Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

AKP'nin attığı adımlar yetersizdir ve cılızdır

Cuma, 13 Kasım 2009 - 05:00

Türkiye’nin eline inanılmaz bir fırsat geçmiş durumda. Eğer bu fırsat iyi kullanılabilirse, ülkenin önü açılacak, insanlarımız rahatlayacak, zenginleşecek ve Türkiye bölgenin gerçek lideri konumuna girecek. Bu açılımı AKP gerçekleştiriyor diyerek karşı çıkmak, bu ülkeye ihanet etmek olur. AKP’nin birçok politikasını ben de sevmiyorum.

Başbakan’ın kimi zaman sertleştirdiği, bağırarak kullandığı üslubundan hoşlanmıyorum.

Dini duyguları ön plana çıkarmasını tehlikeli buluyorum.

Ancak ne olursa olsun, Kürt konusunda attıkları adımları da açıkça destekliyorum. Zaten aksini söyleyemem. Yıllardan beri, bu sorunun ancak bu tip açılımlarla hafifletilebileceğine inanmış ve bunu da ısrarla yazmış bir insanım. Bugün, AKP’nin kimi yaklaşımlarını veya kimi politikalarını beğenmediğimden dolayı ve sırf bu adımları AKP atıyor diyerek, karşı çıkamam.

Kendime ihanet, ülkeme kötülük etmiş olurum. İşte bundan dolayı Kürt Açılımı’nı destekliyorum. Atılan adımları yetersiz, hatta ürkek dahi görüyorum. Daha hızlı ve daha ileri gidilmesi gerektiğine inanıyorum.

Nedeni de çok açık...

Kürtlere açılım fırsatı bu defa kaçırılmamalı

Kürt sorununun çözümlenememesi durumunda, gelişmelerin kontrolden çıkacağına ve ileride iç çatışmaların doğacağına ve sonuçta Türkiye’nin bölüneceğine inanıyorum. Bugün atılan adımların değil, atılmayan adımların felaket getireceğinden eminim. Bu ülkenin ellerini kollarını bağlayan tek bir sorun varsa, onun da Kürt sorunu olduğunu görüyorum. İktidar partisinin açıkladığı önlem paketi, bence yetersizdir. Bunlar korkak atılmış adımlardır. Başbakan’ın, İçişleri Bakanı’nın söyledikleri, gazetelerde çıkan haberlerde bahsedilen önlemler, zaten artık çağ dışı kalmış eski uygulamaların piyasadan kaldırılmasından başka bir şey değildir. Kürtçe konuşma yasağını kaldırmasanız ne olur ki?

Yıllar önce bu adım atılsaydı, belki bir anlamı ve etkisi olurdu. Kürtçe yayına izin verseniz ne olur, vermeseniz ne olur?

Zaten bölge Kürtçe yayın yapan TV’lerle dolu. Kürtçe öğretimindeki kısıtlamalar, Kürtçe isimlere uygulanan yasaklar da aynı durumda. İstediğimiz kadar yasağı kaldıralım, sandığımız etkiyi yapamayız.

Taş atan çocukların cezalarını hafifletmek zaten zorundasınız. Zira insanlığa aykırı bir cezaydı. Bu önlemin övünülecek yanı kalmadı ki... Artık Kürtler de değişti. Eskisi gibi değiller. Kendilerine güvenleri geldi. İsteklerinin boyutu da, bizler adım atmakta geciktikçe artıyor. Hükümetin açıkladığı son önlemler 10-15 yıl önce önemsenebilirdi, bugün sadece kulağa hoş geliyor. Söylemek istediğim çok basit: Bırakın iktidarı hırpalamayı, ülkenizi seviyorsanız, atılan adımların yetersizliğini söyleyin. Bu açıdan eleştiri getirin.

Nedeni de ortada.

Eğer bu defa da elimize geçen bu fırsatı kaçırırsak, uzun süre hayatımızı kan, barut ve cenazelerle geçirmek zorunda kalacağız.

10 yıl önceki fırsatı boşa harcadık da ne oldu?

Bir hatırlatma yapayım.

1999’da Öcalan yargılandı ve İmralı’ya kondu. PKK’ya silah bırakıp Kandil’e çekilme emri verdi. Örgüt de buna uydu. Çatışmalar durdu, cenazeler kalkmaz oldu. Güneydoğu rahat bir nefes aldı ve zenginleşme başladı.

Sonra? Ankara kılını bile kıpırdatmadı. Oysa beklenen, bugün atılan adımların o zaman devreye sokulmasıydı. O zaman anlamlı olacaktı. Dağdan inişler başlayacaktı ve terör durdurulacak, siyasetin önü açılacaktı.

Terör 2006’da yeniden başladı.

İyi mi oldu sanki?

Son üç yılda boşu boşuna onlarca insanımızı kaybettik.

Bunların faturasını kim ödeyecek?

Yazık, günah değil mi?

Şimdi kalkıp, sırf muhalefet yapmak ve AKP’yi yıpratmak için şu sıralarda yaşananlara tepki gösterenler eğer başarılı olurlar ve bu defaki fırsatın da kaçırılmasını sağlarlarsa, ileride verilecek şehitlerin vicdan azabını çekeceklerdir. Kendimizi de aldatmayalım. Kürt sorunu tümüyle hiçbir zaman bitmeyecektir. Önemli olan, terörün bitmesi veya yaşanabilir noktaya indirilmesidir. Gerisi, siyaset zemininde uzun yıllar alacak tartışmayla sürüp gidecektir.

Şimdi yapılan sadece terörü, yani kanı durdurmak içindir. Önemli olan da budur.