Aldatıp da bunu ahlaksızlık olarak gören erkeğe 30 senedir rastlamadım!

Geçtiğimiz günlerde yapılan bir araştırma gündeme bomba gibi düştü. Fareler üzerinde yapılan bir araştırma genlerle oynanarak aldatmanın ortadan kalkacağı, çapkınların sadık birer eşe dönüşebileceği müjdesini veriyordu. Bu konuyu uzmanlarıyla konuştuk

Pazar, 02 Mayıs 2010 - 05:00

Aldatıp da bunu ahlaksızlık olarak gören erkeğe 30 senedir rastlamadım!

30 yıllık aile terapisti ve travma uzmanı psikolog Emre Konuk:

Maryland Üniversitesi’nden bir grup araştırmacı sadık olmalarıyla tanınan bozkır faraleri ve tek eşle asla yetinmeyen tarla fareleri üzerinde bir deney yapmış. Sonuç: Aldatmanın genetik kodlanmayla alakalı olduğu. İleride belki nörologlar minik genetik bir operasyonla hızlı çapkınları sadık bir eşe çevirebilecekmiş. Ne dersiniz?

Birçok davranış kalıbımızla ilgili olarak genetik mirastan söz edebiliriz. İçe dönük ya da dışa dönük olmak gibi. Aldatma meselesinde de böyle olabilir. Bir gen olabilir, bu gen de bazı insanlarda söz konusu olduğunda daha fazla ya da daha az etki gösteriyordur.

Bunu fırsat bilen erkekler “O zaman bizim suçumuz yok. Her şey genetik kodla alakalı” gibi savunmaya geçilebilirler...

Evet, bu bir erkek yutturmacası haline gelebilir. Zaten bizde “Biz erkeğiz, yaparız” psikolojisi var.

‘Babası çapkın olan erkekten uzak durmalıyız’ sonucununu mu çıkarmalıyız bundan?

Aldatıp aldatmama ahlaki bir mesele. Genetik bir miras da söz konusu olsa, sonuçta bir aile kuruluyor, bunun bir kontratı var. Dolayısıyla iki kategori farklı.
Genetik miras olabilir ama bu aldatmanın getirdiği sorunları ortadan kaldırmaz. Doğduğumuz andan itibaren erkek ve kadın olarak çok farklı kulvarlarda eğitim görüyoruz.

Her şey çocuklukta öğretiliyor...

İki kardeşiz, büyüyoruz. Ben komşunun kızını yanağından öpüyorum, sonra filmlerdeki gibi dudağından öpmeye başlıyorum. Daha büyüyorum, kızların orasını burasını elliyorum.
Erkek olarak bunları yaptığında benim ailenin hangi erkeğine benzediğime dair yarışmalar açılıyor. Baba “Babasına çekmiş”, amca “Hayır bana çekmiş” diyor.

Biraz daha büyüdüğümde kız arkadaş sayım ne kadar çoksa o kadar iyi olur. Hatta bu kervana anneler de katılır. Bir kızla yattığım zaman başka nedenlerden dolayı sorun çıkar.
“Oğlum kızı hamile falan bırakmadın değil mi?” der. Baba prezervatif nasıl çıkarılır takılır öğretir. Baba öğretmezse hayat öğretir. Erkek tayfası bol sayıda ilişki, yoğun ilişki söz konusu olduğunda teşvik görür. Hatta karısını aldattığında kendi tayfası ona ahlaksız gözüyle bakmaz.

Ama kadınlar aldattığında ‘ahlaksız’ olur...

Cinsel ve duygusal ilişki söz konusu olduğunda kadınlar çocukluktan itibaren çok farklı bir öğrenme süreci geçiriyorlar. Aldatmanın veya cinsel ilişkinin veya duygusal ilişkinin pek de mübah bir şey olmadığını öğrenerek büyüyorlar.
Evlilik dışı ilişki kadına yasak. Bunu teşvik eden bir kültür henüz daha ortaya çıkmadı. Tolere eden kültürler var. Ama teşvik eden bir ortam yok.

