Aklımda meşhur olmak yoktu

Reklamcı Serdar Erener ile evli olan Nil Karaibrahimgil anne olduktan dokuz ay sonra 'Kız Gibi' reklam kampanyasıyla müziğe döndü. Akılda kalıcışarkıların yaratıcısı Nil Karaibrahimgil, beşinci yılını kutlayan Vogue Dergisi'ne röportaj verdi. Minik Aziz Arif sohbetin baş konusuydu.

21 Mart 2015, Cumartesi 05:00
A A

*Şarkı sözlerim sloganvari. Bunun reklamcılık deneyimimle ilgisi yok. Zaten birbuçuk yıl sürdü o meslek. Aileden geliyor bu bana. Mali müşavir olan ama iki de albüm çıkaran bir müzisyenin kızıyım (Suavi Karaibrahimgil). Amcam, Modern Folk Üçlüsü’nden (Selami Karaibrahimgil). Bu mesajlı şarkıların cevabı aslında en çok babamda.

*‘Özgür Kız’ kampanyası başladı, şarkıyı benim söylememi istediler. Böylece reklamdan müziğe organik bir geçiş oldu. Hayat öyle enteresan bir paket yapmış işte; nerden nereye... Oysa aklımda ne reklam yıldızı olmak ne meşhur olmak vardı.

*‘Özgür Kız’ kampanyası patlayınca hayat bir anda başka bir şeye dönüştü: AVM’lerin üzeri benimle kaplanmış, otobüsler üzerinde resimlerimle geçiyor, dergiler kapakta resmimle çıkıyor, tartışma programlarında reklam konuşuluyor, sosyoloji tezleri yazılıyor.. Böyle bir şeye hazır değildim, ödüm kopmuştu.

“Geçim kaynağım reklam müzikleri”

*Asıl geçim kaynağım şarkıcılık olmadı. Birbirini takip eden reklam müziği teklifleri sayesinde elim rahatladı. Bu sayede müzik kariyerimde kafama göre takılabilen bir insan oldum. ‘He Man’ diye bir şarkı yapmak istiyorum, “Hayatta tutmaz” diyorlar, inat edip üstüne klibimi de ben çekiyorum. Bu bir lüks.

*Anneme, ben çocukken hangi masalları anlattırdığımı sordum. Hep ‘Küçük Kibritçi Kız’ı dinlemek istermişim. ‘Kibritçi Kız’ı bir okudum ki aman Allahım! “Anne sen bana bunu nasıl yaptın, nasıl kıydın yaaa?” dedim. Her seferinde ağlarmışım üstelik...

*Hamilelikten başlayarak Alice Harikalar Diyarı’nda gibi bir kitap başladı benim için. İçinde bir canlının büyümesinin inanılmaz mucizesi; hafta hafta doktor kontrollerinde onu görmek... İçinde bir canlı kendini inşa ediyor. Her hafta doktordan ağlayarak çıkıyordum. Oğlum şimdi 9 aylık, ben hala o kitabın içinde geziniyorum.

*Doğumdan sonra insanları daha çok seviyorum, kendimi daha çok seviyorum, hayatı daha çok seviyorum. Toleransım arttı, herkese daha anlayışlı yaklaşır oldum. Biliyorsun ki ne yaparsan yap çocuğun seni sevecek. O mertebeye ulaştığında belki de, ne bileyim, eriyor musun, bir şey oluyorsun. ?30’lu yaşlarıma kadar ara ara aklıma gelmişti annelik. Ama koşa koşa ‘bir çocuk yapayım’ derdinde de değildim. Epey erteledim aslında. Hem kariyerden dolayı hem de kendimle mutlu bir insan olduğum için.

*Oğlumun kadınlara saygılı, sevgili, hiçbir şeyi şiddetle çözmeyen, çözümü akılda, eğitimde, bilgide bulmaya çalışan, değer bilen bir insan olması için elimden geleni yapacağım. Böylece değişen tohumlardan biri olsun. Şimdinin maço erkek modelini hastalıklı buluyorum. Kadınlardan çok korkuyor ve ne yapıyorlarsa korkularından yapıyorlar. Nasıl ki bir hayvan korkunca saldırganlaşır, öyleler.

*‘Kız Gibi’ şarkısıyla Türkiye’nin en büyük kadın korosunu kurmak kadın korosunu kurmak istiyoruz. Bu konuda bilinç kazandırıp bunu bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürelim, kız çocuklarının okumasına fayda sağlasın istiyoruz. İnşallah hakkıyla beceririz.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;