'Ahlaksız teklif almak sizin tavrınızla alakalı'

a
a
Pazar, 19 Eylül 2010 - 05:00


'Ahlaksız teklif almak sizin tavrınızla alakalı'

Canan Mutluer, Merve İldeniz’le birlikte 90’lı yılların en cesur mankeniydi. İlk iç çamaşırı defilelerine onlar katıldı, ilk silikonu onlar taktırdı. O yıllarda çıplak fotoğraf çektirecek kadar cesurdu. Şimdi 40’lı yaşlarının ortalarına doğru ilerliyorlar. Canan Mutluer’le Maslak Sheraton’da buluştuk, geçen yıllara meydan okuyordu. Yumuşak ses tonu bir an bile yükselmedi. Yüzündeki mutluluk ifadesi yaşadığı yeni aşktan mıydı bilmiyorum ama röportaj boyunca hiç eksilmedi...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Bugün birçok manken iç çamaşırı defilesine çıkmıyor. O yıllarda iç çamaşırı defilelerine çıkınca hiç eleştiri aldınız mı?

Hiç almadım. Aslında çok fazla çamaşır ve mayo defilesi de yapmadım. İç çamaşırı defilelerine 1990’da çıktım, 2000 yılına kadar gazetelerde hep o fotoğraflarım kullanıldı. Bir gün dayanamayıp gazetelere; “Başka bir çekim yapalım, ben çok değiştim, ne saçımın rengi, ne biçimi öyle” diye telefon açtım. “Canan Hanım bu fotoğraflar çok güzel” dediler; yine onları kullandılar. O yüzden de sanki hep iç çamaşırı defilelerine çıkmışım diye algılandı. Ama aynı zamanda Türkiye’de ilk tesettür defilesini yapan Tekbir Giyim’in baş mankeniydim. Profesyonellik bunu gerektiriyor.

İç çamaşırı defilesinde podyumda yürümek elbise sunmakla aynı mıydı sizin için?

Elbise sunmadan farkı; iç çamaşırı sunarken kesinlikle gülmemelisiniz. Asla sizi izleyenlerle göz temasında bulunmamalısınız. İç çamaşırı giyip podyumda adamın gözünün içine baka baka gülerek geçemezsiniz. Sonra kapınıza dayanır. Hiç dayanan oldu mu? Hiç olmadı.

Ahlaksız teklif aldınız mı? Şimdiki mankenler çok aldıklarını söylüyor...

Hiç! İşini yaparsan, kibarca adama haddini bildirirsen böyle bir şey olmaz. Sizin tutumunuzla, tavrınızla alakalı.

Silikonlu ilk manken de sizdiniz. İç çamaşırı defilelerine çıktığınız için miydi?

Önce Merve sonra ben silikon taktırdım. Çünkü o zaman sadece dantel sütyenler vardı, içleri boş kalıyordu. Mayolar da öyle. Bu nedenle iş kaybettim. Merve’yle silikon taktırmaya karar verdik. Çanakkale’de bir defileye giderken Merve; “Sana bir sürprizim var, ben göğüslerimi yaptırdım” dedi. O defilede giysiler Merve’de harika durdu bende o kadar güzel durmadı. Ertesi hafta yaptırdım.

Şimdi mankenler arasında küslükler de oluyor, podyumda yan yana yürümek istemiyorlar. Sizin döneminizde ilişkiler nasıldı?

Biz çok şanslıydık. Hiç kimsenin sansasyonu yoktu. Sayımız şimdikinden fazlaydı ama boş birini yakalamak zordu. Şimdi kadro bulamıyorum. Mankenlik sektörü yok oldu; mankenler de kalmadı. Yeni sektör oyunculuk. O da eğitim almadan imkansız. Ben oyunculuk yaptım ama eğitim aldım.

Şimdiki mankenler daha düz ve ince hatlara sahip, çok uzunlar. Bu da önemli bir fark...

Biz daha kadınsı hatlara sahiptik. Düz ve ince hatlı birisi bizim dönemde iş alamazdı. Bizde Funda Güngör öyleydi, yıllarca içi doldurulmuş özel bir korseyle çalıştı. Başka türlü iş yapamazdı ki.

