Altın Koza'ya Yılmaz Güney damgası

a
a
Pazartesi, 27 Eylül 2010 - 05:00

Bir hafta adını anmamışlar ama ödül gecesi hep onu andılar! Yılmaz Güney’den bahsediyorum ve 17. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapanış gecesinden. Altın Koza’ya başvuran 40 filmden 10’u yarıştı bu yıl. Bu on filmin içinde Susuz Yaz’dan yıllar sonra Berlin’de Altın Ayı’yı kazanıp Türkiye’ye getiren Semih Kaplanoğlu’nun Bal’ı, Levent Semerci’nin büyük ses getiren Nefes’i, katıldığı her festivalde ödüllendirilen Büyük Oyun, Beş Şehir ve ilginç bir çalışma olduğu kulaklara fısıldanan Kavşak favorilerdendi. Netekim! ödüller açıklanmaya başlandığında bu filmlerin adı geçmeye başladı.

[[HAFTAYA]]

Işıl Özgentürk başkanlığındaki jüri, zaman zaman iki kişi arasında paylaştırdığı ödülleri, adı geçen bu filmlerin sanatçılarına dağıttı. Yani “Non Surprise!” Berlin’de büyük ödülü kapmış ve Oscar’a yürüyen Bal’ın SİYAD’ın da en iyi film ödülünü almasını onur ödüllü sinema yazarı Atilla Dorsay, “Ah çok şaşırtıcı oldu!” diye dalga geçerek açıklarken uluslararası bir festivalde büyük ödülü almış bir filmin bir başka festivalde yarıştırılmasının ne kadar doğru olduğu da tartışma konusu oldu. Ya burada hiç ödül almasaydı ne olacaktı? Ya da burada olduğu gibi büyük ödülü alınca öbürlerinin önünü kesmiş olmadı mı? Sinema sektörünün içindeki bir arkadaşım, benim bu safiyane itirazımın geçersizliğini ve Kaplanoğlu’nun Adana’ya başvurmasının nedeninin tamamen duygusal olduğunu hatırlatıverdi: Berlin’de ve pek çok büyük festivalde para ödülü sadece desteklenmesi gereken gençlere veriliyor. Büyük ödülün sadece adı ve onuru var. Oysa Adana’da büyük ödül 250 bin TL ve yapımcının da şan şöhret kadar paraya ihtiyacı var, hele vizyona giren filmin gişe yapmadığı da hatırlanırsa.

Nur Sürer hatırlattı

Aslında geceye damgasını vuran ödüllerden çok bu şehrin sinemacısı Yılmaz Güney oldu. Nur Sürer ödül vermeye geldiğinde her zamanki dobralığıyla Festival Komitesi’ne sitem ederek Adana’da Yılmaz Güney’in bir filminin bile gösterilmemesini eleştirdi ve büyük alkış aldı. Zaten Umut Veren Erkek Oyuncu ödülünü ‘Kavşak’ filmindeki rolüyle alan Umut Kurt da “Adımı Yılmaz Güney’in filminden almıştım, ilk ödülümü de onun şehri Adana’da aldım” diye büyük ustaya selam yollamıştı. Sürer’in ardından herkes Yılmaz Güney’in adını anıp alkışı garantiledi. Ama en şaşırtan açıklama devleti temsil eden Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema ve Telif Hakları Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Ülger’den geldi: “Yılmaz Güney Türk sinemasının ak yüzüdür. Yılmaz Güney’den korkacak bir şey yok, bizim onurumuzdur, gururumuzdur!” dedi, yetmedi Adana Belediyesi’ni de şimdiye kadar Yılmaz Güney adına bir kültür merkezi yapmamış olmalarından ötürü eleştirdi. Belediye Başkan vekili MHP’li Zihni Aldırmaz da “Yapımı sürmekte olan iki kültür merkezinden birinin adı belli oldu!” deyince devlet ve yerel yönetim katında da Yılmaz Güney açılımı yolunu bulmuş oldu! Ödül töreni sonrasında verilen kokteylde sağıma soluma bakınır ve niye hiç “meşhur” yok diye hayıflanırken bir de ne göreyim: Yılmaz Güney! Adını çok andık, iyi saatte olsunlar, hayırdır inşallah derken, çevirdim adamı, “Siz Yılmaz Güney’in akrabası filan mısınız?” dedim harbiden! Alakası yok ama bu benzerliğin keyfini sürer, her festivalde beyaz ceketiyle ortaya çıkar, bir kaç günlüğüne de olsa beylik yaşarmış emekli işçi Ethem Akpolat. Benzemek ama nasıl! Yılmaz Güney görseydi, himayesine alırdı.

Gençlere ödül var para yok

Altın Koza’ya ilk kez geldim, genç sinemacılara bir çok ödül vermelerini pek takdir ettim. Sinema profesörü Oğuz Makal’ın önerisiyle 1983’den beri başlatılan bu ödüllere bu yıl tam 113 film başvurmuş, ne kadar yol açıcı. Ama onun dışında keşke biraz daha ünlüler olsaydı, keşke biraz daha ilgi. Her festivalde olduğu gibi yine kimse ne giyeceğini bilememişti, parmak arası terlikle sahneye çıkan da oldu, beyaz tuvaletle çıkan da. En iyi kadın oyuncu ödüllerini paylaşan iki kadın sanatçınınki ise en güzeli. Biri siyah elbise mavi ayakkabı giymişti, biri mavi elbise siyah ayakkabı! Güzel rastlantı.

Onur Konuğu Yunanlı

Festivalin onur konuğu Yunan yönetmen Theo Angelopoulos’a da kariyer ödülü verildi. Angelopoulos, “Kariyer ödülünü kabul etmiyorum. Çünkü ben kariyerimi henüz tamamlamadım.” Angelopoulos kendisini merakla dinleyen izleyicilere bir fıkra anlattı ve “sonuna kadar, sonuna kadar sinema diye bağladı sözlerini.