Almanlar yetenek görsün biraz

a
a
Çarşamba, 10 Kasım 2010 - 05:00

Yetenek Sizsiniz Türkiye’nin (Show TV) ilk seçmeleri Almanya’daki “Küçük Türkiye” diyebileceğimiz Berlin’de yapıldı. Önceki akşam dikkatle izledim. Jüride (Ali Taran, Hülya Avşar, Acun Ilıcalı) değişen bir şey yoktu. Diyaloglar, yarışmacı seçme kriterleri ve aralarındaki şakalaşmalar bıraktığımız yerden devam etti... Ama Almanya için çok da “oldu” diyemeyeceğimiz bir televizyonculuk meselesi de gözümüze çarptı. Prodüksiyon neredeyse yerlerde, özellikle de ses düzeni hakikaten çok kötüydü... Batı’daki bazı televizyon operasyonlarını görünce bizim memleketteki yapım işlerinin geldiği noktayı alkışlamamak mümkün değil.

[[HAFTAYA]]

“Keşke” diyorum, “Acun koca bir programı oraya götüreceğine, Berlin’i buraya getirseydi de yarışmanın tadına varsaydık.” Belki maliyetli olurdu evet ama, elin Alman’ı da TV işi nasıl yapılırmış görürdü. Yeteneksizsiniz diyelim oradaki TV profesyonellerine...

Kadınları da anlamak lazım!

“Kadınları Anlama Kılavuzu” ekranın alışık olmadığı işlerden biri. Cine 5’in hayata geçirdiği bir içerik. En yakın benzeri, Umutsuz Ev Kadınları ismiyle Amerika’da yıllardır oynuyor... Bizdeki hali daha çok ucuza getirilmiş bir drama (dizi) tadında. Fakat oyunculuklar ve konular hakikaten ucuz değil. Önceki akşam bir kadının ayrılık üzerine çekebileceği acının her türünü hem içim burularak hem de gülerek izledim. Güçlü hisler bıraktı bende...

Üstelik anladığım kadarıyla senaryo doğaçlama yürüyor. Yine ilklerin kanalı olma iddiasını sürdürüyor Cine 5 sonuçta. Yeni sahibi için etkin ve maliyeti düşük çeşitleri vitrine sürerek...

TMSF ekran pazarı işini iyi öğrendi diyelim. Televizyonculuğun bazen işletme maliyetini yönetmek olduğunu dosta düşmana gösteriyor. Helal olsun vallahi...

KOCA BİR AĞIT!

Aşk Bir Hayal dizisinden (atv) aklımda kalan tek detay sahneler değiştikçe sesine abanılan “Aheyyy aheyyyy” türünden ağıt çığlıkları. Dizi boyunca akan gözyaşlarına bu ağıt havasını da ekleyince hakikaten çekilir olmaktan çıkıyor hikaye. Ama sanırım bizim izleyici farklı düşünüyor olmalı ki dizi hâlâ kalabalık bir kitleyi topluyor ekranın başına. TV izlerken acı çekmekten hoşlanan kaç millet varız acaba şu dünyanın üstünde?

Ayılar nereye gitti?

Sekiz yıllık birliktelik bitti. Okan Bayülgen ile Zaga Band ya da bilinen isimleriyle “Ayılar” müzik grubu arasındaki iş birliği sona erdi... Nedenleri üzerine kimse konuşmuyor. Ama gördüğüm kadarıyla Okan bir hayli buruk. Meseleyi kendisine sormak yerine yapımcı Reyhan Tüysüz’e sordum. Sakin konuştu. Hatta umut filan da verdi. “Elbette barışırız” dedi ve umuda göz kırptı. Ayılar benim Kurtuluş’tan komşularım. Ve hakikaten halis müzisyen nefis insanlar. Neredeyse de Okan’ın tüm programlarında vardılar... Disko Kralı’nda (Kanal D) dikkatimi çeken bu ayrılık bir an önce biter de neşemizi buluruz umarım. Ekranın da Okan’ın da bu türden ayılara ihtiyacı var!

Tak o gözlükleri Bilal

Koyu Bilal anladığım kadarıyla gözlükleri çıkarıp attı. Hani Geniş Aile (Star TV) kadrosuna güneş gözlükleriyle attığı o imza bir süre rafa kalktı anlaşılan. Fırat Tanış’a, bir magazin programında söylediği gibi lensler de çok yakışıyor olabilir. Ama ne bileyim, Bilal’i koyu kılan gözlükler olmayınca çıplak izliyormuşum hissine kapılıyorum başarılı oyuncuyu... Ezginin Günlüğü’nün o ünlü şarkısında olduğu gibi; “Eksik bir şeyler var” Bilalciğim, tak o gözlükleri...

YUH DİYELİM!

Uydu’da yayın yapan Mixx isimli kanal çöpçatanlık (bu en hafif tanımıdır) işini resmen anıyla şanıyla ekrana taşıyor... Önceki akşam bir hanım kızımız kendine SMS yöntemiyle partner arayan gençlerin telefonlarını ekranda anons ediyordu ki, “Memleket hakikaten gelişti” diye geçirdim içimden... Bir SMS karşılığı bir hayat arkadaşı. Ne dersiniz hakikaten pratikleşmiyor mu hayatımız. Ne diyelim, “Yuh” diyelim!

Muhafazakar magazin olur mu?

Önce başlıktaki sorunun yanıtını verelim; Olur, bal gibi olur! İyi Seyirler, muhafazakar olarak bilinen STV’nin ilk magazin programı denemesi. Ve şu kadarını söyleyeyim ki, bağırtı çağırtı, fonda bas bas müzik filan olmadan da izletebiliyor kendini... Elbette ki program sunucusu Fırat Paşayiğit’in oyuncu kökenli olması ve yetenekleri işi izlenilir kılıyor. Ama dertleşme halimizde söylediği “kanalı ‘öteki’ kabul edip küçümsemek” meselesi çekimleri zorlaştırıyor... İyi Seyirler ekibi, kanal ismini telaffuz edince bazı kesimlerden kabul görmüyor anladığım kadarıyla. Fakat işin içine girince, makul ölçülerde bir magazin çekmenin de izlemenin de mümkün olduğunu görüyor seyirci... Uzatmayalım; İyi Seyirler’i keyifle izliyorum birkaç zamandır. Ve muhafazakar bir kanalın çıkardığı kaliteli magazin işine mesafeli durmanızı istemiyorum. Bir bakın, beğenmezseniz, üstü kalsın!