Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Akıl varsa aşk yok mu?

Pazar, 18 Ekim 2009 - 05:00

Korkuların aşkı engellediğini yazmıştım dün (Okumak isteyen www.posta.com.tr adresine bakabilir). Bu konuda epey dertli kadın varmış meğerse. Gerçi bana gelen mailler kadınların bu konuda kafasının karışık olduğunu, aynı fikirde olmadıklarını gösteriyor.
Örneğin Mersin’den adı bende saklı olan bir okurum şöyle yazmış: “Yazınız beni anlatıyor. 23 yaşındayım ve şimdiye kadar hayatımı doya doya yaşayamadım. Bir türlü aşka cesaret edemedim. Hep ‘Aacaba üzülür müyüm?’ diye düşündüm. Birini tanıdığımda, eğer biraz zorsa hemen çekildim. Hayatım keşkelerle dolu. Şimdi yine aynı hatayı yapıyorum. Yeni birini tanıdım ve daha başlamadan pes ettim.
Ona yetememekten korktum ve çekildim. Tabii ki pişman oldum. Mantığımla hareket ettiğim sürece hep korkacağım, biliyorum.” Ben yazımda demiştim ki; “Aşk tam teslimiyet ister. Sorularla, şüphelerle, korkularla cendereye alınmış aşk bir süre sonra kaçar gider. Diyelim ki bir gün gerçekten bitti. O zaman da “Keşke zamanında şunu da yaşayabilseydim” demeyecek misiniz? Yaşayamadınız çünkü korkularınız ön plandaydı....”
***
Benim sıkı takipçilerimden olan bir başka kadın okurum ise günümüzde yaşananların aşk olmadığını iddia ediyor ve ekliyor: “Bugün yaşananlar aşk falan değil, kolay seks. Şehvete ve heyecana aşk diyorlar. Aşk kolay elde edilmez ve edilince de öyle hemen korkulara teslim olmaz. Çünkü uzun yoldan gelmiştir. Senin de etrafında benim de etrafımda aşk kırgınları gittikçe çoğalıyor. Yüreklerini tam teslimiyetle açıyorlar ve sonra korunmasız kaldıkları için en çok acıyı çeken oluyorlar. Yazılarını kaleme alırken aklı unutma.
Akıl varsa aşk olmaz diye bir şey yok. Arada aklı da devreye sokmak yerinde olur. Duygularımızı düşüncelerimiz oluşturur. Aşktan korkan biri aşk adı altında canı yanmış kişidir ve ben aşk kadınıyken bir an geldi aşk yoktur demeye başladıysam var gerisini sen düşün.”

***
Gördügünüz gibi iki kadından iki farklı yorum var burada. Biri, “Mantığımla hareket ettiğim sürece hep korkacağım, biliyorum” derken, diğeri “Akıl varsa aşk olmaz diye bir şey yok. Arada aklı da devreye sokmak yerinde olur” diyor.
Bu farklılık aşkı algılama biçimlerinden değil, yaşanmışlık ya da yaşanmamışlıklardan ortaya çıkıyor. Ama sonuç olarak ikisi de aynı noktada: Aşksızlık... İlki korkusundan, diğeri de yaşadıklarından... Bu arada twitter’daki (twitter.com/askdoktoru) takipçilerimden Neslihan Hanım, “Korkarak yaşayanlara paralel, kedisi olan kadın sayısındaki artışı da yazar mısınız?” diye bir fikir attı ortaya.
Bu benim de önemli bir gözlemim. Aşktan umudunu kesip kendisini kedilere, çevreye, hayır işlerine adayan çok sayıda kadın görüyorum. Ama bu hafta yerim kalmadı. Ona da gelecek hafta değiniriz. Siz de hafta boyu, kedi ve kadın ilişkisi hakkındaki düşüncelerinizi bana iletebilirsiniz.