“Aldatıldım, intikam için ben de aldattım!”

Ruhumun Aynası' setinde özel hayatındaki aldatma itirafından, çirkin burnunu paraya çevirme kabiliyetine kadar her şeyi konuştuk...

“Aldatıldım, intikam için ben de aldattım!”

Önemli bir oyuncusunuz ama, küçük büyük rol seçmezmişsiniz...

Evet, hiç! Bana bu rolü verdilerse ‘uygun görmüşlerdir’ der, onun altından kalkmaya çalışırım. Birkaç yıl önce ‘Çitlenbik’ diye küçücük bir rolüm vardı; o kadar sevimli bir karakterdim ki; büyük rollerin üstüne çıktı. Doğal olacaksın, hayatta olmayan sanatta olamaz.

 Hep böyle mütevazı mısın Gruda?

Bak Canan, benim adım ne? Oyuncu. Yaptığım iş ne? Oyun. Oyun hem çok önemli bir şey, ama bir yandan da o kadar ciddiyetsiz bir şey ki; sahte olduğunu biliyorsun; hayatın sonu değil. Ben insan olmak istiyorum, o çok zor işte; büyük küçük rolden daha mühim.

Çirkin denilmesine kızıyor musun? Estetik düşündün mü hiç?

Hayır asla kızmıyorum, bu benim. Burnum evet büyük ama onunla para kazanıyorum, ben yüzüm böyle diye seviliyorum; neden estetik yaptırayım ki? Asla düşünmem. Büyük burnumu paraya çevirdim.

Yeni nesilde ne eksik oyunculuk anlamında?

Doğal değiller, saçları başları düzeltmekten rol yapamıyorlar. Yahu Brad Pitt suya atlıyor bir filmde misal, adam bir çıkıyor sıçan gibi. Ya bizimkiler; gerçek hayatta da adam saçımı düzelteyim derken kadın onunla aynı yataktan kaçar be! Bırak dağılsın saçın başın, doğal ol. Oyuncusun sen! Hep güzel olamazsın. Hayatımda daha hiç sabah uyanırken çok güzel olan birini görmedim; herkes yamuk uyanır. Kendini her şeyinle kabulleneceksin.

Kimle oynamak isterdin, kimler var yetenekli bulduğun?

Aaa Cem Yılmaz ile oynamak istiyordum, ‘Pek Yakında’da oynadım, sonra Ozan Güven, Zafer Algöz çok yetenekli çocuklar. Yeri geldi küfürlü konuştuk eğlendik, açık saçık hikayeler anlatıldı ama saygı hep vardı. Geçmişte de herkesle oynadım, çok büyük isim kim varsa: Adile Naşit, Münir Özkul...

Güzelliğini kıskandığın birileri oldu mu oyuncu olarak?

Türkan Şoray, Fatma Girik ya da Filiz Akın’ı mı kast ediyorsun? Aslaa! Onlar benim arkadaşlarımdı yavrum. Herkesin rolü, tarzı ve yaradılışı farklı. Güzeller ve yetenekliler diye ancak gurur duyarım, hepsi arkadaşım. Onların işi daha zor; güzel kadın yaşlanınca aynı güzelliği korumaya çalışacak filan... Benim öyle dertlerim olmadı.

Hep evde kalmış, çirkin kız kardeş ya da çaçaron kadın rolleri; ama başrol senin!

Kırılıp kırılmadığımı kast ediyorsan, asla! İyi ki de oynamışım! Ama o rol yapışmasını Ertem Eğilmez bile çözemedi, düşün. “Ayşen Gruda olmak bankada çok işime yarıyor”

 Ayşen Gruda olmanın günlük hayatta kıymeti var mı?

(Kahkaha atıyor) Evet Canan, bankada çok işime yarıyor; sıra numarası alsam bile hiç bekletmeden işim görülüyor. Ya da müdür yanına davet ediyor, orada hızlıca işlem yapılıyor. Bazen de uçak tenha ise kokpite gidip pilotlarla konuşabiliyorum.

Gören de ego vs. yok sanar ha?

Yaa sen ne diyorsun, egom var ya, çok yüksektir! Ama oyunculukta, işimi yaparken. Günlük hayatta egoma gerek yok, vazife başında egom korkunçtur. Sette, her şeyi görürüm! Bir şey yanlış olsun, egom tavan yapar. Haa bir de sette kim kime aşık, kim kime vurgun anlarım hemen!

