'AK Parti-CHP' derken MHP unutuldu mu?

a
a
Cuma, 10 Eylül 2010 - 05:00

Türkiye’de siyasetteki pek çok şey AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi çizgisinde gelişiyor. Büyük kavgalar bu iki partinin arasında kopuyor, kamuoyu herhangi bir konuda uzlaşma olacaksa bunun, yine iki parti arasında gerçekleşmesini bekliyor.
Oysa Türk siyasi hayatında bir de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) gerçeği var. Son seçimlerde yüzde 14.29 oranında oy aldı. 2009 yerel seçimlerinde ise biri büyükşehir olmak üzere 10 ilin belediye başkanlığını kazandı. Ancak MHP, Türkiye’deki etkinliği ve ağırlığı oranında medyada yer bulamıyor. Bu, bana göre, belli oranda MHP’nin iletişim stratejisindeki yanlışlardan kaynaklanıyor. Türlü nedenlerle AK Parti- CHP rüzgarına kapılan yayın kuruluşlarının MHP’yi zaman zaman es geçme hatasına düştüğünü söylemek de mümkün.



Milliyetçi Hareket Partisi
Genel Başkanı Devlet Bahçeli son birkaç hafta içinde bazı televizyon kanallarına konuk oldu, Türkiye’nin temel meselelerine nasıl baktığını anlattı. Ancak bu girişimler bu kısa zaman dilimine sıkışıp kalmasa ve bütün bir yıla yayılsa eminim ki MHP için daha “hayırlı” olacaktı. Alparslan Türkeş geçmişte “Onlar ne kadar Kürt’se biz de o kadar Kürt’üz. Biz ne kadar Türk’sek onlar da o kadar Türk’tür” ifadesini kullanmıştı. Bugünkü MHP yönetimi ise Türkiye’nin en büyük sorununa güncel yaklaşımını “Bin yıllık kardeşliği yaşa ve yaşat” sloganıyla özetliyor. Aslında kulağa çok iyi gelen bir söylem. MHP bunun içini doldurup Güneydoğu sorununa somut çözümler üretebilirse bundan Türkiye kazançlı çıkar. Çünkü bugüne kadar Güneydoğu siyaseti, AK Parti ve BDP çizgisine sıkıştı. Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerek bölgedeki şehirleri ziyaret etmeye başlaması gerekse Kürt sorununa çözümler önermesiyle CHP de uzun yıllar çok ihmal ettiği bu sahaya aktif olarak girmiş oldu. Hem sahilde hem Anadolu’da etkinlik gösterebilen bir MHP neden Güneydoğu’da da var olmasın?

Oktay Vural’ın endişesi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Oktay Vural’ın, Siirt kökenli olduğu ve Diyarbakır’da doğduğu pek bilinmez. MHP’nin katı bir Türkçülük yapıp sığ milliyetçi politik çizgiye hapsolamayacağının en somut örneklerinden biri, bana göre Oktay Vural’dır. Geçmişte bakanlık görevinde de bulunmuş deneyimli bir siyasetçi olan Vural ile perşembe günü Ankara’da bir araya gelerek referandum öncesi Türkiye’deki gelişmeleri konuştuk.
Vural dış politikadan tarım- hayvancılık ve ulaştırmaya kadar bir dizi özel konuyu yakından takip ediyor. Çok etkili ve yer yer keskin bir dili var. Başarılı bir konuşmacı. Bundan birkaç yıl önce kendisini İngiliz televizyonu BBC’de izlemiştim. “Batılı ülkelerde MHP hakkında oluşan algıların neden geçersiz olduğunu” akıcı bir İngilizce ile anlatıyordu.
Oktay Vural, Ankara Radyosu’ndaki sohbetimizde Türkiye’nin gerçek zenginliğinin farklı etnik kökenlerden insanların birliği olduğunu, bunları ayrıştırıp etnik kökenlerini öne çıkararak siyaset yapmanın ülkeyi böleceğini söyledi. Bugün uygulanmaya çalışılan açılımın Türkiye’yi parçalanmaya götüreceğini savundu.
Vural’a göre türban üzerinden yeni bir kavgaya girişmek de çok tehlikeli. Geçmişte AK Parti’ye bu konuda destek verdiklerini anlatan Oktay Vural, başörtüsü hadisesinin artık bir siyaset malzemesi olmasını istemediklerini ifade etti. Oktay Vural, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yi kesinlikle tam üye olarak kabul etmeyeceğini, aslında Türkiye’nin de AB’ye bu anlamda ihtiyacı olmadığını düşünüyor. Referandumda “Hayır” demenin neredeyse suç haline getirildiğini söyleyen Oktay Vural’a göre her türlü baskı ve manipülasyona rağmen, 12 Eylül günü sandıktan az farkla da olsa “Hayır” çıkacak.