Aldatılan eş manevi tazminat davası açabilir mi?

Eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemesinin evlilik bağını zedeleyen en önemli unsurlardan biri. Sadakatsizliğin kanunen de çok önemli bir boşanma nedeni olduğuna dikkat çeken  Avukat İlker Türkgüler 'Aldatılan eş manevi tazminat davası açabilir mi?' sorusunu cevapladı:

22 Şubat 2017, Çarşamba 16:14
Aldatılan eş manevi tazminat davası açabilir mi?
Türk toplumunun örf ve âdet kuralları kuvvetli bir aile birliğini sağlayama yönelik olarak oluşmuştur. Eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü ise bu örf adet kuralları ile kesin kurallara bağlanmıştır. Bu nedenle evlilik bağını zedeleyen en önemli boşanma nedenlerinden biri de eşlerin birbirine karşı sadakat yükümlülüğünü yerine getirmemesidir. 

Evlilik devam ederken eşlerin birbirine karşı göstermek zorunda oldukları sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi hali Yasalar ve Yargıtay içtihatları ile de yasaklanmıştır.  Yasa koyucu kanunlardaki evlilik hükümlerini büyük bir hassasiyet ile hazırlamış, evlilik içinde eşlere birtakım sorumluluklar yüklemiştir. Eşlerin birbirine sadakatsizliği ise kanunen çok önemli bir boşanma nedeni olarak kabul edilmiştir.


EŞİN SADAKATSİZLİĞİ İSPAT EDİLİRSE EVLİLİK BAĞI SONLANDIRILABİLİR



Eşlerden herhangi birinin evlilik devam ederken sadakatsizliği sonrasında açılacak boşanma davasında sadakatsizliğin ispat edilmesi halinde mahkeme eşlerin evlilik bağını sonlandırabilir. Bu karar sonrasında bu sadakatsizlik eylemini gerçekleştiren eş aleyhine manevi tazminat davası açıldığında sadakatsiz eşin manevi tazminata mahkum edilmesi son derece anlaşılabilir bir durumdur.
 


TAZMİNAT ÖDEME ZORUNLULUĞU ALDATAN EŞ İLE SINIRLI DEĞİL


Burada tazminata mahkûm edilen eş bu tazminatı bu haksız eyleminden dolayı manevi olarak zarar gören eşine öder. Yargıtay’ın son zamanlarda istikrar kazanmış olan kararlarına göre bu manevi tazminat ödeme sorumluluğunun sadece aldatan eş ile sınırlı olmadığını kabul etmiştir. Aldatma fiilini işleyen eş bu fiili yalnız başına işlemez. Elbette ki bu işi bir başka kişi ile birlikte yani partneriyle gerçekleştirir. Partnerin bu aldatma fiiline eşliği dolayısıyla manevi tazminat ödemeye mahkum edilmesi Yargıtay tarafından uygun bulunmuştur. Böyle bir durumda partnerden manevi tazminat talep edebilmenin koşuları şu şekilde sıralanmıştır.






1-Aldatmaya eşlik eden partner bu eylemini bilerek ve isteyerek işlemelidir. Yani tecavüz neticesinde meydana gelen cinsel birleşme halleri aldatma eylemi olarak kabul edilemez. Aynı şekilde birlikte olduğu kişi tarafından evlilik ilişkisinin bittiği yönünde aldatılmamış olmalıdır.

2-Aldatmaya eşlik eden partner karşı tarafın evli olduğunu biliyor olmalıdır. Yani aldatmaya eşlik eden kişi karşı tarafın evli olduğunu bilmeli ya da bilebilecek durumda olmalıdır.

3-Aldatan eş ile eşlik eden partner arasında duygusal ve fiziksel bir birlikteliğinin olması gerekir.

4-Son olarak bu ilişki dolayısıyla aldatılan eşin bu aldatma eyleminden dolayı manevi bir zarar görmüş olması gerekir. Örneğin uzun yıllardır süren ve imam nikahlı diye bilinen eşten haberdar olan eşin bu davayı diğer tarafa yönlendirmesi mümkün olamaz. 

Bu şartlardan herhangi birinin olmaması halinde partnerden manevi tazminat talep edilmesi mümkün değildir.

Bütün bu anlattıklarımızdan özet olarak ortaya çıkan şey şudur. Evli bir kişi ile ilişkiyi kabul eden kişi bu ilişkisi ile toplumun kutsal saydığı evlilik müessesini zedelemeyi göze almaktadır. Bu davranışı ile birlikte olduğu kişiye değil, evlilik kurumuna zarar vermektedir. Bu nedenle ortaya çıkan bu zarardan sorumlu olması da son derece haklı kabul edilmiştir.
Yandex.Metrica