdan kimseye zarar gelmez. Sadece bu kurallara dikkat edin yeter:

 

- Tok karnına tatlı yemeyin. Sadece nefsinizi köreltecek kadar yiyin ve hevesinizi ara öğüne saklayın.

- Kızarmış tatlılardan uzak durun.

- Tatlının yanında bir de şekerli sıvılar almayın. En iyisi maden suyu ve bitki çaylarıdır.

- Tatlıdan sonra biraz egzersiz yapmak da kalori dengesini sağlar.

? Öğünlerin miktarını ve sıklığını abartmayın. Ara sıra, az miktarda ve tok karnına yenmeyen baklavadan zarar gelmez, merak etmeyin. Yaşam güzel ağız tatları olmadan geçmez, sadece ölçüyü kaçırmayın.