Konumuza geri dönersek, genler değiştirildiğinde hızlı çapkınlar sadık bir eşe çevrilecek mi? Ne diyorsunuz?

Yani genleriyle oynanmasını, bunun için bıçak altına yatacak bir erkek bir gün çıkarsa olabilir. Ben karısını aldattığı için vicdani muhasebe yapan erkeğe henüz rastlamadım.
Sadece aldattığından ötürü problem çıkıyor. Erkek hesap yapıyor. Maliyet-kâr dengesinin bozuk olduğunu anlıyor. Konu öyle yabana atılacak cinsten deği!
Geçici bir süre için “Hay Allah ben ne yaptım” diyor. Çocuklar duyuyor, babayı suçluyorlar. Ailesini kaybediyor, bundan ötürü bir sıkıntı yaşıyor.
Bu ahlaki bir sıkıntı değil, kayıpla ilgili bir sıkıntı. 30 senedir terapi yapıyorum. Daha “Ben ne yaptım, ne kadar ahlaksız bir adamım” diyeni duymadım. Erkek tayfası çok geldi de, genelde “Beni bu işten nasıl sıyırırsın” diye.

The Times’ın yaptığı bir araştırmanın sonucu “Aldattıysanız bile itiraf etmeyin” diyor. Bu ne kadar doğru?

İki şeyi birbirinden ayırarak konuşmak lazım. Bir değerler ve ahlak, ikincisi pragmatik kriterler. Aldatma zaten kontratın içinde yok. Ahlaki bir mesele. Bunu temizlemek istediğinde önünde iki yol var.
“Bir kere daha ahlak suçu işlemeyeceğim, söyleyeceğim ve bunu temizlemeyeyim” diyorsan yaparsın tabii. Kimse bir şey diyemez. Sonuçta ahlaki değerler tartışılamaz. Bunun sonuçlarına da katlanmak gerekir. Pragmatik açıdan söylemek ve paylaşmak her zaman çok büyük mesele çıkarıyor.
Bunları onarmak için çaba ve mesai harcamak gerekiyor. Her zaman da kolay olmuyor, hatta bazen mümkün olmuyor. Bir erkek karısını aldatmışsa ve bir daha aldatmayacaksa pragmatik açıdan bu işi söylemeden ve paylaşmadan götürüyor olması daha problemsiz bir hayatı öngörür.
Diğer türlüsü sıkıntı yaratır. Ahlaki konuda bir şey diyemeyiz.

‘Herkes mi Aldatır?’ isimli bir film girdi vizyona. Bu yaklaşım doğru mu, herkes aldatır mı?

Erkek tayfası için evlilik dışı ilişki olabilir bir şeydir. Derin muhasebeler gerektirmez. Bir mesele olmuşsa da fazla tantana çıkıyordur. Kadın için öyle değil.

Zaman ve yer müsaitse?

Hayır öyle değil. Birçok erkek korkar. Ama pek çoğu da yapmıyorsa bu, eşiyle olan ilişkisinin zedeleneceğini, ailenin hasar göreceğini bildiği içindir. Fayda zarar muhasebesi yaptığı zaman faydadan çok zarar getireceğini bilir, yapmaz. Ama yapmama nedeni eşinin ve ailesinin zarar göreceğindendir.

Peki herkes aldatmayı bir kez de olsa ister mi? Aklından geçirir mi?

Kafasından mutlaka geçirir, hiç şakası yok.

Herkes mi?

O kadarını bilmiyorum ama benim tanıdığım erkekler geçiriyor. Yaşım 60’ın üzerinde. Aklından geçirir, mümkün görür. Ucuna kadar gelir, yapmaz. Çünkü eşine bağlıdır.
Veya çok çaktırmadan yapar. Bunun dışında playboy olanlar var. Onlar da yapmadan duramazlar. Evlenmeden önce de kız arkadaşını aldatır, kendine denetim koyamaz.

