Selcen Doğan Ağakay

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Ağzına sağlık Frau Sommer!

Pazar, 17 Ocak 2010 - 05:00

Önce ‘minare krizi’, sonra ‘ezan sesi yerine mor’ ışık derken Avrupa’da entegrasyon meselesini ‘olumsuz’ anlamda ele almıştık son haftalarda.
Oysa arada iyi gelişmeler de oluyor. Misal, Almanya’nın en büyük eyaleti olan Kuzey Ren Vestfalya’da başta Türkçe olmak üzere, anadillerin bütün okullarda ikinci yabancı dil olarak okutulması kararı alınıyor.
Eğitim Bakanı Barbara Sommer ‘Bir çocuk, anadiline sadece konuşma değil, yazı dili olarak da hakim olursa ilerdeki meslek hayatında şansı artar. Dil çeşitliliği kültürel bir zenginliktir ve büyüyen Avrupa’da globalleşmeyi yansıtır’ diyor.
Hay ağzına sağlık Frau Sommer!
Demek ki tüm Avrupa’yı tek boyutlu olarak algılamamak ve belki de kendi ‘açılım’larımız üzerine bir kez daha düşünmek gerekiyor.

‘Tanrılar Okulu’na burs fırsatı
Üniversite öğrencileri için oldukça heyecan verici bir fırsat olan bir eğitim bursundan bahsetmek istiyorum. Bursu veren kurum, taşımacılık sektörünün duayenlerinden Celal Aras’ın anısını yaşatmak amacıyla kurulan ‘Celal Aras Eğitim ve Kültür Vakfı’. Ülke çapında liderler yetişmesine katkıda bulunmak üzere ‘Geleceğe Lider Ol’ adlı bir proje başlatan vakıf, bu sene 50 Türk öğrenciye European School of Economics’te liderlik eğitimi bursu verecek. Eğitim, okulun Roma, Milano ya da Floransa’daki şubelerinden birinde gerçekleştirilecek.
‘Tanrılar Okulu’ kitabıyla tanıdığımız yazar, girişimci ve eylem filozofu Prof. Stefano D’Anna’nın 1989’da kurduğu okulda liderlik eğitimi bursu kazanmak isteyen üniversite öğrencilerinin yapması gereken ‘Tanrılar Okulu’ kitabını okuyarak, ‘Ben bu bursu istiyorum, çünkü...’ ile başlayan bir kompozisyon yazıp, gerekli katılım belgeleriyle birlikte [email protected] göndermek. Kitabı üniversite kütüphanelerinden ya da Aras Kargo şubelerinden temin edebilirsiniz. Unutmayın, geleceğin liderleri arasına girme fırsatı yakalamak için sadece 1 Mart 2010’a kadar süreniz va

Ajda’yı daha yakından görmek
Dış görünüşü hakkında en çok konuşulan ünlülerden biri süperstar Ajda Pekkan olsa gerek. Kaç estetik ameliyat geçirdiği, nerelerinin estetikli nerelerinin doğal olduğu, yaşına rağmen mükemmel görünen fiziğini nasıl koruduğu hep merak konusu.
Gittiğim güzellik merkezinin kapısından tam çıkmak üzereyken süperstarın da o esnada orada olduğunu öğrenince ani bir dönüş yaptım içeri. Kaçar mı hiç Ajda’yı yakından görme fırsatı! Ben beklerken süperstarın aşağı kata inmesini, bizim kızlar ‘Hadi gelin yukarı, sizi tanıştıralım’ dedi. ‘Öyle paldır küldür olur mu? Rahatsızlık vermeyelim şimdi’ diye düşünürken ben, bir de baktım üst kata çıkmış, ayna karşısında makyajını yapan Ajda’nın yanı başındayım.
O kadar rahat, o kadar doğal ki, bir yandan bizle sohbet ediyor, bir yandan kirpiklerini boyuyor. Üzerinde bir jean ve beyaz bir gömlek, alabildiğine sade, alabildiğine modern görünüyor. Ve işin aslı, sanılanın aksine, ‘Ajda’ yakından daha da güzel. Bizim allı- pullu-payetli-simli gezen assolistlerin yanında ‘çıtır’ kalır.
O akşam katılacağı bir davetten dolayı ‘Ezel’ dizisini kaçıracağından yakınan; ‘Estetik yaptıracaksanız gençken yaptırın kızlar, öbür tarafa giderken yaptırmanın ne anlamı var?’ diye abla nasihati veren; jimnastik yapmayı asla ihmal etmemek gerektiğini vurgulayan; sigaradan nefret eden; konuştuğu kişinin gözünün içine bakıp, bütün sıcaklığıyla gülümseyen bu çok ama çok mütevazı ve samimi kadındaki esas cevherin ‘karakteri’ olduğunu anlamak için beş dakika yetti.
‘Süperstar’lık bir mertebeyse eğer, Ajda Pekkan’dan sonra o mertebeye ulaşacak biri zor çıkar.

