Ali Kaptan Ali Rıza'nın yerine göz dikti!

a
a
Perşembe, 11 Kasım 2010 - 05:00

Kalp krizi diyorlar. Ama bana göre akciğer embolisi ya da anevrizma da olabilir. Neyse ne, bilmiyorum. Benim için önemli olan ortak bir “bedduanın” tutmuş olması. Öyle Bir Geçer Zaman ki izleyip de Ali’nin boynunun altında kalmasını istemeyen kimse yoktur sanırım. Benim asıl bedduam Carolin için geliyor her bölüm; bir de yeğenlerine köle çocuk muamelesi yapan o yenge karakterine. Onlar tutmadı ama Ali Kaptan’ın ki tuttu. Neyse; Ali’nin başına gelip kendisini komaya sokan hastalığından dolayı dizide son zamanlarda artan aksiyon, aynı zamanda bir korku unsuru da olacak. “Acaba, ota bota sinirlenir de kalbi tutar mı yeniden?” diye. Ama korkmamalı. Ali’nin en az 3 sezon öleceği yok; bu net. Hatta şu kadarını söyleyeyim 7 hafta sonra hayatımızdan top yekun gidecek Ali Rıza Bey’in yerini de alabilir. Ölmek bilmeyen ikinci süpersonik Türk kahramanı olarak...

Umut Yolcuları için bir umut

Benim temennim ne kadar etkili bilemiyorum ama posta kutuma gelen yüzlerce mailin sahipleri için taleplerini tekrar etmek zorunda hissediyorum kendimi. Star TV’de bu ülkenin çocuklarının dramını polisiye kurguda anlatan aklı başında dizi Umut Yolcuları sona ermesin lütfen.

[[HAFTAYA]]

Yayından kaldırılacağını adım gibi biliyorum. Hatta yapımcısının bile gözden çıkardığını. Ama dedim ya, okura bir vicdan borcum var. En azından onu ödemiş olayım.

Bırakın ellerini yıkamasın...

Behzat Ç. daha hijyenik olabilir mi? TV eleştirmeni olduğum için böyle ilginç sorularla da boğuşmak zorunda kalıyorum... Bugüne kadar Sır Dosyası’nı da hesaba katarsak en gerçekçi iki polisiyeden buz gibi gerçek olanı Behzat Ç. Hem roman karakterine sadık kalınarak hem de hepsi sonuçta birer insan olan polisi insan halleriyle resmederek. Evet bu ülkede tuvalete tespihle giren de var, ellerini yıkamayan da, söz konusu meslektaşları olunca alayını kollayıp, sıradan vatandaşın kafasını kıran da... Ama bunların hiçbiri Türk Polisi’ni kötü gösterme nedeni değil. Behzat Ç. gerçek bir insan hikayesi. Ve gerçeği hakikaten en doğru lisanla anlatıyor. Bırakalım elleri kirli kalsın, bırakalım ağzından küfür düşmesin, bırakalım bildiğin okusun. Steril polisiyeyle dolu ekranda gerçekleri olduğu gibi izleme hakkımıza sahip çıkalım. Daha iyi bir gün ve saatte yayınlanacağını umut ederek Behzat Ç. hep hayatımızda olsun isteyelim...

Dünya turnesine çıkıyorlar...

Eti Çocuk Tiyatrosu’nun 10. yıl gösterilerinden birkaçı Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamaya hazırlanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapıldı hafta boyu...

Tiyatro denince akılda olan markaların başında geldiği için neredeyse bütün gösterilerini yakından takip etmeye çalışıyordum. Nasip, bu kez yavru vatanda izlemekteymiş...

Tiyatro Çisenti ekibinin Eti Çocuk Tiyatrosu adı altında 10 yıl boyunca milyonlarca çocuğa ulaştığı ve her seferinde daha da artan performansı çok etkiledi beni. Bilmeyenler için bugün oyunculuğunu hayranlıkla izlediğimiz Şebnem Bozoklu başta olmak üzere çok sayıda ünlü oyuncunun o isim altında sahne tozunu yuttuğunu not düşelim. Pinokyo isimli oyunlarında Gepetto Baba rolünü oynayan eski deniz kaptanı ve bilge ağabeyimize bir kez daha hasta oldum...

Bir de hemen her oyunda oyuncu kadrosunu yalnız bırakmadan motive eden Eti yöneticilerinden Gülden Kanatlı Derbil’in gözlerindeki “çocukları mutlu etme” ışığına... Gün boyunca onlarca çocuğun yüzünü güldüren bu ekiple bir de akşam yemeğimiz oldu. Dünya çapında işler çıkarabilecek kadar azimli olduklarını gördüm. Ama bizde tiyatro dediğin o çapta algılanmayan bir şey maalesef. Belki de bu yüzden Eti Çocuk Tiyatrosu’nun yeni adresleri içinde Türkler’in yaşadığı bütün dünya ülkeleri var. Dilerim alkışları bol, sahneleri ışıklı olur hep...

Katil mide bulandırdı!

TRT, benim, bizim vergilerimizle ayakta duran bir kanal. Reklam gelirleriyle sayısı onlu rakamlara ulaşan kanallarından birini bile yaşatamaz hani... Neyse, mesele bu değil. Mesele bu ülkenin en karanlık tiplerinden birinin, uluslararası bir terör suçlusu ve gazeteci katilinin devletin ekranında kendi propagandasını fütursuzca yapabilmesi, yaptırılabilmesi... Kozmik Oda isimli programa konuk olarak çıkarılan Mehmet Ali Ağca, hiç de sağlıklı olmadığını düşündüğüm beyniyle karanlık anılarını anlattı önceki akşam. Ya kafası çok iyi ya da ciddi bir akıl hastalığının pençesinde olmalı ki Papa Suikastını bizzat derin Vatikan’ın örgütlediğini filan anlattı. Kendimi bir anda Dan Brown romanlarının herhangi bir psikopat karakterinin karşısında hissettim... Bu adam daha önce de Mesih olduğunu filan söylememiş miydi sahi? Yani ne elle tutulur bir haber değeri ne de izlerken dudak ısırtacak gerçekleri vardı Ağca’nın. Ciddi bir bulantı hissi yaratmaktan başka bir şey yapmadı o gece. Ve TRT bu çirkin görüntüyü bize (bizim paramızla) izlettirdi ya; daha da bir şey demem! Yazıklar olsun...