Böyle tipler de kadınlara cazip gelir nedense...

Evet, kadınları da anlamıyorum. Adamın ne olduğu belli. Herkesten daha fazla kadınla yatmış, üçe katlamış. Bu huyunu niye bıraksın? Sen Saba melikesi misin kardeşim! Neden sana bağlı kalsın? Bu durum adamın kedini kanıtlama nedeni.

Kadın da adama bağımlı hale geliyordur belki...

Hayır, öyle bir aşk yaşıyor ki onunla evlendikten sonra düzeleceğini düşünüyor, hikaye. Hatun tayfası bu tiplerle yatağa da gider, evliliğe de imza atar. Bunlar kadın tavlamayı iyi bilirler ama aldatmaktan vazgeçmezler. Hedef bir kadınla bir süre yatağa girmek. Adam düzelmiyor, zaten düzelmek istemiyor.

Her erkeğin 3-5 dakikada bir cinselliği düşündüğü doğru mu?

Şehir efsanesi. Bir ara 7 saniyeye inmişti. O zaman biz erkek değiliz. Bir sıklıktan söz edilebilir. Aklımıza ender gelen bir şey değildir. Ama sıkça düşünürüz. Belki kadınlara göre daha sık düşünüyoruz.

Aileden bir ekip aldatanı affettirir
Ailelerin akil adamları vardır. Aldatma gibi durumlarda devreye girerler. Akrabalardan kuzenlerden oluşan bir ekip kurulur. Bu ekibin temel görevi kadının içini rahatlatmaktır. Bunların içinde genelde evli insanlar bulunur.
“Tamam üzücü bir olay ama iyi çocuktur, erkektir yapacak, benimkini de biliyorsun” ideolojisi hatırlatılır. O da bu direnci kıramaz. Bu akil amcalar erkeğe de “Aldatacaksın bari yakalanma.
Bir de gidip itiraf etmişsin. Karına yüzük mü alacaksın, ne yapacaksan yap kalbini kazan. 15 gününü alır merak etme. Ama şu sıralar sakın ha o o...yla görüşme. Zaten o o...ya neden bu kadar dadandın anlamıyorum” şeklinde akıl verir. Ekip işini bitirince normal hayat başlar.

Aldatma seksi bir konu
Aldatma neredeyse her dizide var. Ama teşvik edilmiyor. Aldatmayı teşvik eden insanlar dizide yer alıyor ama bu karakterler zaten makbul tipler değil. Dolayısıyla dizilerde aldatmanın kötü görüldüğünü söyleyebiliriz.
Aldatma sonuçta seksi bir konu, çekiciliği var. Çok karmaşık duyguları hareket geçiriyor. Günlük hayatta çok hassas olduğumuz bir konu. Birçok insan şu veya bu şekilde konuyu aklından hiç çıkaramıyor.

Dr. Cem Keçe: Suçlu genler olamaz!

Dr. Cem Keçe: Suçlu genler olamaz!

Aldatmanın genetik olduğunu düşünmüyorum. Aldatmanın birçok farklı nedeni olabilir, kişinin çocukluğunda öğrendiği, modellediği bir davranış biçimi de olabileceği gibi boşluk duygusu, farklılık arayışı, cinsel ya da duygusal tatminsizlik ya da eşle ilgili sorunlardan dolayı da ortaya çıkabilir.
Herkesin nedeni farklıdır. İnsanı da geçmişi, bugünü ve kişilik özellikleriyle bir bütün olarak değerlendirip ona göre bir yargıda bulunmak gerekir. Suçu genlere atmak doğru olmayacaktır. Her geçen gün insanların istekleri ve tatminsizliği artıyor. Tüketim toplumunda yaşıyoruz, her şeyi çok kolay tükettiğimiz gibi sevgiyi, aşkı da kolay tüketir hale geldik ve aslında insanlar gitgide yalnızlaşırken içlerindeki duygusal boşluk ve sevgi açlığı da artıyor.

