Ali Tezel, Yaprak Dökümü'nü izlemeli!

Cuma, 09 Nisan 2010 - 05:00

 Ali Tezel’i dinliyorum. Ne Yapmalı (Kanal D) soruyor, o anlatıyor. Bilmeyenler için onun bir sosyal güvenlik uzmanı olduğunu not düşelim. Mutlu bir emekliliğe ulaşılacak matematiksel yollardan filan bahsediyor...
Katsayılar, primler, ikramiyeler arasında hayal meyal bir yüz görüyorum. Çok hüzünlü. Göz ucuna asılmış damlayı da parmaklarıyla silmeye çalışıyor. Yüklü adam belli...
Sonra netleşiyor görüntü. Anam, Yaprak Dökümü’nün emekli kaymakamı Ali Rıza Bey’miş gördüğüm. Ali Tezel mutlu emekliliği anlatıyor, Ali Rıza ise mutlu emeklilik yoktur diye mırıldanıyor...
Ter içinde uyanmışım. “Klasik bir Yaprak Dökümü zehirlenmesi bu” diyorum kendime. Ali Rıza yine yollara düştü ya, his yapmışım akşamdan. Bu kadar matematiği Ali Rıza da yapmış mıdır zamanında diye geçiyor içimden...
Sonra meselelerin içinden çıkamaz haline bakıp, “Yapmamıştır” diyorum. “Yapsaydı, devlet memuru haliyle beş çocuk birden dünyaya salıp, ardından hepsinden ayrı bir kazık yemezdi” diye de ekliyorum...
Şimdi her ekranda mutlu emeklilik hesapları yapan Ali Tezel’e, iki bölüm Yaprak Dökümü izlettirsek, mesleği bırakır mı, bırakmaz mı? Yanıtını sizden bekliyorum!

Hepiniz mi meleksiniz yavrucuğum?
Şimdi bu kadar melanetten bahsedince her hangi bir Türk dizisinde hiç kötü bir şey olmaması, ana karakterlerin kanadını gizleyen melekler gibi ortalıkta dolanması da insanı rahatsız ediyor...
Biz öyle iyiliğe filan alışmamışız. Dizilerimizde ne kadar kötülük, ne denli entrika varsa o kadar mutlu oluyoruz. Reyting başka türlü gelmiyor çünkü...
Dağıtmayalım konuyu. Son birkaç haftadır Kapalıçarşı (atv) dizisinde herkes iyilik timsali. Sanıyorum çok yakında kanatlanıp uçacaklar. Dedim ya, alışmadığım için rahatsızlık duyuyorum. El çabukluğuyla bir Firdevs, olmadı Ferhunde sokun şu diziye, kurtarın bizi bu ıstıraptan...

Al sana unutulmaz!
Vallahi eğer unutulmaz bir şey arıyorsanız, önceki akşam Eda’nın kanama sahnesi uzun süre unutulmazlar arasında olacaktır...
Önceki akşam karnından kanayan bir anne adayıyla tanıştı Türk izleyicisi. Unutulmaz dizisindeki (atv) Eda kadınsal anlamdaki kanamasını göbeğinden gerçekleştirdi. Vurulmadı, bıçak yemedi ama kanadı. Kanaması gereken yerin otuz santim üstünden hem de... Zaten biliyorum. Bizi de bir ana filan doğurmadı. Leylekler getirdi. O yüzden Eda’nın kanayan yerinin göbeğinin tam da üstünde olması normal. Yakında ağzıyla değil kulağıyla konuşursa da şaşırmayın. Normal bunlar ya da tam tersi; unutulur sanılan unutulmazlar!

Prematüreydi dev oldu!
Meşru çocuk bulmuşuz üstüne atlamaz mıyım? İyi de dizilerde meşru çocuklar meşru yollardan doğmuyor ki, al sana yeni bir hüzün...
Ömre Bedel’de bebek dünyaya erken geliyor. Bu sıralarda tüm dizilere sirayet etmiş bir prematüre virüsü olmalı bu. Son kurbanı da Fox TV’nin dizisinde işte...
Neyse. İki gün kuvözde bekletip, sonra anasıyla birlikte eve yolluyorlar sabiyi.
Ne olduysa evde oluyor zaten. Yavru erken doğmamış sanki. Daha doğrusu üç günde beş aylık yol almış gibi... “Aha da bir toraman daha” diye düşünüyorum bir anda. Sadece bebeklerin değil, anaların da kursağından çekmeli şu genetiğiyle oynanmış besinleri... Yoksa bizim sinirlerle oynamaya devam edecekler. Üç günde, bir buçuk metre olan bebelerle. İnsanı çocuk yapmaktan soğutacaklar. Ne dersiniz?.

ZİRVE MESELESİ ÜSTÜNE!
Akın Öngör, bankacılık piyasasında duayen olarak anılan emekli genel müdürlerdendir.
Birkaç kez çeşitli konuşmalarını dinledim, verdiği röportajları da ilgiyle okudum... Genelde benden sonra tufan mantığıyla baktığımız hayata Benden Sonra Devam diyerek çentik atıyor yeni kitabında. Bir zirve karakterin anıları üzerinden memlekette unutulmaz olmanın izini sürüyorsunuz. Ve bir dakika, bunun televizyonla da ilgisi var...
Markalaşmış dizi ya da oyuncuların çoğu bir dönem sonra işletme körlüğüne yakalanıyorlar. Ve hatalarıyla silinip gidiyorlar kişisel tarihimizden... Belki böyle olmasın diye iyi niyetli bir tavsiyeyle öneriyorum kitabı şimdi zirvede olanlara ya da zirvede gözü olanlara.
Müthiş etkileneceklerini de ekleyerek!

Rıdvan sahipsiz mi?
Önceki gün serbest bırakılan Rıdvan Dilmen, telekulak çetesiyle ilgili ithamları Uğur Dündar’la Star Haber’de yanıtladı...
Uğur ağabeyi bir gün önce şoke eden gözaltına alınmasıyla ilgili Rıdvan suçsuz bulunduğunu söyledi ve ekledi; “Konuştuğunuz insanlara dikkat etmeniz gerekiyor”. Bu olayın bir yanıydı, öte yanda da ilginç bir detay vardı... Uğur ağabey de dahil neredeyse tüm medyanın “spor yorumcusu” olarak bahsettiği Rıdvan Dilmen, program yaptığı yayın grubunda “eski milli futbolcu” olarak tanıtılıyordu...
Sanki hiç spor yorumcusu olmamış, yorumlarıyla o kanala artı değer yaratmamış gibi. Sahipsizlik bu olmalı ya da fazlasıyla hesaplı bir ilişki diyelim bu duruma!