Bu belgesel en çok olay çıkarır
‘Hitler katliam yaptı ve kötü bir insandı’ demek çok kolay’ diyor üç Oscarlı ünlü film yönetmeni Oliver Stone. 10 bölümlük bir televizyon belgeseli çekme hazırlığında olan Stone, Hitler’in bir insan olarak iyi ve doğru yanları olduğunu da göstermek istediğini ama niyetinin asla onu bir iyilik timsali olarak göstermek olmadığını da ifade ediyor.
Oliver Stone, Nazi liderinin tarih boyunca bir günah keçisi olduğunu savunarak, General Motors’tan IBM’e pek çok dev Amerikan şirketinin Nazi partisine mali destek sağladığını belirterek çekeceği belgeselde dünya tarihinin bilinmeyen gerçeklerini açıklayacağını iddia ediyor.
Stone’un dünya tarihine dair popüler yaklaşımın ötesine geçmesi, ortaya çıkarılması istenmeyen gerçekleri göz önüne serme çabası güzel. Tarihi ele alırken sadece bir liderden, bir bireyden yola çıkmayıp, sosyal yapıları, tarihsel koşulları ve etkin kurumları anlatması da doğru.
Ne ki, bütün bunları yaparken Hitler’in önem dozunu iyi ayarlamalı. ‘Hitler dışında şunlar şunlar da vardı’ derken, Hitler’i önemsizleştirme noktasına yaklaşırsa, adamın ‘aklanmış’ gibi görünmesi de olası. Öyle ya da böyle, bu belgeselin epey olay yaratacağı şimdiden belli.

HAFTANIN NOTLARI
Selda Bağcan, ABD’de yapılan ‘Dünya Müziğinde Tarihi ve Yaşayan Efsane Kadınlar’ listesine girmeyi başarmış. Şarkılarından dolayı defalarca yargılanan ve 12 Eylül’den sonra cezaevine giren Bağcan’ın yer aldığı bu listede Edith Piaf, Maria Callas ve Joan Baez gibi dünyaca ünlü isimler de yer alıyormuş. -(Dünya basını Selda Bağcan için ‘Anadolu’nun Joan Baez’i’, ‘Doğu kültüründen çıkmış efsanevi kadın’, ‘Müzikal bir sihir’ gibi başlıklar atadursun, bizim basın bu haber vesilesiyle Bağcan’la yaptığı röportaja ‘Cem benim aşık olduğum kişiyi öğrenince olay çıktı’ şeklinde bir başlık uygun görmüş. Dervişin fikri neyse zikri de o olurmuş ya, bizim basının fikri de zikri de malum, magazin forever!)

‘Otorite insan’ Ebru Şallı ikinci pilates DVD’sinin tanıtımını yaparken ünlü isimlerin vücutlarına not vermeyi de ihmal etmemiş: ‘Jennifer Lopez’in kalçaları çok büyük. Madonna’nın kollarındaki kaslar çok abartılı. Cansu Dere ve Çağla Şıkel’in vücutları çok güzel. Çağla rekorumu kırdı, hamileyken 6.5 kilo aldı. Ben 7 kilo almıştım. Türkiye’de en çok Hande Ataizi’nin vücudunu beğeniyorum. Dokundum, taş gibi!’ -(Hani karikatürler olur ya, hiçbir kelimeye ihtiyaç duymayan, ‘yazısız’. Ebru Şallı da karikatür gibi oldu son zamanlarda. Gülmek için dinlemek yetiyor, yoruma gerek yok!)