Tabii bu durumda aldatmalar da artıyor, çünkü insanlar hep yeni ve farklı bir şeyler arıyorlar, içlerindeki boşluğu bu şekilde dolduracaklarına inanıyorlar. Çapkınları sadık bir eşe çevirmek için genetik operasyon yerine, aldatma ihtiyacına neden olan şeyi bulmak gerekir. Aldatmaya yol açan faktörler nelerdir?

O insanın hayatında aldatma ihtiyacı nasıl bir yer tutuyor? Eşin bu durumdaki sorumluluğu nedir? Tüm bu soruları değerlendirmek ve yanıtlarını aramak gerekir. Bunun için evlilik veya çift terapisi faydalı olacaktır. Eğer çift, iletişimi güçlendirip çatışmalarını nasıl çözeceğini öğrenirse ve cinsel ilişkinin kalitesini arttırırsa aldatma sorununun da üstesinden gelinebilir.

Ancak aldatmanın da birçok çeşidi vardır, bunun bir alışkanlık mı yoksa bir defaya mahsus bir durum mu olduğu önemlidir. Bahar ayı hem ruhsal hem fiziksel açıdan bir yenilenme, canlanma dönemidir. Bu açıdan bakıldığında ‘Bahar ayında kişi yeniliklere ve yeni heyecanlara açık haldedir’ denilebilir. Ancak yine de bu kişinin arayışları ve isteklerine göre değişir, bu yüzden ‘Bahar aylarında aldatmalar fazlalaşır’ demek çok da doğru olmayacaktır. Aldatan kişi her mevsim aldatabilir, önemli olan aldatmanın ardında yatan motivasyondur.

Psikiyatrist Alper Hasanoğlu:Sadakatsizlik giderek artıyor

Psikiyatrist Alper Hasanoğlu:Sadakatsizlik giderek artıyor

İnsan hayvan kadar basit bir organizma değil! Bunu bir nörofizyolog olarak, uzun yıllar deney hayvanlarında stres deneyleri yapmış biri olarak söylüyorum. En basit gözüken canlı organizmada bile mükemmel bir iç denge vardır.

Eğer bu dengeyi genetik müdahaleyle bozarsak, çok büyük olasılıkla canlının hayatta kalmasını sağlayan ince ayarı da bozmuş oluruz. Emin olun, tarla farelerinin ve bozkır farelerinin tamamının genetik kodlarını değiştirsek, çok kısa sürede bu canlılar yok olacaktır. O büyük güç fareleri hayatta kalabilmek için ‘tekeşli’ ya da ‘poligam’ yaratmıştır.

İnsanlarda kötü olan sadakatsizlik değil, birini aldatmaktır. İnsanın bir başkasını değil, bu seçimi gizleyip her iki ilişkiyi de paralel yürütmeye çalışmasıdır. Böyle bir durum üç tarafa da zarar verir. Hep erkeklerin daha az sadık olduğu düşünülür. Bu da toplumsal kodlamalarla ilgili... Ama erkek heteroseksüelse sadakatsizlik yapması için başka bir kadına ihtiyacı var.

Özellikle büyük şehirlerde kadının üstündeki baskı kalktıkça, kadın erkek bir arada daha fazla bulunuyor. Böylece sadakatsizlik artıyor ve normal algılanıyor. Konuya ‘insan neden aldatır’ diye değil de ‘neden başka biri seçiliyor’ diye bakmak gerekir. Kısa süre önce kendisi için ölümü göze alabileceğimiz kadın-erkek bize artık aynı hazzı vermeyebilir.

