Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Ak Parti'de panik yok ancak rahatları bozulacak.

Perşembe, 27 Mayıs 2010 - 05:00

ANKARA- Pazar günü, “Tamam artık bitti ve geri döneceğim” diyordum, olmadı. Ben de fırsattan istifade, Ak Parti kulislerini dolaştım. CHP’de ne olacaksa oldu, bundan sonra sıra Ak Parti’ye geldi. Zira herkesin dikkatleri iktidar partisine dönüyor. Başbakan, salı günü yaptığı grup toplantısında genel tutumunu açıkladı.
Başbakan salı günkü grup konuşmasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nu önemli bir rakip olarak görmediği izlenimini verdi. “Özü değişmeden, kafa değişmeden, koltuğun sahibi değişmiş hiç önemli değil” havasındaydı.
Başbakan, CHP’deki gelişmeleri hâlâ ısrarla medyaya bağlıyor.
“Manşetle gelen, manşetle gider” derken, kamuoyundaki kıpırdanmaları hiç önemsemediğini gösterdi.
Medyanın etkisi belirli bir noktaya kadardır. Yoksa, toplumda bir rüzgar esmese, medya istediği kadar çırpınsın yine de yaprak kımıldamaz.
Bir örnek vereyim;
Ak Parti kurulduğunda, yine aynı medya Ak Parti haberleriyle doluydu. Toplumda o rüzgar esmeseydi medya Ak Parti’yi manşetlere taşır mıydı?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu kadar konu edilmesinin başlıca nedeni, Baykal’ın liderliği bırakma ve geri dönme gerilimidir.
Başbakan’ın havası, Baykal ile sürdürdüğü gerilimi devam ettirecek gibi. Oysa, genel beklenti yeni bir sürece girileceği ve daha dikkatli bir dil kullanacağı şeklindeydi.
Tabii bir de Ak Parti kadrolarının tutumu var.
Kulislerde dolaşırken, partinin önde gelenleriyle konuşurken ve daha da önemlisi örgüt ile temas ederken, hemen hemen aynı yaklaşımlarla karşı karşıya kaldım. Bazı gazetelerde ve yorumcularda garip bir hava esiyor.
İktidar partisinin panik havası içinde olduğu ve Kılıçdaroğlu’nun seçimiyle birlikte dağıldıkları, karizmanın çizildiği ileri sürülüyor. Bazıları daha da ileri gidiyor ve bu paniğin iktidarı kaybetmelerine yol açabileceğini dahi belirtiyorlar.
Ben bu yorumlara katılmıyorum.
Bulgular, Ak Parti’nin seçim kaybedecek gibi bir duruma düşmediğini gösteriyor. Yine seçimi kazanacaklar, ancak bu defa oy oranları belki yüzde 47 olmayacak da, daha düşük bir oranda gerçekleşecek.
Diğer bir bulgu, CHP’nin bu değişim rüzgarıyla, oy oranını yüzde 30-35 arasına çıkaracağı şeklinde. Tabii bütün bu tahminler, bundan sonra Kemal Bey ve ekibinin göstereceği uyum ve çalışmaya bağlı. Türkiye’de her şey öylesine çabuk değişiyor ki, kesin tahminler yapılması imkansızdır. Seçimlere kadar iniş çıkışlı bir dönem yaşanacağı apaçık ortada.

Ak Parti, hesaplarını gözden geçirmek isteyebilir...
CHP’deki değişimin Ak Parti üstündeki en önemli ve belirgin etkisini “rahatlarının bozulduğu” şeklinde özetleyebiliriz.
Bugüne kadar Ak Parti’deki genel hava çok rahattı. Parti kurmayları, Baykal’ın parti içindeki konumu ve üstüne çektiği eleştirilerden memnunlardı. Bu şekilde seçime gitmeleri halinde kolay bir çoğunluk elde edebileceklerinden de emin gibiydiler.
Başbakan ile Baykal arasındaki kavga dolu düellolar, oyların cepheleşmesine, hem Ak Parti hem de CHP’nin etrafına toplanmalarına yol açıyordu. Ancak, bu durum CHP’nin oy oranını arttırmıyor, Ak Parti’nin yüksek oy oranının ise sıkı sıkıya kendine bağlanmasını sağlıyordu. Adeta “Bak, bizden ayrılır başka yerlerde dolaşmaya başlarsan seni kurtlar yer” diyen Başbakan, Baykal’a muhalif -liberaller, küskün eski CHP’lileroyları kendi etrafında toplayabiliyordu.
Şimdi bu durum değişti.
Uzun süredir ilk defa, muhalefeti temsil edebilecek bir isim ortaya çıktı.
Bu durum, Ak Parti’de panik yaratmıyor, ancak konuşmalarından anladığım kadarıyla rahatlarının bozulacağını da çok iyi biliyorlar.
Eski rahatlık kalmayacak. Sözlere ve tutumlara dikkat etme dönemi başlayacak.
İktidar partisi, bu açıdan Baykal’ı mumla arayabilir. Başbakan’ın kafasındaki stratejiler nedir, bilemiyoruz.
Ancak, bütün bu hesapların yeniden gözden geçirilmesi gerekeceğini tahmin etmek, o kadar da zor olmasa gerek.