Gündeme son olarak bir kabız ilacıyla bronzlaşma meselen düştü

Ya hiç sorma, bir iki arkadaşla bronzlaşıyorduk, onlar önerdi bana. Bronz yapıyor gerçekten soyulmadan hem de. Ama uyarıyorum, doktora sorsunlar.

 En zor anın ve en mutlu olduğun an?

Elvan’ın rahatsızlığı ve onun tahlillerini beklemek. Hayatımın en zor anlarıydı. Ve onların temiz çıktığı an... Sana o mutluluğu anlatamam.

Çok seyretmişiz ama hiç tanımamışız seni aslında. Özel hayatta özellikle!

Adı üzerinde Canan ‘özel hayat’, neden bilinsin ki? Normal yaşıyorum; bademcik ameliyatı olunca onu bunu basını çağırıp gelin beni çekin demiyorum. 

“Çorap yıkayacak değil çorabı yıkanacak kadınım!”

Merak çok ilkel bir duygu da ondan! Neden tek evlilik yapmışsın misal?

Daha önce bana büyükler ‘Bak kızım bu adamla evlenme’ dedi. Gerçekten de dinlemeli bazen. Ben çok geyşa ruhluyum Canan, bir bakmışsın ki çorap yıkıyorum. Geyşa ruhumu dizginleyebilmek için evlenmiyorum. Ben çorap yıkayacak değil çorabı yıkanacak kadınım!

Soyadını taşıyorsun Yılmaz Gruda’nın?

Evet, onunla meşhur oldum çünkü. Bir tür şirket ismi gibi düşün. Hukuken ikisini de kullanıyorum, sorunsuz. Adamın hiçbir şeyini kullanmadım, bari soyadını kullanayım dedim!

Çok sevgilin olmuş diye haber çıktı!

Ya bir programda herkes konuşuyordu, sıra bana geldi o kadar gariban kaldım ki ben de gururumdan 1000 tane sevgilim oldu dedim! Attım yani! Evlilik, sevgililik belediye izniyle mi? Allah’ını seversen!

Kime aşık olursun?

Zeki, beni güldürebilen adama aşık olurum. Filmlerde ya Şener Şen’e ya da rahmetli Kemal Sunal’a aşık olurdum; sana gerçek hayatta ipucu olsun, kimlere aşık olurum diye.

Aldattın mı hiç itiraf et...

Evet, hem aldattım hem de aldatıldım. Her ikisi de iğrenç bir durum. Ama en ağırı da intikam için aldatmak. Ben intikam hırsıyla yapmıştım; hoş bir şey değil Canan.

'Torunum oyuncu olsun istemem'

Elvan, kızın onunla aran nasıl?

Arkadaş gibi. Hep derim ‘Annen olduğumu bil, ama arkadaşın olarak bana her şeyi anlatabilirsin’ bir de torunum Emre var. 

Elvan neden oyuncu olmadı? Torun Emre’de ışık var mı?

Elvan, benim kızım olduğumu bile söylemez; asla! Çok gururludur; müzik hocası. Emre’de öyle bir ışık var; bana çekmiş... Ama oyuncu olmasını istemiyorum; çok zorlarsa büyüyünce elinden tutarım ama asla istemiyorum.

Neden istemiyorsun ki?

E şartları biliyorum, zor bir meslek. Eskiden ipini koparan, bir şey olamayan gazeteci olurdu; şimdi de oyuncu olmaya kalkıyor.

En büyüklerle oynadım.

Yalnız kalınca evde ne yaparsın?

Kitap okur, dantel örerim! (Kahkaha atıyoruz) Gülme vallahi, çok iyi örerim. İyi örnek çıkarırım. Evde olmayı, evde yaşamayı severim. ‘Hemen eve gideyim’ derdim olur.

Teliflerden çok para alsaydın ne yapardın?

Kendi yaşantımda büyük değişiklik olmaz; çünkü evde salonda tek bir koltukta, balkonda da tek bir sandalyede oturuyorum; bana yeter. Ama yardım kuruluşlarına verirdim. Minimalist yaşamayı seviyorum. 

Alaylı olduğun için gocunduğun oldu mu hiç?

