AK Parti: Katsayı kararı gözden geçirilmeli

Çarşamba, 10 Şubat 2010 - 15:12

AK Parti: Katsayı kararı gözden geçirilmeli

AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç, Danıştay’ın katsayı uygulamasıyla ilgili kararını değerlendirirken, "Verilmiş olan karar eşitsizliği ortadan kaldırmadığı gibi, umutsuzluğu derinleştiren bir karar olmuştur. Bu ülkenin gençlerinin gelecek hayallerini hiç kimse karartmamalıdır" dedi.
Kılıç, Mecliste gazetecilerin gündemdeki konulara ilişkin çeşitli sorularını yanıtladı.

Danıştay’ın üniversiteye girişte kullanılan katsayılarla ilgili yürütmenin durdurulması kararıyla ilgili bir soruyu Kılıç, şöyle yanıtladı:
"Biz bugüne kadar konuya Anayasal eşitlik ve eğitim hakkı çerçevesinden yaklaştık. Doğrusu YÖK tarafından yapılan düzenleme yeterli olmamasına rağmen, katsayı adaletsizliğini ortadan kaldırma noktasında yeterli bir düzenleme olmamasına rağmen, Danıştay tarafından iptal edilmesine çok şaşırdık.

Bu ülkenin bütün kurumları, bu ülkenin gençlerine fırsat eşitliğinde adaleti sağlamalıdır. Bu ülkenin gençliği, yargıdan gelen kararlarla ülkenin geleceğine, yargının bağımsızlığına ve tarafsızlığına, adaletin gerçekleştirilebilir olduğuna gönülden inanmalıdır, kararlar bunu sağlamalıdır. Ama verilmiş olan karar eşitsizliği ortadan kaldırmadığı gibi, umutsuzluğu derinleştiren bir karar olmuştur. Bu ülkenin gençlerinin gelecek hayallerini karartmaya hiç kimsenin hakkı olmadığı kanaatindeyiz. Bu ülkenin gençlerinin gelecek hayallerini hiç kimse karartmamalıdır. Bu çocuklar, bu ülkenin geleceği. Türkiye’de 40 milyon nüfus 30 yaşın altında. Gençliği ile övünen bir memleketiz ve bu ülkenin gençlerini geleceğe hazırlayalım. Eğitim olanakları konusunda, fırsat eşitliğinden yararlanmalarına zemin hazırlayalım derken, birileri kalkıp çocuklarımızı ’meslek liseli olanlar ve meslek liseli olmayanlar’ şeklinde ikiye ayırıyorsa, kendilerine şunu hatırlatmak isterim: Hiç kimsenin bu ülkenin çocuklarını fırsatlardan yararlanma konusunda ikiye ayırmaya hakkı yoktur.

Danıştayın vermiş olduğu karar, Türkiye’de yargıya duyulan güveni maalesef artıran bir karar olmamıştır. Bu kararın gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyim."

CUMHURBAŞKANI GÜL’ÜN ÖNERİSİ

Bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, "Medyanın bir hafta boyunca kavga haberlerini vermemesi" önerisini sorması üzerine Kılıç, siyasette tansiyonu yükselten tarafın hiç bir zaman iktidar grubu olmadığını söyledi. Partisinin "meşru müdafaa" hakkını kullanırken hep kendisini kavganın ortasında bulduğunu savunan Kılıç, Meclis Genel Kurulundaki kavgada tekme ve yumrukların hedefi olduklarını söyledi.

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in Pazartesi günü grup başkanvekillerini öğle yemeğinde bir araya getirdiğini hatırlatan Kılıç, "Her şey gayet güllük gülistanlıkta, insanlar şakasını yaptı, espri yaptı, gündemi konuştu... Ertesi gün MHP grup toplantısına baktık ki bizler iktidar partisi olarak MHP grubuna 1 metreden fazla yaklaşma hakkına sahip değiliz. İnsanlar konuşa konuşa anlaşır" dedi.

Yakınlaşmaktan kimsenin rahatsızlık duymaması gerektiğini ifade eden Kılıç, "Dirsek temas aralığı hizaya gel şeklindeki bir yaklaşım, ’1 metreden fazla bize yaklaşmayın’ şeklindeki yaklaşım, siyasetin doğasıyla ve Sayın Cumhurbaşkanının çağrısıyla örtüşmüyor" diye konuştu.
Muhalefet partilerinin genel başkanlarına da seslenen Kılıç, milletvekillerini gerecek, Meclis Genel Kurulunda mesafeleri derinleştirecek, "1 metreden fazla yaklaşma", "5 metreden öteye geçme", "uzaktan bağırarak konuş" gibi siyasetin teamülleriyle örtüşmeyen çağrıların artık bir tarafa bırakılmasını istedi.