Aşk denen gelip geçici ruh hali paylaşılmış bir sevgiye dönüşemeyebiliyor. Can sıkıntısı, yeninin çekiciliği, kendimizi mutsuz hissetmemiz, belki ilişki sürecinde bireysel gelişimlerin farklı yönlere gitmesi ve artık temel ihtiyaçlarımızı karşılıklı doyurabilecek durumda olmamasından dolayı insan pek çok haklı nedenle başkasını seçebilir.
Burada önemli olan başka birini seçen eşin diğerine dürüst olabilmesi, eşlerin varsa çocuklarına en az zarar verecek uygar çözümü bulmaya çalışmalarıdır. Ama tabii yanlış anlaşılmasın, herkes durmadan başka birileriyle olsun demiyorum. Bir gün bu durumla karşılaştığımızda ahlakçı gözlüklerle bakmamalı, ilişkide neyin eksik olduğunu anlamak için olayı bir fırsat olarak görmeliyiz.

Psikoterapist Çağatay Öztürk: Aldatma normalleşecek, sosyalleşme biçimi olacak

Psikoterapist Çağatay Öztürk: Aldatma normalleşecek, sosyalleşme biçimi olacak

İnsan sosyal bir varlıktır. Bu nedenle gen transferiyle insanları ‘sadık’ ya da ‘aldatmaya’ yatkın hale getirmek mümkün değil. Çünkü insanın arzularının, benliğinin, vicdanının davranışları üzerinde etkisi büyük. Bu gidişle gelecekte aldatmak yaygınlaşacak ve normalleşecek. Hatta aldatmak neredeyse sosyalleşmenin de bir başka biçimi olarak algılanacak.

Zaten erkekler avcı-toplayıcı ruha sahip, bu nedenle kadına oranla aldatmaya daha yatkın. Ancak son yıllarda yapılan istatistiksel araştırmalar, kadınların da aldatma konusunda erkeklere oran olarak çok yaklaştığını ortaya koyuyor. Yalnız kronolojik yaşa bağlı olarak erkeklerde üreme etkinliğinin azalmaya başlaması ve testesteron (üreme erkeklik hormonu) hormonunun orta yaşla (50 +) azalmasıyla erkeklerde ruhsal olarak yetersizlik duygusu başgösterir.

Bu nedenle erkek bu yaşlarda ruhsal dünyasındaki yetersizlik duygusunu cinsel olarak onarmaya çalışır. Bu yaşlarda erkek için kalite yerine, miktar öncelikli hale geliyor. Fark edilme ihtiyacında olan erkek, bu yaşlarda adeta aldatmak için zemin hazırlıyor. Bu dönemde kadınlar eşlerinin bu ruh hallerini ‘geçici bir fark edilme arzusu olarak’ değerlendirirse ilişkisini bitirmeden de bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilirler.

Ünlülerin fantezileri farklı

Hüsnü Şenlendirici, Mehmet Ali Erbil, Tamer Karadağlı, İbrahim Tatlıses gibi ünlü isimler toplumdaki birçok kadın tarafından arzulanan ve talep gören kişiler.

Ancak toplumdaki kadınların bu tutumu onların kendilerini seçilen, yani ‘edilgen’ hissetmelerine sebebiyet verebiliyor. Aldatma eğiliminde olmalarının en önemli sebebi ‘etken’ olma yani ‘seçen’ olma arzusundan kaynaklanıyor.

Diğer bir sebep ise şu olabilir: ünlü olarak toplumun geneli tarafından özel bir tutumla karşılanan bu ünlüler bir anlamda da ruhlarındaki sıradanlıkları ve ucuz yanları aldatarak ve çok eşli bir şekilde sağaltma eğilimi gösteriyorlar.

Ayrıca tanınmış sanatçılar toplumdaki diğer insanlardan çok daha farklı bir yaradılışa sahip olduklarından, cinsel fantezileri de toplumun sıradan insanlarından farklıdır. Bu nedenle cinsel fantezilerindeki renkliliği arttırma arzusundan da çok eşli bir yaşamı tercih etmiş olabilirler.

 

HABER: EYLEM KESKİN-MERVE ÖZAYTEKİN
[email protected]

[email protected]

7