Türkiye’de ilk çıplak fotoğraf çektiren manken de sizsiniz. Bu da profesyonellik gereği miydi?

Yurt dışında her mankenin vardır çünkü çok para alırlar karşılığında. Çalışmasalar da onun telif hakkı hayat boyu onlara yeter. Burada öyle bir para yok, belki evlenemeyecek bile. Adam, “Senin böyle resimlerin vardı, ben seninle evlenemem” diyecek. Evleneceği adamın ailesi problem edecek. Aslında kızlar da haklı. Çünkü temel yok.

Siz o fotoğrafları çektirirken hiç düşünmediniz mi bunları?

Evlilik hiç idealim olmadı.

Hiç evlenmediniz de...

Ama 18 kez evlenme teklifi aldım! İki kez de nişanlandım. Nişana giderken de, “Bak nişana gidiyorum ama evlenmeyeceğim” dedim. Çünkü hiç evlenme isteğim, çocuk sevdam olmadı.

Nişana niye gittiniz o halde?

Genelde kız tarafı, “Bir nişan olsun” der ya, benim hayatımda erkekler istedi. Ukalalık gibi olacak ama kişi kendini bilir ya; ben de meziyetlerimi biliyorum.

Nedir meziyetleriniz?

İyi kalpli bir insanım. Bana kötülük yapanın dahil hiç kimsenin kötülüğünü istemem. Böylece belki kötülüklerinden vazgeçerler diye düşünürüm. Her istediğim olur, çünkü çok iyi niyetle isterim. Kuantumla ilgiliyim, nasıl istemem gerektiğini biliyorum. Ben hayata bir oyun gözüyle bakıyorum, pek de ciddiye almıyorum hayatı. Ama yaptıklarımı ciddiye alıyorum.

Evliliği ciddiye almıyor musunuz?

Çok alıyorum. Onun için belki evlenmedim. Biraz geri kafalıyım; evlilik bir kere olmalı. Çok anaç bir yapım var; onu koruma adına savaşacağımı biliyorum. Bir yandan da ailemi geçindirmem, para kazanmam, geleceğimi sağlamam lazım.

Ailenizle mi oturuyorsunuz?

Hep ailemle oturdum, yine öyle. Annem benim çocuğum gibi oldu şimdi, roller değişti. Çocuk özlemim yok ama hayvanlara karşı inanılmaz bir zaafım var.

Peki bu hayat böyle yalnız mı gidecek?

Öyle bir adam olmalı ki bana evliliği düşündürtmeli.

Hiç mi düşündürten olmadı?

Benim çok uzun süre ilişkim olmadı. İlişki olsun diye ilişki olmuyor ki!

Ne arıyorsunuz?

Mesela alkol kullanan biriyle yapamam. Çünkü ben su içerim, kola bile içmem. Çok spor yapıyorum, isterim ki spor yapsın; ortak alanlarımız olsun. Hırslı, öfkeli, agresif bir insanla yapamam. Ben gösterişli bir kadınım, insanlar bakıyor, agresif davranan bir adamla nasıl yapayım? Ben tango yapıyorum, çok kıskanç bir adam düşünün; başkasıyla tango yapmama izin vermiyor; yapamam ki! Hayata pozitif bakmalı, insanları sevmeli. Mutlaka bir kariyeri olmalı. O konuda biraz idealistim, beni taşıyabilmeli. Ben bir yere gittiğim zaman rahatlıkla sunabilmeliyim onu. Yoksa ayıplarlar, “Canan Hanım bununla mı berabersiniz?” derler. Onunla her şeye gülmeliyim. Önce arkadaşım; ondan sonra sevgilim olmalı.

Böyle biri hiç olmadı mı?

Bir senedir olabilir diyorum.

Bu konudaki fikrinizi değiştiren biri mi var?

Yeni yeni bir şeyler var; bakalım...

Kim?

10 yıldır tanıdığım birisi.

Ve aşk yeni mi başladı?

Evet. Hiç öyle bir şey yoktu. 4 aylık bir şey, daha yeni.