"1 metreden fazla yaklaşılırsa ne olur?" sorusunu yönelten Kılıç, muhalefetin siyasi söylemine çeki düzen vermesi gerektiğini söyledi.
CHP ve MHP’yi "TBMM çalışamıyor" görüntüsü vermeye gayret etmekle suçlayan Kılıç, "Oysa TBMM rahat bir şekilde çalışıyor, fonksiyonlarını yerine getiriyor. Kanun tasarı ve tekliflerini hızla yasalaştırıyor. Ama çalışamayan bir Meclis görüntüsünün MHP ve CHP’nin siyasi hedeflerine daha fazla hizmet edeceği düşünülüyorsa, kendilerine kötü bir haberim var; TBMM bugün de çalışıyor, yarın da çalışacak, 2011’de tam zamanında yapılacak seçimlere kadar da çalışmaya devam edecek" diye konuştu.

"HAÇLI SEFERİ..."

"Haçlı seferi..."eleştirilerini "Haksız, çirkin, milletin inançlarına ve değerlerine yakışmayan" sözleriyle değerlendiren Kılıç, "Bu tür söylemleri asla kabul etmiyoruz, iade ediyoruz. Bu millet, haçlı seferlerinin karşısında her görüşten insanıyla yek vücut olabildiği için Anadolu, haçlı işgaline tarihin hiçbir döneminde maruz kalmamıştır. Sayın Bahçeli’ye bu noktada bir tarih bilgisi hatırlatmayı da görev addediyorum." dedi.

Suat Kılıç, Cumhurbaşkanı’nın liderleri çağırması halinde AK Parti’nin katılıp katılmayacağı yolundaki soruyu yanıtlarken de şöyle konuştu:
"Cumhurbaşkanı, genel başkanları Çankaya Köşkü’ne davet ettiğinde oraya gitmeme hakkına kimse sahip değildir. Katılmayanlar, katılmamalarını neyle izah edecek? milletin önüne çıkıp hangi gerekçeyle kendini haklı gösterecek? Sayın Cumhurbaşkanı çağırdığında o davete icabet etmek, Sayın Başbakan açısından da diğer partilerin genel başkanları açısından da bir seçimlik hak değildir, bir vecibedir diye düşünüyorum."

BAYKAL’IN İDDİALARI

Bir gazetecinin, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın "Fransa eski Cumhurbaşkanı, Başbakanın eşini davet etmedi..." şeklindeki iddiasını hatırlatması üzerine Kılıç, şunları söyledi:

"Sayın Baykal, maalesef siyasette bir kez daha yalanı bir yöntem haline getirmiştir. Yaşı siyasi deneyim anlamında kemale ermiş bulunan bir parti genel başkanının, Sayın Başbakanın eşi hanımefendinin yurt dışı seyahatleriyle ilgili cümleler kurarken, çok daha dikkatli ve çok daha bilgili olması gerekirdi. Fransa eski Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Sayın Başbakanımıza eşi hanımefendiyi Fransa’ya getirmemesi konusunda bir telkinde bulunduğu iddiası tamamen yalandır, çirkin bir iftiradır, ağır bir çamurdur. Bu çamur sahiplerine çok fazla yakışmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, eşi hanımefendiyle ilgili böyle bir muameleye asla maruz kalmamıştır.

Diplomatik ilişkilere bakındığında ve Sayın Başbakanımızın karakterli, haysiyetli, şahsiyetli dış politika yaklaşımları dikkati alındığında, hiç bir ülkenin cumhurbaşkanından Sayın Erdoğan’a böyle bir talebin vaki olabilmesi de asla mümkün değildir.

Sayın Baykal maalesef böyle şeyler duyduğunda, Mal Bulmuş Mağribi gibi hemen üzerine atlıyor. Çünkü, bunların iktidarı yıpratacağını düşünüyor. Bu tür iftiraların Türkiye Cumhuriyeti Devletinin saygınlığına verdiği zararı maalesef hiç hesaba katmıyor. Bu zihniyeti biliyoruz."