Asla! Çünkü okulda yalnız performans öğretilir, ama benim işim tecrübeyle sabit. O yüzden eğitimim yok diye hiç rahatsızlık duymadım, zaten çok iyi oyuncuların arasında işi öğrendim. Okula çuvalla para döksen benim oynadığım oyuncularla oynama şansın olamaz.

Neye para harcarsın çok, var mı bir eşya?

Aslında yok, tüketime de çok karşıyım! Ama bir ara, çeşit çeşit, renkli ayakkabı almaya başladım. Sonra bir gün onun da nedenini çözdüm: Çünkü yoklukta bir ayakkabım vardı, onu önce siyaha sonra da kahveye boyar iki renk giyerdim. Ondanmış...

Var mı aklında başka meslek, ne olurdun?

Avukat olurdum; ipten alır ipe götürürdüm. Emekli maaşım da olurdu oh! Politikacı olmazdı benden, söylediğim yalanları unuttuğum için; foyam ortaya çıkardı.

“Severken severken hart diye ısırırım”

Ruhumun Aynası’nda rolün var sevgili Gruda...

Bando Yapım benim ailem gibi, teklif geldiğinde düşünmedim bile. Daha önce onlara Krem dizisini de çekmiştik. Kendimi evimde hissediyorum. Türkiye’de her 5 kişiden 4’ünün ruhsal sorunu var. İşte bu dizinin farkı bu. Mahallede herkes çıldırık, sorunlu... O yüzden dizinin senaryosunu çok sevdim.

Nezaket karakterini oyunuyorsun orada...

Evet, Kemal’in annesi rolündeyim. Bir mahalle dizisi, psikiyatriyi de içine alan. Nezaket narin bir kadın, genellikle çaçaron karakterleri oynardım; ama bu defa sadece oğlunun derdine düşmüş biri.

Neden tutuyor dizin dersin?

E basit, herkes kendinden bir şey buluyor da ondan. Ailenden biri var orada, ya teyzen benim; ya ablan Elçin karakteri... Yalnızız günlük hayatta Canan, izlediğimiz dizide o halimizi unutuyoruz. Bak Nezaket dizide bahçede oturuyor, gelen geçenle sohbeti hiç bitmiyor; ama gerçek hayatta ben 52 daireli bir sitede oturuyorum ve kimseyi tanımıyorum; mesele bu. Mahallelerde ‘iyilik’ vardır.

İzleyiciye ne kadar ulaşıyor, ölçüm?

Ya sistemi, reyting işini biliyorsun! Ey reklamcılar; siz de reytinge göre reklam veriyorsunuz ama emin olun reklamlar başladı mı herkes başka bir kanala geçiyor; yani artık kimse reklam seyretmiyor. Bu işin zincirleme değişmesi gerek. O çok eskidendi, makarna reklamı vardı; onu bile seyrediyorduk! Düşün! Ama şimdi devir değişti.

Dizi-film sektörü nasıl? Eskiye göre...

Taban ve tavan diye bir şey vardı bizim zamanımızda. Ne tutturursam değildi yani. Şener Şen de, Adile Naşit de belli paralara oynadık. Çok uzun saat çalışıyorum diye çok para mı almalıyım? Yok öyle bir şey! O zaman set işçisi dünyayı alacak; çünkü en çok onların emeği var!

Zor meslek!

Maden işçiliği, o eski trenlerde çalışanlar ve oyuncular. Bak bu 3 meslek çok zordur, yıpranma payı müthiştir. Mesela 301 ölen maden işçisi. Hala çok üzgünüm; hepimizin o suçta payı var; bunu bil!

Sette nasılsın, korkuyorlar mı senden?

Genç oyuncularla aram çok iyi, çok saygılılar hepsi. Çok eğlenceliyim sette. Ben problem olursa çok çabuk çözen bir oyuncuyum. Ne yapar eder o anı riske etmeden çekimin yapılmasını sağlarım.

 Neye gıcık olursun?

Disiplinsizliğe! Bak dururum dururum, severken adamı hart diye bir ısırırım! İşte bu yüzden. Bu iş her an paranın akıtıldığı bir iş, dizi 2 bölüm daha uzasa hepimiz kazanmaz mıyız? O yüzden iyi çalışacak herkes.

(03.08.2014 tarihli ekten alınmıştır)