Nasıl aşka dönüştü 10 yıllık tanışıklık?

Aşk mı bilmiyorum şu anda.

Nedir peki?

Bir şimşek çakar bir anda hani. Hep yanınızda olmasını istersiniz. Çok huzurlusunuzdur. Sakinleştirici almış gibi. Ağzınız hep kulaklarınızdadır, gülersiniz. Öyle bir şey. Aynı şeylerden zevk almak, ilişkide ortak alanlarınızın olması çok önemli. Yoksa anlaşmanıza imkan yok.

İş adamı mı?

Evet.

Kim olduğunu söylemeyecek misiniz?

Bilinen birisi değil. Kendi halinde birisi.

İlişkiniz evliliğe mi gidiyor?

İnşallah kısmet. Daha çok yeni ama olabilir. Gülüyorum, rahatım. Huzur çok önemli.

O da tango yapıyor mu?

Hayır ama en azından beraber seyrediyoruz. Hocamla dans etmeme izin veriyor. Bunlar çok ufak ama çok önemli şeyler.

Nasıl böyle genç ve fit kalınıyor; bunu da sizden öğrenmeliyiz...

Tango inanılmaz, matematik işi; hem beyninizi çalıştırıyorsunuz, hem bacaklarınızı. Tango kamplarımız var, orada döktüğümüz teri sporda dökmüyoruz. Pilates ve kardiyo yapıyorum, beslenmeme dikkat ediyorum. Çatalca’daki evim 4 dönüm içinde. Koyunlarım var, organik tarım yapıyoruz. Enginar, pırasa, lahana, domates, salatalık, biber; dereotu, maydanoz, elma, ceviz, dut, incir, üzüm, erik ve birçok şeyi kendimiz için organik olarak yetiştiriyor, bunlarla besleniyorum. Glüten alerjim var, beyaz un bulunan hiçbir şey yiyemiyorum; ekmeğimi, yoğurdumu kendim yapıyorum. Yatak odamın camına arılar petek yapmış, düşünün. Bütün bunlar insanı çok rahatlatan şeyler. Hayata farklı pencereden bakıyorsunuz.

Mankenlikten çok para kazandınız mı?

İnanılmaz paralar kazanırdık.

İyi yatırımlar yaptınız mı?

Çatalca’daki çiftlik evim benim için çok iyi bir yatırım.

Nasıl geçiniyorsunuz?

Mankenlik ajansım var. Şu sıra organizasyonlar olmadığı için prova mankeni ağırlıklı çalışıyorum. Toptancılar, alıma gelen müşterilere mini defile yapıyorlar. Arada beni de istiyorlar, seve seve yapıyorum. Krizde ben de bunu buldum.

Manken nasıl buluyorsunuz?

Çevremdeki insanların yardımıyla ya da kendileri başvuruyorlar. Sıkı disiplinim var. Geç kalandan, giysilere zarar verenden parasını kesiyorum. Rusça bilenler daha çok iş yapıyorlar.

Neden?

Toptancılara Rus, Rumen müşteri daha çok geliyor. Bizim kızların bir kısmı da Rusça öğrenmeye başladı. Çünkü müşteriyle konuşarak sıcaklık kurarsa işini daha iyi yapıyor. Rus mankenlerim de var. Onlarla konuşa konuşa inanılmaz bir Rus aksanım oldu. Kandemir Konduk Hocam, “Sana bir Rus rolü yazacağım” diyor. Farkında olmadan her şeyden kendime bir şeyler katıyorum.

Başka ilgi alanlarınız var mı?

Bir sürü kurs diplomam var. Hepsini astım duvara, bir şey yapacağım zaman “Ben bunun eğitimi aldım” diyorum. Passaparola’ya çıktım, o gün iki tiyatro teklifi geldi. Birinde Laz kadınını canlandıracağım. Derya Baykal gibi el işi yapıyorum. Bu çocukluktan beri ilgi alanım. Evde televizyon seyrederken, arkadaşımla otururken mutlaka bir şey yaparım. Hiçbir şeyi aldığım haliyle giymem, değiştiririm. Bu yaptıklarımı televizyon programına çevirmek üzereyim...

2