Amerika İran ile savaşırsa daha mı iyi olur?

a
a
Cuma, 28 Mayıs 2010 - 05:00

Batı basını Türkiye’yi yaylım ateşine tutuyor. Gerekçe şu; efendim Ankara Tahran’a düzenlenecek bir saldırıyı engellemeye çalışıyormuş. Bu nedenle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İran lideri Mahmud Ahmedinejad ile sarmaş dolaş olmuş. Türkiye “Avrupa’ya sırtını döndü, İsrail’i yalnız bıraktı ve yüzünü Ortadoğu’ya çevirdi” deniyor.
Amerika ve İngiltere’de yayınlanan gazetelerde Tayyip Erdoğan ve onunla birlikte hareket eden Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva yerden yere vuruluyor.
Amerika’nın en etkili gazetelerinden The New York Times’ın ünlü yazarı Thomas Friedman da Türkiye’nin İran ile ilişkisini sert şekilde eleştiren bir yazı yazdı.
Eleştirilere haksızlık demek hafif kalır.
Bu açıkça ikiyüzlülük ve kıskançlıktan başka bir şey değil. Dünyadaki pek çok ülke Türkiye’nin bölgesinde giderek etkisi artan bir ülke olmasını şaşkınlıkla izliyor.
Türkiye sadece İran ile olan krizin önlenmesi için mi çaba gösteriyor? Aynı şeyi Gürcistan ile Rusya arasındaki savaşın önlenmesi için de yapmadı mı? Başbakan Tayyip Erdoğan, krizin tırmanmaya başladığı günlerde Moskova’ya giderek Vladimir Putin ile görüşen ilk lider olmuştu. Türkiye bu tavrını Amerikan gemilerinin Karadeniz’e çıkışını engelleyerek de sürdürdü. Eğer o gemiler Montrö Anlaşması’nı zorlayarak Karadeniz’e girseydi bugün Washington ile Moskova arasında hiç istenmeyen bir sıcak çatışma söz konusu olabilirdi. Türkiye çok akıllıca davranarak bu ihtimali önledi.
Ankara benzer yöndeki gayretlerini Filistin ve İsrail arasındaki sorunların çözümünde de gösterdi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yoğun çaba harcayarak, en zor zamanlarda Ankara’da Filistin ve İsrail devlet başkanlarını bir araya getirdiğini ne çabuk unutuyorlar.

Balkanları ne çabuk unuttular?
Türkiye bir daha aynı masaya oturamayacağı düşünülen Boşnaklarla Sırpları bir araya getirerek de aynı şeyi yaptı. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun göreve geldiği günden bu yana en çok ziyaret ettiği yer Balkanlar oldu. Davutoğlu bu bölgeyi Türk dış politikasının önceliklerinden biri olarak belirlemeseydi, Bosna ve Sırbistan’ı barış masasına oturtamazdı. Eğer Türkiye’nin Balkanlar’da tansiyonu düşürmeye yönelik adımları olmasaydı Kosova meselesi bugün yeni bir çatışma nedeni olabilirdi. Türkiye’nin şimdilerde İran konusundaki çabalarını eleştirenler o dönemlerde Bosna’da yaşanan katliamları da izlemekle yetiniyordu!
Benzer örnekleri Afganistan’dan Afrika’ya kadar çok farklı alanlara yaymak mümkün. Batılı ülkeler, Türkiye’nin aktif katkısı olmadan dünyanın önemli coğrafyalarında barışa katkı sağlayamıyor.
Şöyle bir hafızamı zorladığımda Avrupa Birliği’nin son dönemde dünyanın hiçbir bölgesinde dişe dokunur bir iş başardığını hatırlamıyorum.
Bu nedenle söz konusu ülkelerin Türkiye’yi İran konusunda suçlamalarını kabul edemiyorum.
Türkiye ve Brezilya gibi ülkelerin çabalarını küçümseyenlere ben şunu soruyorum; eğer Amerika veya İsrail ile İran arasında bir sıcak çatışma yaşanırsa ya da İran ambargolarla iyice köşeye sıkıştırılırsa dünya daha mı güvende olacak? İran ile Batı arasında yaşanacak büyük bir krizin sonrasında işler iyice kötüye giderse, Avrupa ekonomisi dünyada oluşacak yeni sarsıntıya dayanabilecek mi?