Mehmet Çoşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Aile içi tecavüzün söndürdüğü hayat

Cumartesi, 08 Mayıs 2010 - 05:00

Çocuk istismarına karşı herkesin duyarlı olduğu bu günlerde elime ulaşan bir mail, tüylerimi diken diken etti. 8 yaşında bir kız çocuğu... Daha oyuncaklarıyla oynarken, ailede en yakın bildiği birinin tecavüzüne uğruyor... Ve maalesef, bunu saklayıp kimseye söylemediği için olan kendine oluyor, hayatı mahvoluyor. Maili gönderen kişi benim okurum. Kendisiyle internetten konuştum. Mailinin yayınlanmasını, başkalarına da ders olmasını istiyor. Bu yüzden onun izniyle yayınlıyorum...
***
“Tecavüze uğradığımda henüz 8 yaşındaydım. Utandım, sustum, kimseye söyleyemedim... Nasıl söylerdim ki? Bunu yapan bir yabancı olsaydı belki söyleyebilirdim ama babama “Senin öz kardeşin bana tecavüz etti” diyemedim... Bana bu hayvanlığı yapan kişi amcamdı. O tecavüz olayından sonra küstüm hayata. Yaşamaktan soğudum, insanlardan nefret ettim. Kendimi suçladım, defalarca ölmek istedim, başaramadım. Ben her günümü bir utanç duvarının arkasında geçirdim. Beni bu hale getiren kişi hiçbir şey olmamış gibi rahattı. İçinde bulunduğum durumdan, ailemden kurtulmak istiyordum. Tek düşüncem buydu artık...
Birini sevdim, çok sevdim. O da beni seviyordu ve ben onun bu sevgisi altında eziliyordum. Çünkü kirletilmiştim. Onun da sevgisini kirletmekten korkuyordum. Anlatamadım başımdan geçenleri. Nasıl anlatılırdı ki? Ne diyebilirdim ki? Askere gitti. Benimle ilgili hayalleri vardı. Bense bunalımda olduğum bir gün bir erkeğe başımdan geçen her şeyi anlattım. Dinledi beni, iyi davrandı. Beni her şeyimle kabul edeceğini, sevdiğini söyledi. İnandım. Bense sevmiyordum, sadece kaçmak, içinde bulunduğum ortamdan kurtulmak istiyordum. Okulumu, ailemi bıraktım kaçtım ona.
Evlendik, nikah defterine imza attığımda aslında idam fermanımı imzaladığımı bilmiyordum. Sevgilim askerden geldiğinde benim evlendiğimi duyunca yıkılmış, bunu söylediler bana. Ben de kahroldum ama yapacak bir şey yoktu artık. 8 yıl evli kaldım. Bir kızım oldu. Sürekli dayak yedim. Uğradığım tecavüzü hep yüzüme vurdu, aileme söylemekle tehdit etti. Bana bir hayvanmışım gibi davrandı. Ayrıldım, ailemin evine döndüm. Ailem hâlâ kabullenmiyor beni. Kaçtığım için kızgınlar, ayrıldığım için daha da kızgınlar.
Sevdiğim adam evlendi. Aynı mahalledeyiz. Eşiyle her an gözümün önündeler. Kahroluyorum, bitiyorum. Ne yazık ki benim için hayat bitti. Her şeyimi kaybettim, belki bir gün kızımı da kaybedeceğim. Suçlu olan cezasını çekmedi, ben çektim. Biliyorum, benim gibi olan çok kız var. Onlara söylemek istediğim tek şey, saklamasınlar. Ne olursa olsun aileleriyle paylaşsınlar. Aksi takdirde hayatı kararıyor insanın...”