Ahmet Özal 3 saat bildiklerini anlattı

8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'a, 22 yıl önce düzenlenen suikast girişimini ve ölümüne ilişkin iddilara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Hakan Karaali tarafından başlatılan soruşturma kapsamında oğlu Ahmet Özal'ın bilgisine başvuruldu

a
a
Pazartesi, 27 Eylül 2010 - 20:23


Ahmet Özal 3 saat bildiklerini anlattı

Saat 13.20’de avukatı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Beşiktaş’taki adliye binasına gelen ve yaklaşık 3 saat fade veren Ahmet Özal, saat 16.30’da adliyeden ayrıldı. Savcıya verdiği ifadenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ahmet Özal, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a 1988’de düzenlenen suikast girişimi ve ölümüne ilişkin iddialara ilişkin bildiklerini, duyduklarını anlattığını, bazı isimleri verdiğini ancak kimseden şikayetçi olmadığını söyledi.

Yıllardan beri bazı konuşulmamış, bilinmeyen olayları anlattığını ifade eden Ahmet Özal, "Şimdi bu isimlerle ve olaylarla ilgili olarak kanuni sebeplerden dolayı konuşmam yasaktır. Soruşturmanın selameti açısından doğru değildir. Bu isimlerin, olayların, şahısların can güvenliği açısından bunların konuşulmaması gerekir. Ama çok süratli bir çalışma olduğunu, sayın savcımızın bu konuda zaten çalışma yapmış olduğunu gördüm. Çok da mutlu oldum" dedi.

"1993 YILI BUGÜN YAŞANAN ERGENEKON DAVALARI'NDAN YÜZ KAT DAHA ÖNEMLİ BİR DÖNEMDİR"

Türiye’nin 1993 yılının incelenmesi gerektiğini savunan Ahmet Özal şunları söyledi: “1993 yılını sizin gazeteci olarak incelemeniz lazımdır. Sayın rahmetli Uğur Mumcu ile başlayan, Eşref Bitlis’le, rahmetli Özal’la, Adnan Kahveci’nin vefatı ile devam eden, Madımak olayları, 33 erin şehit olması bir dönemin, PKK meselesinin çözümü, Kürt meselesinin çözümü ile ilgili sıcak ortamın başladığı bir dönemin kapanmasıdır. O günden bugüne 17 sene geçti, çok şehitler verdik, olayları çözemedik. O dönemler özellikle Eşref Bitlis Paşa ile rahmetli çok uğraşmışlardır, çözüme ulaşmıştı zaten rahmetli. Kesinlikle hepsi birbirine bağlantılıdır. O dönem önemli bir dönemdir, 1993 yılında belki bugün konuşulan Ergenekon Davaları'ndan yüz kat daha önemli bir dönemdir.

Bunlar hiçbir zaman gizli kalmaz, bunlar muhakkak ortaya çıkar ve Türkiye artık bunları aşıp, artık bu şehitleri vermemesi lazım. O gün bunlar çözlüyordu. Rahametlinin de bana söylediği buydu. Hatta kendisini en son Aşkaabat’ta Türkmenistan’da gördüm. O zaman da kendisi döner dönmez bu meseleyi bizzat çözeceğini bana söylemişti. Döndükten sonra zaten Cumartesi günü vefat etti."

"BABAMDAN ALINAN KANIN YANLIŞLIKLA DÖKÜLDÜĞÜNÜ SÖYLEDİLER"

Savcıya herhangi bir belge teslim etmediğini sadece bildiklerini anlattığını sözlerine ekleyen Ahmet Özal, merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’dan alındığı iddia edilen kana ilişkin soruya ise "1998’de Fatih Altaylı’nın Teke Tek programından çıktıktan sonra gece 01.30’da beni laboratuardan aramışlardı. Hacettepe Hastanesi’nden. ’Geldiğinde babanızın kanı alındı. Kan burda, gelip alabilirsiniz, aile isterse’ dedi.

Annem varisi olarak dilekçeyi yazdı fakat ertesi günü bir telefon geldi. ’Kan hemşire tarafından yanlışlıkla dökülmüş’ dendi o kanı alamadık" diye yanıt verdi. İddialara ilişkin konuşulması gereken bir çok insan olduğunu ve savcının bu insanları muhakkak çağıracağını söyleyen Ahmet Özal, “Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a ailesi izin vermediği için otopsi yapılmadı” iddialarına da yanıt verdi. Ahmet Özal, "Böyle bir şey yok. Nedenini de söyleyeyim size. Bildiğim kadarı Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre Cumhurbaşkanı öldüğü zaman ailesinin yetkisi yoktur. Direk olarak otopsi yapılır" dedi. Bir basın mensubunun "Otopsi yapıldı mı?” diye sorması üzerine Ahmet Özal da "Hayır" diye yanıt verdi.

