Alina Boz: Eskiden su siparişi bile veremezdim

‘Sevda’nın Bahçesi’nde Defne karakteri olarak karşımızda. Henüz 19 yaşında. Rus bir annenin, Türk bir babanın kızı olarak Rusya’da dünyaya geliyor. 7 yaşında İstanbul’a geliyorlar ve bir süre sonra çocukluk hayali olan oyunculuğa adım atıyor. Güzelliği ve yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri çeken Alina Boz ile dizi setinde buluştuk

08 Ekim 2017, Pazar 05:00
A A

Röportaj: Oya Çınar oya.cinar@posta.com.tr Fotoğraflar: Bahadırhan Erkoç Rusya’da doğmuşsunuz, anneniz Rus. Biraz hikayenizden bahseder misiniz? Moskova yakınlarında bir kasabada doğdum. Güzel bir çocukluk geçirdim. Arkadaşlarımla ağaçlara tırmanır, ormanda gezerdik. Oğlan çocuğu gibiydim. Şehirde değil köyde çocukluğumu yaşadığım için ayrıca mutluyum. 7 yaşındayken Türkiye’ye geldik. Geldiğimde hiç Türkçe bilmiyordum.

Nasıl öğrendiniz?

Nasıl öğrendiniz?

Kursa gitmedim, okulda öğrendim. Kısa sürede alıştım her şeye.

Bu güzellik kimden peki, anneden mi babadan mı?

Bu güzellik kimden peki, anneden mi babadan mı?

Sanırım anneme benziyorum daha çok. Herkes öyle diyor.  Kültürel olarak bocalama yaşadınız mı İstanbul’a gelince? Tam kişiliğim şekillenmeye başladığı yıllarda Türkiye’ye geldiğimiz için daha çok Türk kültürüne alışkınım. O yüzden oraya ziyarete gidince daha çok bocalıyorum. Burada arkadaşlarımla paylaşacak daha çok şeyim var.

TÜRKİYE’DE SOKAKTA YÜRÜRKEN RAHAT DEĞİLİM

TÜRKİYE’DE SOKAKTA YÜRÜRKEN RAHAT DEĞİLİM

Rusya’dan sonra Türkiye daha muhazafakar geldi mi? Eğitim disiplini olarak Rusya’da daha çok baskı var. Ama Türkiye’de kadınların durumunun daha zor olduğunu görüyorum. Kadın hakları konusunda ciddi sıkıntılar var. Sokakta yürürken rahat hissetmiyorum kendimi. Eskiden de çok elbise, etek giyen bir çocuk değildim ama burada daha dikkat eder oldum. Sürekli pantolon giyiyordum. Yeni yeni elbise giymeye başladım. Annem hep, “Kızım biraz da etek giy, kız gibi giyin” derdi, ben giyinemezdim.

Toplu taşıma araçlarını tercih ediyormuşsunuz öyle mi?

Toplu taşıma araçlarını tercih ediyormuşsunuz öyle mi?

İlk zamanlar öyleydi. Ehliyet alınca araba kullanmaya başladım. Hâlâ zaman zaman arkadaşlarımla biniyorum. Pratik oluyor. Çok güzel bir genç kadınsınız. Sokakta rahatsız edici bakışlar hissediyor musunuz? Zaman zaman oluyor. Ama çok kötü bir durumla karşılaşmadım. Zaten alıştım. Eskiye nazaran daha rahatım.

Güzelliğinizin hep farkında mıydınız?

Güzelliğinizin hep farkında mıydınız?

Hayır, hiç. Hatta 15-16 yaşıma kadar çok özgüvensizdim.  

Bu güzellikle... Şaka yapıyorsunuz herhalde?

Bu güzellikle... Şaka yapıyorsunuz herhalde?

Yok, çok ciddiyim. 17 yaşımdan sonra özgüvenim yerine geldi. Çok utangaç ve çekingendim. Nasıl oldu bilmiyorum ama bir şekilde aştım. Eskiden telefonda su siparişi bile veremezdim, düşünün. O derece özgüvensizliğim vardı.

Peki kendinizi Rus gibi mi hissediyorsunuz yoksa Türk mü?

Peki kendinizi Rus gibi mi hissediyorsunuz yoksa Türk mü?

Türk gibi, daha buraya ait hissediyorum. Bakış açısı olarak da Rusya’ya, Avrupalılara yakınım. Ama kültür olarak, dinlediğim müzikler, okuduğum kitaplar, sosyal çevrem... Her şeyimle Türk hissediyorum.

Oyunculuk nasıl girdi hayatınıza?

Oyunculuk nasıl girdi hayatınıza?

Rusya’dayken dedemle tiyatroya giderdik. İşin perde arkasını merak ederdim. Mutlaka kulisi de ziyaret ederdik. Annem bu ilgimi farkedip beni tiyatro kursuna yazdırdı. Sonra bir ajansa kaydoldum ve reklam, dergi çekimleri derken 2013’te ‘Cesur Hemşire’ dizisinde ilk rolümü aldım.

Tanınmanız daha çok ‘Paramparça’ dizisiyle oldu ama...

