Ahmet Altan'dan sert savunma

Köşe yazısı yüzünden Başbakan'la mahkemelik olan Altan ilk duruşmaya katıldı

Cuma, 10 Haziran 2011 - 11:13

Ahmet Altan'dan sert savunma

Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirdiği “Erdoğan ve Kof Kabadayılık” başlıklı yazı ile ilgili açılan davanın ilk duruşması görüldü. Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada savunma yapan Ahmet  Altan, “Ölçüleri böylesine aşmış biri Başbakan ise bu ölçü şaşırması herkes için bir sorun anlamına gelir” diye konuştu.


Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci – Yazar Ahmet Altan’ın 15 Ocak 2011’de Taraf Gazetesi’nde Başbakan Erdoğan’ı eleştiren, "Bu mu senin manevi değerlerin, bu mu senin adamlığın, bu mu senin delikanlılığın?" sözleriyle ilgili açılan davanın ilk duruşması Kadıköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatları Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, Ahmet Altan’ın ‘Erdoğan ve Kof Kabadayılık’ başlıklı köşe yazısı ile Başbakan’ın şahsiyet haklarına saldırı kastıyla fevkalade ağır hakaretlerde bulunduğu savunuldu.

Dilekçede, dava konusu köşe yazısındaki ifadelerle, Altan'ın açıkça, Erdoğan'ı dürüst olmamakla, halkın emanetine hıyanet etmekle itham ettiği belirtildi. Dilekçede ayrıca, “Bu ifadelerin ne anlama geldiği, halk arasındaki kullanım şekli, açıklamaya gerek duyulmayacak şekilde ortadadır” denildi.

“BAŞBAKAN’A HAKARET KASTIM YOKTUR”

Duruşmada yaptığı savunmada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret kastı olmadığını belirten Ahmet  Altan, sözlerine şöyle devam etti: “Başbakan Erdoğan ile aramızdaki mesele kendisinin bir heykeli ‘ucube’ diyerek yıktırmak istemesiyle başladı. Bir Başbakan bir sanatçının eserini toplumun önünde böyle insafsızca eleştirme hakkını kendinde bulsa bile, dünyanın hiçbir yerinde bir Başbakan’a beğenmediği bir heykeli yıkma hakkı tanınmaz. Erdoğan beğenmemekle kalmadı bu heykeli yıktırdı.”

MADAM BOVARY VE ANNA KARENİNA ÖRNEĞİNİ VERDİ

Okuduğu bir şiir nedeniyle cezaevine giren Başbakan Erdoğan’ın şimdi kendisini hapsettirmek istediğini vurgulayan  Altan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ölçüleri böylesine aşmış biri Başbakan ise bu ölçü şaşırması herkes için bir sorun anlamına gelir. Başbakan çirkin bulduğu herhangi bir Atatürk heykeline ya da camiye ‘ucube’ diyebilir mi, onları yıktırabilir mi, cesareti buna yeter mi?

Onlara dokunamayan birinin sahipsiz bir heykeltıraşın heykelini aşağılayarak yıktırtması nasıl tarif edilebilir? İçi boş gösterişçi bir yiğitlik, kof bir kabadayılıktır bu. Kolay bir hedef seçip onun üzerinden çıkar sağlamaktır. Başbakan beğenmediği için Madam Bovary’i, kocasını aldatan bir kadını anlattığı için Anna Karenina’yı meydanlarda mı yaktıracağız? Sokaklarda henüz kitap yakmamayı, Başbakan'ın roman okumamasına mı borçlu olacağız?”

TARİHİ BİR LİDER Mİ TRAJEDİ KAHRAMANI MI?

Savunmasında Başbakan Erdoğan’ın Hazreti Muhammed’in bir hadisi söylendiğinde bunu hakaret olarak kabul ettiğini anlatan  Altan, “Bir hadisten gocunan dindar Müslüman, ne o hadisten, ne o hadisi söyleyenden kuşku duymalı. O insanın kuşku duyacağı tek varlık, kendisidir. Başbakan bunu bile fark edemiyor artık. O dindar başbakanın hakkımda yazdırdığı iddianamede, aleyhimde delil olarak peygamberin bir sözünü söylemem gösteriliyor” dedi.

Peygamberinin sözünden korkan, peygamberinin sözünden gocunan dindar birinin ülkeyi yönetmekten çok, trajik bir romana başkahraman olmasının daha uygun olacağını kaydeden Altan sözlerine şöyle devam etti:

“Ama tarihi bir lider olmakla bir trajedi kahramanı olmak arasında sallanan bu başbakan, her şeyin sadece kendisine mübah olduğunu sandığından, bunun hakaret olarak görülüp cezalandırılmasını istedi. Sayın yargıç, vereceğiniz karar benimle ilgili olmayacak.

Siz bu ülkenin hukukunun, keyfi davranışlara gücün hoyratça kullanılmasına, güçsüzlerin ezilmesine cevaz verip vermediğine karar vereceksiniz. Beni mahkum ederseniz, başbakan daha çok heykel yıktırır. Mahkum etmezseniz belki hata yaptığını fark eder. Bunu fark ederse, hem bu ülke, hem de kendisi kazanır. Ben, kendi zaferlerinin ağırlığıyla yolunu şaşırmış bu başbakana yardım etmenizi isterim.”

Duruşma 20 Ekim 2011’e ertelendi.