"SUİKAST GİRİŞİMİNE İLİŞKİN BİLGİLERİN AÇIKLANMASI İÇİN BABAM, '15 YIL GEÇMESİ LAZIM' DEMİŞTİ"

"Neden o dönem bu iddiaları dillendirmediniz. Aradan uzun da bir zaman geçti. Neden şimdiye kadar konuşmadınız?" diye sorulması üzerine Ahmet Özal şunları söyledi: “Size onu şöyle izah edeyim. 1988’de bu olay olduğu zaman rahmetli babam olayı çözdü. Hatta önce İsviçre’ye heyet gönderildi. İsviçre gizli istihbaratından bu kounuyla ilgili bilgiler alındı. İsimler zikredildi, para hesapları, para transferlerine kadar bulundu. Fakat rahmetli babam bu konuyu açıklamama sebebini bana şöyle açıkladı. 'Türkiye iyi bir kalkınma hızı yakaladı.

Türkiye’nin karışmasını istemiyorum. Benim suikastimden çok daha önemlidir Türkiye... Ama zaman içerisinde bunlar muhakka ortaya çıkacaktır' dedi. Ve bunlar bakın Kennedy’nin ölümü 1963’tedir, 35 sene sonra gerçek faillerleri ortaya çıkmıştır. Artık zamanı geldi. Eşref Bitlis paşanın 17 yıl önce uçağının düşmesine ’buzlanma’ dediler. Artık sabotaj olduğu ortaya çıktı. Onunda dosyası da açıldı. Ondan sonra BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu’nun dosyası açıldı. 1988’de zaten o olayları benim konuşmam mümkün değildi, çünkü rahmetli bunu istememişti. ’Bunun arasından en az 15 sene geçmesi lazım’ demişti. İkincisi kendisi herşeyi çözmüştü bütün olaylar çözülmüştü."

"BABAMIN KANINI ALAN HEMŞİRE EVİNDE ÖLÜ BULUNMUŞ"

Bir basın mensubunun "Suikast girişminin arkasında Simavi’nin olduğu iddiaları doğru mu?" sorusunu ise Ahmet Özal, "O zaman adı geçen insanlardan biriydi. Ama 1993’de ölümünden sonra özellikle 98’deki bu Fatih Altaylı’nın programından sonra, bu karışık olaylar, ihbar mektupları başladığında, olaylar enteresanlaştı. Hatta bazı bilgiler geldi. 1993 yılında babam Hacattepe’ye götürüldüğünde kanını alan hemşirenin bile kanını aldığında kan görüntüsünden bile şüphelendiği için, bize gelen bilgilere göre 4-5 gün sonra, o hemşire hanım evinde ölü bulunmuş. Bunların incelenmesi lazım, bunlar benim işim değil, hep duruyor. Bunlar incelenecektir. Bunlar savcılığın işi, artık bizim işimiz değil" diye yanıtladı.

8’inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın hem ölümü hem de 1988’de düzenlenen suikast girşimine ilişkin soruşturma açıldığını sözlerine ekleyen Ahmet Özal, soruşturmanın çok uzun süremeyeceğini söyledi. Milletvekili olduğu 1999’da mecliste bir komisyon kurulması için çok ısrar ettiğini belirten Ahmet Özal, "Hala kurulmadı" dedi.

Bir basın mensubunun "Siz babanızın öldürüldüğünü mü söylüyor sunuz?" diye sorması üzerine Ahmet Özal, "Efendim bu bilgilere sahip olduktan sonra ve şüphelenmemeniz mümkün değil. 1998 yılına kadar, o programa kadar böyle bir şey olduğunu iddia etmedim. Ancak yaşana olaylar, gelen ihbar mektupları ve yaşadığımız olaylar şüpheleri çok arttırdı" dedi.

"HAYATINI ANLATTIĞI KİTABIN 15 YIL SONRA YAYINLANMASINI İSTEDİ"

İhbar mektuplarını gelmeye devam ettiğini söyleyen Ahmet Özal, "Babanızın ilerde açıklanması kaydıyla size ya da ailenize bıraktığı suikaste ilişkin herhangi bir şey var mı?"sorusuna ise "Daha sonra açıklanmak üzere yazdığı bir kitap vardır. Ama hiçbir zaman bunların 15 seneden önce yayınlanmamasını istemiştir. O kitap da hazırlanıyor. Her halde bir kaç ay sonra yayınlanır. Kitap babamın kendi hayatını anlattığı, 1927’den, 1993’e kadar hazırladığı, perde arkası olayları anlattığı bir kitaptır. Kitapta ufak tefek bazı belgelerin olduğunu tahmin ediyorum" diye yanıt verdi.

"ERGENEKON BAĞLANTISI VAR MI YOK MU BİLMİYORUM"

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a düzenlenen suikast girişiminde ve ölümünde Ergenekon bağlantısının olup olmadığını sorulması üzerine ise, "Böyle bir şey söylemedim. O Korkut amcamın söylediği bir şey. Kendisinde bazı bilgiler olduğunu düşünüyorum. Ergenekon bağlatısı varmıdır yok mudur bilmiyorum . İnşalah bunlar soruşturma sonucu ortaya çıkar. Ama bana göre 93 yılında olanlar bugünki Ergenekonun yüz katı daha önemli" dedi.

Ayşegül USTA-Taner YENER / İSTANBUL, (DHA)

2