Tanınmanız daha çok ‘Paramparça’ dizisiyle oldu ama...

Evet, o yüzden ilk rolümü o dizide oynadığımı düşünenler var hâlâ.

Şimdi Kanal D ekranlarındaki ‘Sevda’nın Bahçesi’nde Defne olarak karşımızdasınız...

Şimdi Kanal D ekranlarındaki ‘Sevda’nın Bahçesi’nde Defne olarak karşımızdasınız...

Alıştınız mı karaktere? Çook. Seviyorum Defne’yi. Enerjik bir karakter yarattım. Defne’yi ilk okuduğumda çok sevmiştim. Bıcır bıcır, hızlı konuşan, annesiyle tatlı bir ilişkisi olan bir kız. Diğer yandan da tam bir direnişçi. Gerektiğinde yumruğunu masaya vuran, sevdiklerini sahiplenen bir kız. Sibel Can ve Emre Kınay’la oynamak başta gözünüzü korkuttu mu? Korkmaktan ziyade, ne kadar şanslıyım böyle bir kadroyla çalıştığım için diye düşünüyorum.

GEREKSİZ BİR SEVİŞME SAHNESİNDE OYNAMAM

GEREKSİZ BİR SEVİŞME SAHNESİNDE OYNAMAM

Oyunculukta kırmızı çizgileriniz var mı? Asla oynamam, yapmam dediğiniz... Ters köşe rolleri severim. Sadece Türkiye’de dizi çekerken dikkatli olmak gerekiyor. Tek kırmızı çizgim, reyting için yazılmış, duygusuz, ruhsuz sahnelerde oynamak. Gereksiz bir öpüşme ve sevişme sahnesinde oynamam. Kimse için kolay değil bu tarz sahnelerde oynamak. Önceki dizimde başıma geldi açıkçası. Hiç gerekli olmayan bir sahneydi. Sonra yönetmenimizle konuşarak çözdük durumu.

Ne güzel bu yaşta istemediğiniz şeylere net bir şekilde “Hayır” diyebilmeniz...

Ne güzel bu yaşta istemediğiniz şeylere net bir şekilde “Hayır” diyebilmeniz...

Dikkatli ve özenliyim. O zaman yaşım daha küçüktü. O diziye öyle bir karakter olarak girmemiştim. 15 yaşında bir kız çocuğuydu, sonra büyüdü, 22 yaşına geldi. Önceden kestirmemiz mümkün değildi tabii. Ha ama, duygu yüklü bir sahne çekiliyor bazen, izleyince “Vay be!” diyorsun. Ama o anlamı görmediğim zaman doğru bulmuyorum.

Özel hayatınız nasıl gidiyor, erkek arkadaşınız var mı?

Özel hayatınız nasıl gidiyor, erkek arkadaşınız var mı?

Genel olarak özel hayatım iyi gidiyor. İşim, ailem ve arkadaşlarımla çok mutluyum ama sevgilim yok.

Nasıl bir erkek gönlünüzü çalabilir?

Nasıl bir erkek gönlünüzü çalabilir?

Zekasından etkilenebilirim. Samimiyet, içtenlik çok önemli.

Çirkin bir adama aşık olabilir misiniz yani?

Çirkin bir adama aşık olabilir misiniz yani?

Tabii ki. Çok duygusalım. O yüzden karşımdaki insanın iç dünyası nasıl göründüğünden çok daha önemli.

‘HAYAL KISITLAYICI’LARI SEVMiYORUM

‘HAYAL KISITLAYICI’LARI SEVMiYORUM

Batıl inancınız var mı? Batıl inançlı değilim ama inançlı bir insanım. Kadere inanırım. Bir şeyin olacağı varsa mutlaka olur. En sık kullandığınız kelime? Hayırlısı...

Nasıl bir insana tahammül edemezsiniz?

Nasıl bir insana tahammül edemezsiniz?

Atıp tutanlardan, başkasının başarısından rahatsızlık duyanlardan ve moral bozanlardan rahatsızlık duyarım. Hayalimi paylaştığımda heveslendirmek yerine önümü kesmeye çalıştıklarında rahatsız oluyorum. Onlara ‘hayal kısıtlayıcı’ diyorum ben. Gerçekçi bir insanım ama hayallere de inanırım.

Henüz erken ama, evlilik ve çocuk fikrine nasıl yaklaşıyorsunuz?

Henüz erken ama, evlilik ve çocuk fikrine nasıl yaklaşıyorsunuz?

Kim istemez evlenip yuva kurmayı, güzel bir aile olmayı. Yanında seni destekleyen bir eşinin olmasını... Şu an çok erken ama ileride isterim tabii. Dizi dışında nelerle meşgulsünüz? Lise bittiği için bu yıl biraz rahatladım. O da her şeye yansıdı. Şimdi üniversiteye başlayacağım. Kadir Has Üniversitesi’nde tiyatro okuyacağım. Bir yandan onun heyecanı var. Bir yandan İngilizce eğitimime ağırlık verdim. Keyifli gidiyor her şey. Çok mutluyum.