Akasya Durağı'nın yaptığına bak

a
a
Salı, 09 Kasım 2010 - 05:00

Akasya Durağı (Kanal D) hani nasıl derler çerez cinsinden bir komedi dizisi. Oynayanların bile yeterince ciddiye almadığını sanıyorum. Hakikaten anlık bir unutkanlık yaratıyor insanda... Ama bir yandan da vefa duygusu diye bir şey var. Türker İnanoğlu ustanın bu sezonun başından itibaren yaşattığı cinsten bir duygu o... Türk sinemasının alabildiğine kullanıp, sonra bir kenara bıraktığı tarihimizin en usta komiklerinden biri İlyas Salman’ı hayata döndürdü Akasya Durağı. Son iki bölümdür bir başrolden söz edeceksek, Maho karakteriyle İlyas Salman’dır o... Çok uzun bir süre boyunca siyasi görüşleri nedeniyle daha çok toplumsal eylemler ve organizasyonlarda gördüğümüz, o da genel olarak hep öfkeli bir fotoğraf veren İlyas Salman’ı şimdi ekranda ve yaptığı en iyi şeyi yaparken görmek beni mutlu ediyor. Çabuk unutuyoruz, teslim edersiniz ki. Ama unutmayanlarımız da hak kiminse ona teslim ediyor. Ne mutlu onlara...

Mezarlıkta özür ayini(!)

Öğretmen Kemal, Arka Sıradakiler’e (Fox TV) kıyasla biraz daha sakin seyreden bir dizi. Verdiği mesajlar da çok daha makul aslına bakarsanız... Ama bu bile toplu bir saçmalığa imza atmasını önleyemiyor senarist kişisinin. Yahu bu ülkede hangi katil, kasten ya da kazayla mezara gönderdiği kurbanın kabrine özür dilemeye gider?

[[HAFTAYA]]

Hele ki 11 katilin birden toplu bir özür ayinine katıldığı nereden görülmüştür? Hadi gitti diyelim, bir mezarın içine ses kayıt cihazını hangi aklı evvel koyar? Katiller gelecek, özür dilerken suçunu itiraf edecek; bıdı, bıdı! Öğretmen Kemal’in akıl havzasının onda biri öğrencilerinde olsa mezarda özür dilemek yerine fezada güneşe yolculuğa çıkıyordu yurdum çocukları. Vah ki vah!

Vahe’nin programı neden bitti?

Çok ilginç vallahi. Ekranların en yardımsever adamına resmen kanal dayanmıyor. Son bölümde Batman’dan Diyarbakır’a kadar onlarca insanın yüzünü güldüren Vahe’yle İl İl Türkiye’yi izlerken çok duygulanmıştım... Vahe neredeyse hiçbir TV kamerasının girmediği köylerde çoluk çocuk kim varsa sevindirmişti hediyeleriyle. Ertesi günü öğrendim ki program yayından kaldırılmış...

Hakikaten anlam veremedim. Evet, Tv8 bir kabuk değişimine gidiyor. Ama bunu yaparken elindeki hakikaten reyting makinesi değerinde olan işleri eleyerek mi yapma fikrinde; bunu bilemiyorum... Yanlışa yanlış demek benim huyumdur bilirsiniz. Kim neden kaçırdıysa Vahe’yi bugün değil ama yarın çok üzülürsünüz, benden söylemesi... Bu arada telefonda görüştüğüm Vahe’nin yeni bir kanalla anlaşmak üzere olduğunu öğrendim, içim biraz serinledi. Bu ülkede her fakirhaneye yardım taşıyan başka da program kalmadı çünkü...

Sait Sökmen’in güzel kafası...

Yok Böyle Dans (Show TV) gecesinde ilk elenen ünlü Ragga Oktay için üzgünüm. Güneri Civaoğlu’ndan çok daha iyi dans etti ama Güneri ağabey kadar inanmadı yaptığı işe... Neyse meselemiz de o değil zaten. Ekranda ilk gördüğüm andan bu yana bende Bill Cosby duygusu yaratan Sait Sökmen ağabeyimizin hali dikkatimi çekti... Her ne kadar her tespiti yerinde ve şık durduysa da bildiğin alkollüydü o gece. Ve gece sonuna doğru dili iyice dolanmaya başladı yorumlarda. Olabilir; işini savsaklamadıkça sorun yok. Ama açık verdiğini not düşelim. Bir de bu yarışmada yardımcı karakter olan Hanzade kızımız ekrana çok hazırlıksız çıkarılmış gibi bir his bıraktı bende. Ne diksiyon, ne de duruştan bahsedemeyeceğim. Eline tutuşturulan mikrofonu ne yapacağını bilemeyen bir hali var sürekli... Hazır birileri bir dersler filan alırken Hanzade’ye de hızlı bir sunuculuk dersi verse ya ustalardan biri. Ama mümkünse Acun olmasın bu!

Hadi hayırlısı bakalım!

Gecekondu (Star TV) ekibi önceki sabah baskın yaptı benim Uyan Türkiye isimli programıma. Baskın dediysem, ortak bir çekim yaptık. Hazır bulmuşken Durdu ve Dalyan ikilisini canlı yayına da aldım. Müthiş bir sohbet oldu sabahın köründe. Sonra aynı akşam Cine 5 ekranında Gecekondu projesini sahneye taşımak üzere olduklarını söyledi Durul Bazan ve Erkan Köse ikilisi...

Budur kardeşlerim” dedim içimden. Son zamanlarda memlekette yapılan en içerikli mizah projesini aktif izleyiciye taşımak hakikaten çok zekice. Ve de yerinde. İnanıyorum ki Gecekondu tiyatro sahnesine taşındığında bu ülkenin sahne ışığı görmemiş pek çok çocuğunu salonlara çekecektir. Durul Bazan’ın dediği gibi temsil ettikleri kitle çok kalabalık çünkü!

Le Boşanma!

Movie Plus ekranında bir film. Romantik biraz. Ve biraz da eskilerden. Sağ alt köşede ismi yazıyor. Sabaha karşı gözlerim dağılmış, acaba yanlış mı okuyorum? Filmin adı “Le Boşanma”. Bu ne yahu? Fransız desem değil, Türk desem hiç değil film. Ama ismi, Türk babadan olma Fransız anadan doğma gibi bir melezlik taşıyor... Le Boşanma. Gülmeye başlıyorum kesintisiz. Ardından fanteziye giriyorum. Mesela “Le İzdivaç”, “Le Nişan”, “Le Kına Gecesi”, “Le Zifaf” gibi... Serinin bu filmlerini de bekliyorum Movie Plus kanalından!